- Kategori
- Sosyoloji
"Kadın Kimliği"

Toplumda en büyük sancıların kaynağı olduğuna inandığım temel sorun "kadın" kimliği;
Geçmişten günümüze farklı dönemlerde binbir çeşit benzetmeye konu olmuş, toplumsal hayatta ikinci plana atılmış, gelenek ahlak din üçgenine sıkıştırılıp baskı altına alınmış ve "kadın" tanımı yapılırken bile, kadınlar dışında herkesin fikrine danışılmış olan bir kadın kimliğinden bahsediyorum. Bizlere atfedilen bir kadın kimliğinden...
Hemen hemen bütün kadınlar bugün aynı dertten muzdaripiz. Hepimiz yaftalandığımızdan dem vurup günah keçisi arar olduk. Bunu yaparkense kimliğimize ayna tutmayı unuttuk. Biz bu tanımın ortaya çıkışının neresindeydik? Erkek egemen topluma karşı meydanlarda bir araya geldik, bizden daha zor durumda olduğuna inandığımız hemcinslerimizin sesi olmak için mücadele ettik. Fakat biz bu mücadeleye zannımca çok yanlış yerden dahil olduk. Mesele fiilen bir araya gelip birilerine ceza kesmek değildi çünkü.Bizim asıl meselemiz aslında önce kendimizleydi. Yetiştirilme tarzımız,içinde bulunduğumuz toplum,yaşadığımız şehir,ailemiz baştan sona karakterimize etki eden büyük parçalardı.Çocukluğumuzdan beri büyüyüp gelişirken,gelişip değişirken özgürlüğümüze vurulan her zincire ne kadar direnç gösterebildik ya da direnç göstermek için ne kadar çaba sarfettik? Yoksa o zincirlerin bir halkası da biz miydik? Ben işte bu noktada pek çok kadının kendini halka konumuna indirgediğini düşünüyorum.Varoluşumuzun asıl amacını sorgulamaksızın bir erkeğe ait olma, bir erkek için varolma düşüncesi beyinlerimize inceden işlenirken biz kimseye dur dememiştik,diyememiştik.
Küçük birer kızken bile gittiğimiz düğünlerde gelinlik giyme hevesindeydik, sonra biraz büyüdük, büyürken bir şeyler aramaya başladık ve malesef aradığımız tek şeyin hayallerimizdeki gibi bir adam olduğunu sandık. Gelecekte avukat, mühendis, doktor, öğretmen değil uğruna ölüp bittiğimiz adamın evinin kadını, çocuklarının annesi olmalıydık. Biz işte bu kadardık,bir erkeğin bize değer atfettiği kadar vardık! Süslü evlerimizde kocamıza ve çocuklarımıza bakıp yalnızca onların mutluluğuyla mutlu olabileceğimize inandık çünkü biz mutluluğun anlamını hiç sorgulamadık.Karşımızdaki adamı tanımak için harcadığımız zamanın ve enerjinin yarısını kendimizi tanımak için harcasaydık bugün kadın kimliği atfedilmiş değil,tırnaklarımızı kazıya kazıya bizim kazanmış olduğumuz bir kimlik olurdu.Artık neredeyse her insanın temel özelliklerinden biri olan karşı tarafı suçlama eğiliminden ve çözüm değil sorun odaklı yaklaşımımızdan sıyrılamadığımız müddetçe de bu kimlik yüzyıllardır olduğu gibi üzerimize yapışıp kalmaya devam edecek.Bizler her şeyden önce kendimizi tanımalı ve anlamalıyız.İlla ki bir yola çıkmak hevesi içindeysek o yol önce benliğimize giden yol olmalı.Nasıl bir karakterimiz var,neler yapmaktan hoşlanırız,nereleri gezip görmek isteriz,kimlerle bir arada olmayı severiz? Dünyada tükettiğimiz zamanın sonunda dönüp baktığımızda nasıl bir hayat görmek isteriz?
BEN KADINIM; saygı görmek isterim,varlığımın bütünüyle kabul görmesini beklerim.Yaşadığım hayat; annemin,babamın,sevgilimin,arkadaşlarımın,akrabalarımın ya da toplumun bana biçtiği hayat değil BENİM İSTEDİĞİM hayattır! Tercihlerim benim tercihlerimdir, yaşadıklarım benim yaşamaya karar verdiklerimdir. Ben aklımla, ruhumla, bedenimle, inançlarım ve amaçlarımla bu dünyada varım, varolmaya da devam edeceğim. Kadından yönetici olmaz, o iş kadın işi değil, sen dur karışma,onu yapamazsın, bunu giyemezsin, şuraya gidemezsin gibi limitler benim değil bunları üretenin limitidir,herkes kendi çizgisinde yaşasın.Ben yönetici olmuyorsam,bir işe girişmiyorsam,bir şeyi yapmıyorsam,o altında ne olduğunu merak ettiğiniz kadar beyninizin içinde ne olduğunu merak etmediğiniz eteği giymiyorsam ya da bir yere gitmiyorsam bu ancak ben istediğim içindir! Çoğunuzun bir haber olduğu sevgiden de,saygıdan da,sadakatten de,ithal ahlak anlayışınızı reddederek kendi oluşturduğum ahlak anlayışımdan da nasibimi aldığım ve kendime bir omurga ortaya koyabildiğim için bugün sizin bütün bu limitlerinize karşı çıkıyorum.Tüm kadınlardan da mücadelelerine önce zihinsel anlamda "gerçekten" başlamalarını bekliyorum.