- Kategori
- Sinema
"Güz Sancısı ve bir fotoğrafın düşündürdükleri"

Geçenler de izlediğimiz “Güz Sancısı” filmi 6 – 7 Eylül olaylarını yeniden hatırlattı bize…
Bize bizden gizlenen tarihi aktardı…
Okulda öğretilen resmi madalyanın diğer yüzünden yavaş yavaş yansıyan, neredeyse yarım asırdır çözülemeyen utançla anılan bir tarih bu…
Filmde kısaca konuya zengin bir toprak ağasının milliyetçi oğlu Behçet ve karşı komşusu Rum kızı Elena arasındaki ilişkiler üzerinden aktarılıyor...
Kıbrıs olayları patlak vermiş. Milliyetçi geçinen gençler sürekli Rumların yaşadığı mahallelerde olaylar çıkarmaktadır. Eylemler daha çok bir dernek tarafından yürütülmektedir. Behçet siyasette kendine yer edinmek için bu tür olaylara karışmakta dernekle yakından bir bağ kurmaktadır. Bir gün siyasette yükseldikçe kendinin batığının farkına varır. Bütün dostları onu terk etmiştir. Kendini bir boşlukta hisseder ve karşı komşusu Elena’ya âşık olur. Elena ya duyduğu sevgi onu Rumları anlamaya iter. Behçet artık kendini sorgulamaya başlamıştır. Ancak olaylar büyüyerek devam etmekte ve bazı kötü niyetli insanlar devletten güç alarak milleti ayaklandırmaktadırlar.
Film böyle devam ede dursun benim asıl tıkandığım nokta filmden sonra yayınlanan fotoğraflardan biridir.
Bu fotoğrafta, bir araba üstünde bulunan, gözü dönmüş yağmacıların elerinde Türk bayrakları ve bir kaçının tuttuğu Fatih Sultan Mehmet portesi ile verdikleri pozdur.
Bu insanlar acaba elerinde tutukları zatın daha 1453’de İstanbul’un fethinden sonra “cana mala ırza dokunma” dediğini biliyorlar mıdır?
Bu yaptıklarının yıllar sonrası bir utanç gibi anılacağını, yüzyıllardır kardeşçe geçinen bir toplumun arasına nifak soktuklarını, insanları evlerinden, kardeşlerinden, işlerinden ve ülkelerinden etiklerini kendi ülkelerine kara çaldıklarının farkındalar mıdır?
6-7 eylül olaylarının bize gösterdiği, Fatih’in resimleri başlarda taşınsa da, onun aziz hatırası ve bize bıraktığı nasihatler, 500 yıl sonra vatansever geçinen kişilerce ayaklar altına alındığıdır.
Türkiye bu olayları tekrar yaşamamak için, vatandaşlarını bilinçlendirmeli ve tarihiyle yüzleşmelidir. Halkını, birtakım ucuz siyasetlerin ve karanlık aktörlerin peşinde sürüklememeli, bu topraklarda yaşayan insanların hoşgörü ve saygıyla yüzlerce yıldır yaşadıklarını hatırlatmalıdır.
Güz Sancısı gibi filmler bence faydalıdır geçmişini iyi kötü bilen genç ayakların geleceğe daha sağlıklı ve sağlam bir adım atmasını sağlar. Geçmiş hiçbir zaman tekerrür etmez eğer geçmişten ders yeterince alındıysa…