​ "2015 seçimlerinde seçmenin verdiği mesaj!" / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '15

 
Kategori
Siyaset
 

"2015 seçimlerinde seçmenin verdiği mesaj!"

Kusura bakmayın böyle bir mesaj yok! Olamaz da! Yazımın başlığı “saçma sapan”dır! “yalan”dır! “uydurma”dır! Buram buram “popülizm” kokar! Yok, popülizm bile demeyelim buna! Seçimlerden çıkartmak istediğim sonuçları, kendi değerlendirmelerimi, analizlerimi “benim”, “bana ait” yorumlar, değerlendirmeler, analizler olmaktan çıkararak kutsal “seçmen”e –sizlere- havale etmek, bu değerlendirmeleri tartışmasız doğrular gibi sunabilmek (öyle ya, seçimler yoluyla verilen bu mesaj! mübarek “seçmen”in tartışılmaz iradesidir, “millî irade”dir ne de olsa) için uydurduğum bir zırvalıktır!
 
Yukarıdaki başlık, seçimlere ve seçim sonuçlarına ilişkin olarak kendi analizlerimi, umutlarımı, mesajlarımı size, sanki sizlerin mesajıymış gibi sunmak, sizi aldatmak için uydurulmuş bir başlıktır! İzin verin, seçim sonuçlarının alınmaya başladığı saatlerden şu günlere kadar, birçok tartışma programında, gazete makalesinde, sosyal medya değerlendirmelerinde yüzlerce, hattâ binlerce defa geçen bu “seçmenin mesajı” değerlendirmelerine biraz daha yakından bakalım. Sadece Türkiye’de geçtiğimiz ay gerçekleştirilen 2015 seçimlerinde değil, dünyanın hiçbir ülkesindeki hiçbir seçimde, “seçmen” adı verilen “homojen” bir kitlenin, seçimlerden önce oluşmuş “yeknesak” bir “niyeti” seçimler aracılığı ile bir yerlere “mesajladığını”, bir yerlere göndermeye gayret ettiğini söyleyemeyiz. Neden? 1- Bir kere “seçmen” adı verilen “homojen” bir kitle yoktur. Seçmen, belirli bir iradeye sahip, somut bir siyasî özneyi değil; yasalar önünde oy verme hakkında sahip olduğu belgeli siyasî öznelerin çoğul toplamlarını ifade eder. Bundan öte hiçbir anlamı yoktur. Seçmen sadece “sen”sin seçim sonuçları ise “sen”in iradenin –“sen”lerin iradelerinin- “kolektif” tezahürüdür; önceden niyetlenilmiş bir mesajın aktarım mekanizması değil. 2- Seçmenin homojen olmaması üzerinde daha ayrıntılı konuşmak gerekiyor. Kimi analistlerin, gazete yazarlarının, “uzman!”ların, verdiği mesajı çözmeye çalıştığı bir “seçmen”in yokluğu, onun sadece “birey”lerden mürekkep kolektif bir topluluk olmasına indirgenemez. Evet, birinci maddede belirtmeye gayret ettiğim gibi, seçmen denilen bir siyasî özne yoktur, seçmen(lik) gerçek siyasî öznelerin hukuk karşısındaki konumundan (hukukun tanımladığı kriterlere uygun olduğu tasdiklenmiş; böyle bir hakka sahip olduğu seçmen kütüğüne kaydedilerek belgelenmiş insanlar, özneler toplamından) fazla bir şey değildir. Ancak seçmenin heterojenliğini anlatmak için bu da yeterli değildir. Seçmen homojen değil, heterojendir. Onun heterojenliği, sadece gerçek bireylerin, gerçek siyasî öznelerin toplamını ifade etmesinden kaynaklanmaz; aynı zamanda farklı iradelerin, amaçların, güdülerin, sâiklerin toplamı olduğunun da altını çizer. Şöyle özetlemeye çalışayım: Seçmen sandığa tek ya da belirgin bir mesajı iletmek için gitmez. Çünkü böyle bir mesajı iletebilecek müşahhas bir “seçmen” olmadığı gibi, oy kullanan bireylerin (seçmen) oy kullanma sâiklerini de tek bir nedene bağlayamayız. Örneğin bu seçimlerde AKP’ye oy veren ya da bir önceki seçimde AKP’ye oy vermişken 2015 seçimlerinde bu partiye oy vermek yerine başka bir partiyi tercih eden kişinin (seçmen) niyetini, o seçimin sonuçlarından yola çıkarak tahmin edemeyiz. Bu kişinin iradesi (örneğin 2011 seçimlerinde AKP’ye oy vermişken 2015 seçimlerinde başka bir partiye, örneğin HDP’ye ya da MHP’ye oy veren kişinin siyasi iradesi) hakkında hiç ama hiç konuşamaz mıyız? Onun oy verme davranışındaki bu değişiklik hakkında hiçbir şey söyleyemez miyiz?
 
Kişilerin oy verme davranışları ve bu davranışlardaki dönüşüm ve değişim tam bir bilinmezlik perdesi arkasında mıdır? Elbette değildir. Çeşitli araştırma teknikleriyle donatılmış alan araştırmaları yoluyla, kişilerin siyasî davranışları ve bu davranışlarındaki değişimler üzerine bilimsel veriler toplamak ve bu veriler ışığında çeşitli değerlendirmelerde bulunmak elbette mümkündür; ancak partilerin genel seçimlerde Türkiye genelinde aldıkları oyları bir önceki seçmlerde aldıkları oylarla kıyaslayıp “seçmenin mesajı” üzerine ahkâm kesmek asla mümkün değildir. 3- Özetleyerek devam edelim: (Madde 1): Seçmen adı verilen müşahhas bir siyasî özne yoktur; olmayan bir öznenin bir mesajıda yoktur. (Madde 2): Türkiye genelinde partilerin aldıkları oyları alt alta yazıp, onu bir önceki seçimlerdeki oy oranları ile kıyaslayarak seçmenin verdiği mesajla ilgili derin “analizlerde” bulunmakla, boş kahve fincanındaki şekillerden hareketle “üç vakte kadar karşınıza çıkacak orta boylu, kumral” damat/gelin adayını beklemek aynı şeydir: Hoştur, lâkin boştur! Gelelim üçüncü maddeye: Seçmenler farklı siyasî, entik, dinsel, mezhepsel, cinsel… katmanlardan oluşurlar. Toplum dediğimiz heterojen çoğulluğu oluşturan her bir farklılık ve bu farklılıkların birbirlerine eklemlenerek oluşturdukları alt çoğulluklar hesaba katılmadan seçim sonuçlarının toplumsal izdüşümleri üzerine konuşmak eksiktir. Hele hele, bunu “seçmenin mesajı!” gibi büyük laflara bürüyerek söylemek için ya hinoğlu hin olmak ya da su katıksız “apdal”! olmak gerekmektedir. 4- “Seçmenin seçimlerde verdiği mesaj!” ile ilgili olarak yazanların, konuşanların geri zekâlı olmadığı aşikâr. Aklımızda tutmamız gereken son nokta da bu. Oy veren bizlere (bana) verdiğim mesajın ne olduğu anlatmaya çalıştıklarına göre, ortada garip bir şeyler olmalı. Mesajı ben (seçmen) verdiysem, verdiğim mesajın ne olduğunu niye senden öğreneyim! Telefonunuzdan bir arkadaşınıza mesaj yazdığınızda bu mesajın aslında ne anlama geldiğini size yorumlamaya çalışan başka bir arkadaşınıza nasıl davranırsınız? Eğer benim (“ben”ler toplamı olarak seçmenlerin) böyle bir “mesaj” kaygım yoksa, şöyle diyeyim, telefonumu cebimden çıkarıp arkadaşıma bir mesaj atmadıysam, ama birileri mesaj attığımı söylüyorsa telefonumu kim kurcaladı? Arkadaşıma “ben” mesaj atmadıysam mesajı kim attı? Gerçekten mesaj atıldı mı? Telefonunuza sahip çıkın! Birileri telefonunuzdan attığınız mesajlarla ilgili size nutuk çekmek istiyorsa, ya o mesajı size çaktırmadan, sizin adınıza kendisi yazmıştır? Ya da ortada mesaj falan yoktur; yalan söylüyordur? Benden söylemesi…. Mete K. KAYNAR
 
 
Toplam blog
: 38
: 70
Kayıt tarihi
: 08.02.15
 
 

Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü. Doç. Dr.  Özgür Üniversite ..