- Kategori
- Ekonomi - Finans
'Kahpe' ama yine de güzel!

Dünyamız ve bölgemiz irili-ufaklı çatışmaların kan gölünde boğulmakta. Balkan dağlarından Afgan vahasına, Afrika paftasından Bağdat kapısına her çeşitten çatışma, insanoğlunun sadist ve mazoşist yanlarını depreştirdi… Bir yanda devlet katlarında organize edilen savaşlar, diğer yanda yerel düzeyde silah-eroin-altın ticareti ekseninde silahlanan gruplar. Genel şiddet ortamı öylesine semizleniyor ki; suç işleme yaşı düşerken, suçluluğu yeniden üreten alanlar alabildiğine genişliyor.. Paris'in varoşları boşuna patlamıyor, öz-kıyımlar durduk yerde artmıyor.. İnsan kaçakçılığı ve organ ticareti, mafyanın merkez-kentlileştiği ortamda gelişiyor…
Ağlatısı buralarda da "parası" kimde bu dünyanın?: Petrol, doğalgaz rezervleri bazı devletlerin, kara para ve mafyasal gelirler de bazı terörist gruplarının tahsilatında. Yoksulluktan terör, adaletsizlikten hukuksuzluk ürüyor. ABD'nin inekleri için bir günde ayırdığı 2.5 dolarlık sübvansiyon dünyanın önemli bir bölümü için günlük yaşam gelirinden fazla.. Çin'de milyonlarca kadın "resmen" kayıp.. Motorlu taşıtlar her iki saniyede bir can almakta.. Memleketimiz de dahil sağlıklı içme suyundan yoksun nice köy bulunmakta… İşte adaleti böyle bir dünya!..
Hey gidi koca ve kahpe dünya! Barış, özgürlük, demokrasi umut dallarının Bosna'da, Somali'de kırıldığı, aydınlığın Madımak Otellerinde kundaklandığı bir evren… Kahpe ama yine de güzel mi dersiniz?.. Küresel servetin büyük ellerde toplandığı, bilim ve teknolojinin tekelleştirildiği, savaşa, silaha olan iltifatın gölgesinde emeğin ve onurun sövüldüğü dünya!. Ayrımcılığın, ırkçılığın Mölnn'den Solingen'e hortladığı, Kıbrıs'a bir nefeslik gerçek(ve hakça) barışın haram sayıldığı bir döner top. Finans kartellerinin uluslara birliği, yanlı(ş)enformasyonun toplumlara dirliği, çok gördüğü bir panayır aynası.
Evet bir hayli kahpe bir dünya! Ama yine de güzel… Önemli olan onu moral değerlere koşut olarak ayakta tutabilmek; sürdürülebilir bir yaşamı etkin kılmak, bunun için de hak ve adalet kavramlarını ete kemiğe büründürmek… Nasıl mı? İşte birkaç öneri:
Güvenlik ve özgürlüğü bir diğerine feda etmeyen, kalkınma ve demokratik işleyişi bir arada değerlendirebilen bir anlayış geçerli kılınmalı. Dünyanın borç-alacak ilişkisi yeniden ele alınmalı; özellikle yoksullar açısından üstesinden gelinemez borçlar önemli ölçüde affedilmeli. Sermayenin dramatik hareketleri izlenmeli ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmeli. Yıllardır BM'nin bir Ekonomik Güvenlik Konseyi kurmasını savunurum. Bu gerçekleşmeli, ama o arada gelişmekte olan ülkelerin de uluslar arası kuruluşlarda karar sürecine katılımı adilleştirilmeli. Türkiye'de ve her yerde sosyal sorumluluğunun bilincinde vatandaşlar demokrasisinin önündeki pratik ve fiili engeller (eğitim, siyasete ve kararlara katılım ve ekonomik) sistemin modernizasyonu temelinde mutlaka aşılmalı. Barış, özgürlük, demokrasi idealleri gerçekten yaşanılmalı ve yaşatılmalı.
Tabii bunlar yapılsa bile yoksuldan alıp varsıla verirken sabretmeyi öğreten, olmadık felaketleri şölen ayinleri gibi gösterip şükretmeyi öğütleyen düzenek hemen değişmez. Ama hiç değilse isteğe bağlı kahpelik görüntüsü gider yerini gayrı-iradi hafifmeşrepliğe bırakır. Kim bilir belki bir gün aslına rucu eder de ilk doğduğu kadar da saflaşır. Sonra da ondan, hakkaniyet duygusuna sahip, üretken çocuklar doğar. Ve o çocuklarla unutulur acılar, o çocuklarla kutsanır bütün bu yaşanmışlıklar ve yine onlarla kurulur yeni dünyalar… Yazım eski, dileğim taze...