​ ‘Ghost in the Shell 1-2’deki teratoloji 1 / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '11

 
Kategori
Sinema
 

‘Ghost in the Shell 1-2’deki teratoloji 1

‘Ghost in the Shell 1-2’deki teratoloji 1
 

google imaj


Teratoloji 

 

Teratoloji ucubelerle uğraşan bilim dalıdır. ‘Ucube’, doğal insan bedeninden çok farklı biçimlerde oluşmuş bedenlere verilen addır. Cücelerin pek ucube sayılmadığını ve dolayısıyla ‘ucube’ deyiminin göreli bir sınır taşıdığını anımsatalım. 

 

İkinci Sanayileşme’nin Teratolojisi 

 

İkinci Sanayileşme’nin 9 öncü altkültürü vardır: 

 

1. Bilgisayarcılık 

2. Genetikçilik 

3. Nanoteknolojicilik 

4. Ölümsüzlükçülük 

5. Robotçuluk 

6. Siberuzaycılık 

7. Siborgculuk 

8. Uzaycılık 

9. Yapay Zekacılık 

 

Nasıl ki Birinci Sanayileşme’de makinalaşma, birçok ucube şehir efsanesi / sanat eseri yarat(tır)mışsa (‘Frankenstein’, ‘Jekyll-Hyde’, vd), bunlar da birçok ucube şehir efsanesi yaratmıştır (‘Tetsuo’, vd). 

 

Ölümsüzlük zaten insanlık tarihinin en önemli ucube kent efsanelerinin yaratıldığı (ab-ı hayat, vd) konu olagelmişken, bunlara robotların ve yapay zekaların insanlardan daha zeki olması, siberuzayın gerçek Evren’den daha engin bir yer (yersizlik? / metafiziklik?) olması gibi uzantılar da eklenmiştir. 

 

İkinci Sanayileşme’nin henüz 50. yılında olduğu düşünülürse, bu efsanelere daha yenilerinin ekleneceğine kesin gözüyle bakabiliriz. 

 

Biz şimdilik, bunlardan yalnızca birisine odaklanacağız. 

 

‘Ghost in the Shell 1-2’ 

 

Önnot: Okurların 2 filmi seyrettiğini ve 1 metni okuduğunu varsayıyoruz: ‘Ghost in the Shell 1-2’. 

 

Dişi robokop Motoko, önceden ‘hack’lenmiş gibi, gaipten gelen seslerle konuşur; sonra erkek yazılım yapay zekayla, kendi istemeden, onun zorbalığıyla sentezlenir; en sonunda da gövdesini terkedip siberuzaya sıçrar. 

 

Dişi robokobun her evrim momenti birer ucubeliktir. Ucubelikten ucubeliğe sıçramak, hele donanım ucubelikten yazılım ucubeliğe sıçramak öyküsü, bilindiği kadarıyla başka kurmaca ve henüz gerçek bir örneğe sahip değildir (ama her ikisi de var olabilir ve yakın gelecekte olacaktır da). 

 

Burada aslında ucube olan durum, dişi robokobun sürekli ucube olduğunun bilincinde olması, ucubelikten kurtulmak için yaptığı her sıçramanın, onu yeni bir ucubeliğe taşımasının, biyolojik açıdan bakılınca olağanlığıdır. 

 

Biyolojide mutasyonlar dizisinde, kalıcı olmayan ara durumlar sürekli vardır. Diğer bir deyişle, şempanzenin ‘homo sapiens sapiens’ olması da, en az 10 ara adımda gerçekleşti ve sona kalan sonul moment oldu, diğerleri Yeryüzü’nden silindi. 

 

(Böyle bir zorunluluk gerçekte yok. Ön-insan(lar), şempanze ve bonobolar yaklaşık aynı coğrafi bölgede, uzun süre birlikte yaşadı. Homo Sapiens ile Neanderthal Adam da Avrupa’da öyle oldu.) 

 

(Dişi robokobun asıl / birincil gövdesini yitirince, karaborsadan ona bulanan çocuk bedeninden yazılım enginleşmesine nasıl sıçradığı, ‘Kabuktaki Hayalet 1, 5’un konusu olabilir.) 

 

(Burada yönetmenin çocuk ve oyuncak bebek üzerine serbest çağrışımlar denemesinin, ‘Kabuktaki Hayalet 3’ün, bunlar artı hayvan zekası üçlemesi üzerinden zihinsel / kültürel gergef işleyeceği kesin, çünkü ikincinin sonunda, böyle bir mesaj açıkseçik olarak veriliyor.) 

 

‘Kabuktaki Hayalet 1’in yapıldığı anda, ‘Kabuktaki Hayalet 2’yi öngörmediğini kabul ederiz. Ancak, aradan 10 yıl geçip de, ikincisi yapıldıktan sonra, ikisinin ardışık öykülü olarak algılandığını da kabul ederiz. 

 

Sorumuz şu: 

 

Dişi robokop ucubelikten kurtulabilir mi? 

 

Soru şöyle de sorulabilir: 

 

Birinci ucubelikten ikinci ucubeliğe geçildikten sonra, ucubelikten kurtulmak istenebilir mi / istenir mi? 

 

İkinci öykünün sonunda kadın erkeğe diyor ki: ‘İzle Beni’... (Kapanış jeneriği şarkısı: ‘Follow Me’. Müzik: Rodrigo’nun ‘Gitar Konçertosu’.) 

 

Ondan önce de ona fısıldıyor: ‘Bizim bölgemize girdin.’ (Bu, hem ucubelerin bölgesini, hem de ‘Animatrix’lerden birindeki, kendi kendine oluşmuş, yerçekiminin işlemediği, Matrix’sel süreksiz / paradoksal bölgeyi akla getiriyor: Yazılım dünya ile donanım dünya, bazı kısadevrelerde (süreksizliklerde) kesişir artı ucube 2 dünya da bazı kısadevrelerde kesişir.) 

 

Kadın bilimkurgu yazarı Ursula Kroeber Le Guin’in ‘Mülksüzler’inde en uca giden beyin bir erkekken; erkek bilimkurgu film yönetmeni Mamori Oshii’nin ‘Ghost in the Shell 2’sinde en uca giden beynin bir kadın olması, 2000-2010 global momentinde patriyarkal-matriyarkal ucubeliğinde ve poliyalektiğinde çok özgün bir örnek oluşturuyor. (Bu da başka bir metnin konusu.) 

 

Kadın robokop daima öteyi (meta-, transandental) arıyor. Buluyor da... Ancak; birinci öykünün sonuda, yok etmek istediği geçici / tali karşısav, onun arzusuna hilafen, onunla sentez üretirken; ikinci öykünün sonunda, o asıl karşısavı olan (giderek robotlaşan ve insanlıkta / hümanizmde yolunu / tao’sunu yitirmiş) Batu’yu (Fransızca’da ‘savaş’ anlamına geliyor) yalnızca kendisini izlemeye çağırıyor. 

 

Bu bir demokrasi midir? 

 

Kadın-erkek arasında demokrasi olabilir mi? 

 

2 robot arasında demokrasi olabilir mi? 

 

Ucubelerin demokrasisi olur mu? 

 

İnsanların demokrasisi olur mu? 

 

Hiç oldu mu? 

 

Tao / transandental / öte demokrat mıdır? 

 

Aranot: Eğer insanlar hakkında konuşuyorsak, herhangi 2 grup varsa ve bunlar arasında bir demokrasi işlemiyorsa, kimin kimi yeneceği belli olmaz; yani diğer bir deyişle, normallerin ucubeleri öldürme hakkı olduğu denli, ucubelerin de normalleri öldürme hakkı vardır. Barbarlara uygarlık götürdüğünü sanan büyük devletlerin sonunu ve kendinden ufak tefek gördüğü Homo Sapiens Sapiens’i küçümseyen Neanderthal Adam’ın sonunu, bu ilkeyi gözden kaçırmak getirmiş olabilir. 

 

Yeniden Teratoloji 

 

Kılsız bir beden kıllı bedenli evrim momentine göre, bir ucubelikti. 

 

2 ayak üzerinde kilometrelerce yürümek, 4 ayaklılığa göre bir ucubelikti. 

 

Yağlı ter yerine, sulu ter de bir ucubelikti. 

 

Ucubeliktiler, çünkü bir öncekiler bir yerzamanda çoğunluktu. Ne zaman ki ikinci küme kendi bağımsız çoğunluğunu oluşturdu, artık ucubelikten değil, 2 ayrı türden söz ediyor olduk. 

 

İkinci Sanayileşme’nin benzeri bedensel, zihinsel, kültürel dönüşümlerinn ucube kabul edilişlerini daha çok sanat eserlerinde izliyoruz. Çünkü sanatçı normal insana göre bir ucubedir: Kafka’nın deyimiyle derisizdir, ‘daha önce ve daha kuvvetli hisseder’. 

 

Burada ucubece olan durum şu: Ne Oshii’nin, ne de filmlerin esin kaynağı olan çizgiromanların çizerinin ve senaryo yazarının ucube olmadığına eminiz. Yani; normaller ucubelik yaratırken, ucubeler de normallik yaratibiliyor. 

 

Bu biraz da matematikteki şu duruma benziyor: Birileri i sayısını icat eder. Başka birileri de onu beş benzemez koşullar için kullanır. Bu sırada epeyi mekan-zaman değişmiş olabilir ve mucit ölmüş olabilir. 

 

İşte biz de, ‘Kabuktaki Hayalet 1-2’ler üzerinden, tasarımcılarının akıllarına bile gelmeyecek bambaşka düşünce referansları tasarlıyoruz. 

 

Bunlardan biri de, aslında kurmaca olan film kahramanlarını, gerçek insanlar gibi, kültürümüz içinde irdelemek. Ortaya çıkan imgelemler, bize çok önemli gelecekbilim ipuçları veriyor. Örneğin, ölümsüz olmanın birçok olumlu ve olumsuz yanını, daha ölümsüz olmadan öğreniyoruz. 

 

Kurmaca kişi Motoko, kabuğumuza ve hayaletimize bir kez daha bambaşka gözlerle bakmamızı sağlıyor. 

 

Sonuç 

 

İkinci film öyküyü öyle bir yere savurdu ki aynı çizgide üçüncü bir filmin yapılamayabileceğini düşündüğümüzü daha önceden yazdık. Ancak bu metinde irdelenen konular çerçevesinde, belki 10 tane daha yeni film yapılabilir ve bunlar, dizi haline getirilmiş örneğin çizgisinden bambaşka yolda olur. 

 
Toplam blog
: 2216
: 514
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..