​ "Hımmm...Öyle miii?" / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

"Hımmm...Öyle miii?"

"Hımmm...Öyle miii?"
 

"Ancak, uzun bir zaman sonra, alayın zayıf insanlara özgü bir protesto olduğunu anladım." *

Yaptığımız işlerle burun kıvırıyor. Bizi eleştirip, kendince doğru olanı söylemek yerine alay etmeyi tercih ediyor. Yapılan işlerde beğenmediği tarafları, olması gereken tarafları hiç bir zaman söylemiyor. Dudağının kıyısında o çok sinir bozucu gülümsemesini takınıp en keskin en kırıcı sözleri bir bir yığıyor masalarımızın üzerine. İşi neden o şekilde yaptığımızı anlattığımız vakit "Hımmm... Öyle miii?" diyerek başlıyor ve dudağının kıyısındaki o çarpık gülümseme ile öylece bakıyor. Tek bir kelime söylemiyor. Sadece küçümsediğini gösteren bir tavır sergiliyor. Bu gerçekten çok anlaşılmaz ve mantıksız. Dahası sinir bozucu.

Ona yapılan işin nesini beğenmediğini sorduğumuz vakit bize verebildiği çok da işe yarar bir yanıtı yok. Alay etmeye devam ediyor. Alay ediyor ama bozuk olduğunu söylediği işin düzeltilmesi için en ufak bir çaba da sarfetmiyor. Bizden daha tecrübeli, belki işi daha iyi biliyor fakat bunları bizimle paylaşmıyor. Kimbilir belki de işin nasıl olması gerektiği konusunda en ufak bir fikri yoktur? Ya da işi aslında beğeniyordur da bizim anlayamadığımız bazı sebepler nedeniyle kötü olduğunu söylüyordur. Onun aklının içine giremediğimiz için bunu asla öğrenemeyeceğiz.Sadece bazı tahminlerde bulunulabilir. Ve bu tahminlerde bulunmak insanın hem sinirini bozuyor hem de yoruyor. Gerçekten tuhaf...

Onun bu davranışları üzerine uzun uzun düşündüm. Sorun kişi ile ilgili değil. Sorun genel olarak bu tür davranış biçimiyle ilgili. Çünkü alay etmeyi zekasını ve bilgisini ortaya koymak sanan pek çok insan hayatımızın her yanında var ne yazık ki. İşin tuhafı bu "çok zeki" "çok akıllı" ve "herşeyi bilen" bu insanlar o kadar kızdıkları, tepki duydukları, beğenmedikleri işlerin hiç birinin bozuk, eksik taraflarının düzeltilmesinde bir rol oynamıyorlar. Tek yaptıkları kendi hoşnutsuzluklarını karşıdakini incitir biçimde dile getirmek ve egolarını bu şekilde tatmin etmek. Kendi zekalarını kendilerine kanıtlamak, alay ettikleri kişilerin üzerlerine basarak başlarını gökyüzündeki bir yere taşımak. Tüm yaptıkları bu. Bu hiç de insani değil. Alay etmek eleştirinin bir türü değil çünkü. Alay etmek yalnızca alay edenin egosunu besleyen bir tavır. Bu kimin işine yarayacaksa? Ya da neyi düzeltip güzelleştirecekse? Gerçekten çok tuhaf...

Bu tavrı hiç bir zaman anlayamadım. Çünkü doğru olanın, yanlış yapılan bir işin yanlış olan taraflarını söylemek düzeltilmesi için yapılacaklar hakkında önerilerde bulunmak ve işin el birliği ile en iyi noktaya getirilmesi olduğuna inandım hep. Çünkü bu çok insanca ve kabul edilebilir. Eleştiri ve alay etmek arasında dağlar kadar fark var. Eleştiri iyi niyetle yapıldığında ve hatayı yapan kişi bu iyi niyete gerçekten inandığında işler daha da kolaylaşıyor ve yanlış olan düzeliyor. Alay edildiğinde ise hatayı yapan inciniyor, alay eden kendi zekasını ortaya koyduğunu sanırken kendini küçültüyor ve yanlış olan hiç bir şey düzelmiyor. Tam aksine herşey daha da kötüye gidiyor.

Bu yüzden eleştri ve alay arasındaki farkı çok iyi bilmek ve olaylara yapıcı, uzlaşmacı bir biçimde yaklaşmak gerekiyor. Birbirimizin hatalarını düzeltmezsek dünya başka türlü nasıl düzelebilir ki? Hatalara ve yanlış bulduğumuz durumlara karşı tavrımızı düşünmemiz gerekiyor. Bu nedenle Knowles'in cümlesi belki de bir başlangıç noktası olabilir. "Alay, zayıf insanlara özgü bir protestodur." Nokta.

* Bir Başka Barış-John Knowles Syf:31
RESİM: Fernando Botero

 
Toplam blog
: 408
: 1090
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..