- Kategori
- Siyaset
"Kim kimle koalisyon kurar?"
2015 Genel Seçimleri öncesi elde kâğıt, kalem, hangi partinin yüzde kaç oy oranı alacağı hesaplarını yapanlar, şimdi de kimin kimle, hangi partinin diğeri, diğerleri ile hükümet kurabileceğine dair papatya falı tutmakla meşguller. Araştırma şirketlerinin seçimler ile ilgili değerlendirmeleri yayınlanırken, haber metninin bir yerlerine “…bir önceki seçim sonuçlarını yüzde bilmem kaç farkla tahmin eden falanca şirketi yetkilisi” ifadesini koymanın haberin inandırıcılığını artırdığına inanılan bir ülkede, seçim sonuçlarını/koalisyona girecek partileri ucundan kıyısından olsun tutturmanın siyasî istihareye yatana popülarite kazandırdığı kuşkusuz. Ayrıca, koalisyon analizlerinize “parti yetkililerinden edindiğim izlenim” “yazılmamak kaydıyla bana söylenenler” türünden ifadeler yerleştirir ve bir şekilde tahmininizi tutturabilirseniz de yaşadınız demektir.
Gelecek hafta, en kallavi tartışma programında, en popüler koltuğa oturacağınıza garanti verilebilir; siz konuşurken ekranın altına “siyaset bilimi uzmanı” yazacağına da kesin gözüyle bakılabilir. Benim gibi sizin de, hangi partilerin uzlaşarak hükümet kurabileceklerine dair alem-i ervah’tan kulağınıza bir şeyler üfleyecek ak sakallı, beyaz elbiseli, nur yüzlü dedeleriniz yoksa; kendi partileri içerisinden, yazılmamak kaydıyla dedikodular aktaracak, adını açıklayamayamayacağınız tanıdıklarınız da hiç olmadıysa yazıya şimdi başlayabiliriz. İl başta, Türkiye’de koalisyonlar ilgili, elimizde, cebimizde duranları masanın üzerine çıkarıp koyalım bakalım! 1- Bugünlerdeki koalisyon tartışmalarını bir kenara koyarsak, Cumhuriyet tarihinde koalisyonlar siyasi tarihimizde üç dönemde ortaya çıkmıştı. (Bu konu ile ilgili ayrıntılı sayılabilecek tasnif için “Türkiye’nin Koalisyonlar Dönemleri ve ‘Dördüncü Koalisyon Dönemi’ Üzerine” başlıklı yazıya bakılabilir.) Kolisyon dönemlerinde (özellikle ilk iki dönemde) yan yana gelen partilere bakıldığında, koalisyonların hep “birbirine yakın” partiler arasında değil, aksine, yan yana gelmesi bile düşünülemeyecek partiler arasında gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Bu bilgi, bugünün koalisyon tartışmalarında da göz ardı etmememiz gereken bir “temayül”dür. Kasım 1961’de 26. Hükümet ile başlayan Birinci Koalisyonlar Dönemi, CHP liderliğinde AP desteği ile kurulmuştu. 1961’in AP’sinin, 27 Mayıs Darbesi’nin ardından DP’nin devamı olarak kurulan ve ismini de cezaevlerindeki DP’lilere “adalet” isteyenlerden aldığını da unutmamak gerekiyor. Dönemin CHP’si ise 27 Mayısçılarla kol koladır. Bir başka ifade ile darbenin “mağruru” CHP ile “mağduru” eski DP’lilerin (ve onlar için adalet istyenlerin) partisi AP’nin kuracağı bir koalisyon hiç de “beklenen” ve “olması umulan” bir kolasiyon değildi. Benzer şekilde, İkinci Koalisyonlar Dönemi’ni başlatan 37. Hükümet, yani Ecevit’in CHP’si ve Ebakan’ın MSP’si arasındaki koalisyon da politik olarak birbirlerine yakın partilerin kurdukları “olması muhtemel”, “beklenen” bir koalisyon değildi. Kasım 1991’de kurularak Üçüncü Koalisyonlar Dönemi’ni başlatan Demirel ve (Erdal) İnönü’nün 49. Hükümet’i ilk ikisi kadar şaşırtıcı olmadı; ama 49. Hükümet’ten sonra çeşitli şekillerde hükümet kuran Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi, Refah Partisi ve SHP (ve devamı olan CHP) arasındaki koalisyonlar da ilk iki koalisyon dönemlerindeki kadar değilse de beklenmedik ve olağandışıydılar. Yukarıdaki küçük özet, bugünün koalisyon tartışmalarına ışık tutabilmesi amacıyla yapıldı. Geçmişte öyle oldu diye, bugün de böyle olmak zorunda değil, ancak, Türkiye’de koalisyonlar her zaman birbirlerine siyasi olarak yakın partiler arasında gerçekleşmiyor; tarihimiz bunun zıt örnekleriyle doludur. 2- Bugüne kadar siyasi tarihimize damga vurmuş üç koalisyonlar döneminde kurulan neredeyse tüm koalisyon hükümetlerinden beklenen ya da koalisyonu oluşturan hükümetlerin kendi siyasi niyetleriyle, bu hükümetler görevi devrettiklerinde tahsil edilen siyasî sonuçlar hiçbir zaman uyum içerisinde olmamıştır. Farklı dönemlerde tesis edilmiş farklı farklı koalisyon hükümetlerinden birçok örnek verilebilir. Sadece birini seçerek belirtmek gerekirse, 1991’de DYP-SHP hükümeti kurulduğunda hiç kimsenin aklına, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vefat edeceği, Süleyman Demirel’in onun yerine Cumhurbaşkanı, Tansu Çiller’in de Demirel’in yerine DYP Genel Başkanı ve 50. Hükümet’in Başbakanı olacağı gelmezdi; gelemezdi de. Ne koalisyonu oluşturan partilerin böyle bir siyasî niyeti vardı ne de kamuoyunda böyle bir beklenti. 3- Cumhuriyet döneminin her üç Koalisyonlar Dönemi de sadece bir hükümetten, tek bir koaliyon hükümetinden ibaret olmadı.
Cumhuriyet tarihinin koalisyon hükümetleri pratiklerini “Koalisyonlar” “Dönemleri” şeklinde adlandırmaya çalışmam da bu yüzdendir. Ne Birinci Kolasiyonlar Dönemi sadece İsmet inönü’nün 26. Hükümeti’yle (CHP-AP) ne İkinci Koalisyonlar Dönemi Bülent Ecevit’in 37. Hükümeti’yle (CHP-MSP) ne de Üçüncü Koalisyonlar Dönemi Demirel’in 49. Hükümeti’yle (DYP-SHP) sınırlı kaldı; her bir periyottaki koalisyonu yeni bir koalisyon takip etti; koalisyonlar Türkiye’yi dönemsel olarak ziyaret etti. 4- Bir noktanın daha alıtını çizelim. Her bir Koalisyonlar Dönemi’nin perdesini aralayan ilk koalisyonlar uzun ömürlü olmadı; 1961’den günümüze her bir Koalisyonlar Dönemi’nin ilk koalisyon hükümetinin ömrü yaklaşık 2,5 yılı aşmadı. O da sadece DYP-SHP koalisyonuna nasip oldu. Birinci Koalisyonlar Dönemi’nin ilk koalisyon hükümetinin ömrü yaklaşık 7 ay (20 Kasım 1961 – 25 Haziran 1962) İkinci Koalisyonlar Dönemi’nin ilk koalisyon hükümetinin ömrü yaklaşık 10 ay (26 Ocak 1974 – 17 Kasım 1974) sürdü. Üçüncü Koalisyonlar Dönemi’ni başlatan DYP-SHP Koalisyon Hükümeti ise yaklaşık 2,5 yıl (20 Kasım 1991 – 16 Mayıs 1993) görev yapabildi. Koalisyonlar ile ilgili olarak tartışacaksak, yukarıda dört maddede özetlenen hususları da dikkate almak zorundayız. Ancak unutmamak gerekiyor ki, tarihte hiçbir şey kendisini aynı şekilde tekrar etmiyor; ayrıca bir şeyin geçmişte var olmuş olması ile onun bugün de benzer şekilde tezahür etmesi arasında bir nedensellik bağı kuramayız. Ancak bu, geçmişte gerçekleşmiş olanların, bugünün tartışmalarına ışık tutmayacağı anlamına da gelmiyor. Bu sınırlılıkları dikkate alarak elimizdekileri özetleyerek bitirelim: Yakın bir tarihte kurulacak hükümet, şu an için yanyana gelmeleri hiç umulmayan partiler arasında (da) olabilir; hangi partiler arasında kurulacak olursa olsun, yeni hükümetin siyasî hedefleri ya da ona yüklenen siyasî misyon ile bu hükümetin tahsil ettikleri arasında oldukça büyük farklar olduğunu daha da daha önceki deneyimlerimizden (yani tarihten) biliyoruz. Muhtemeldir ki, kurulacak bu yeni hükümet de kısa ömürlü olacak ve yerini yeni bir koalisyon bileşimine bırakacaktır.
Mete K. KAYNAR