- Kategori
- Gündelik Yaşam
"Kış Güneşi, Mutluluk, Huzur, Heidi"

Kar yağdığında, hele ki kocaman lapa lapa yağdığında, içimdeki çocuk çok seviniyor karın hayatı nasıl da zorlaştırdığını unutarak. Hah işte öyle durumlarda iyiki büyümemiş içimdeki çocuk diyorum, ellerimi açıp avucuma düşen kar tanelerini izlerken.
Kış var yaşadığım şehirde, sıcaklık eksilerde, günler kıpkısacık, erkenden akşam oluveriyor. Hava şartlarından dolayı ulaşım bayağı aksamakta.. (güzel Allahım karda kışta dışarda kalanlara yardım etsin)
Hava ayaz mı ayaz, sabah evden dışarı adım atar atmaz yüzüme çarpan keskin bir soğuk var lakin, güneş değdi mi gözümün gördüğü her yere, herşey olağanüstü bir şölene dönüşüyor o zaman işte. İşte o zaman, mutluluk yeni bir sabaha uyanmanın güzelliği yanında bir de bembeyaz sabahlara uyanmakta diyesi geliyor insanın. Kar ve güneş ikilisi bir araya geldi mi mest oluyoru ben. Ve sayısız şükürler ediyorum bana bu küçük şeylerle mutlu olabilme fıtratı veren ve bu küçük şeylerin bahanesiyle içime yeniden yeniden yaşama sevincini düşürene yaradanıma diyorum her defasında.
Eee madem kıştayız üstelik yılbaşına da sayılı günler kaldı, evde de yeniyıl hazırlıkları yapma vaktiydi bal kuzularla dün akşam. Mutluluk; süslemeyi seven bünyemi coşturan, rengarenk yılbaşı süslerini türlü türlü nesneleri alıp ağacın orasına burasına iliştiren bal kuzuları izlemekte, sevinçlerini güzel yüzlerinde seyreylemede, ve yine şükreylemedeydi varlıkları için.

Kış günlerini yaşadığımda, çocukluğumda izlediğim Buz pateni yarışmaları, çok sevdiğim çizgi film HEİDİ ve bayıldığım19. yüzyıl gelir aklıma hep. Küçükken soba yanan evimizde bıkmadan usanmadan bakardım ateşin muhteşem rengine. Ve hemen her resim çizdiğimde bulmaya uğraşırdım o renkleri , o parlak mavi, parlak turuncu, kırmızı, sarı ve pembe renkleri de bir türlü bulamazdım o muhteşemliği. Ve mutluluk çok şükür ki; sıkıntılar aralanırken gözlerim güzellikleri görüyor gene diyebilmekte. Şükürler olsun üstümüzdeki kara bulutları dağıtan ve bizi görecek kıvama getirene. Sayısız şükürler olsun hem de.

Ne çok severdim Heidi'yi...eğitici, yardımlaşmayı, sevgiyi, hoşgörüyü, dostluğu anlatan çocukluğumun çizgifilmini...
.
Hatırlayınca bir huzur, bir sıcaklık duydum! Heidi’nin gülüşü ve kırmızı yanakları gözlerimin önüne geldi. Heidi; içten, dost canlısı, yardımsever, duygusal, mutlu, pozitif ve neşeli bir çocuktu, Alp Dağlarında huysuz dedesi ile birlikte mutlu mutlu yaşardı… Dur bir araştırayım bakalım, teknolojinin nimetlerinden faydalanayım belki yeniden izleme şansım olur.
Ve günün şiiri Uğur MUMCU'dan...
Bugün hiç yazı yazmasam diyorum,
gitsem bir dağ başına kır çiçekleri toplasam,
bunları bir demet yapsam
desem ki bu çiçeğin adı ''Erdem'',
bunun adı ''Onur'',
bunun ''İnanç''...
Biraz yorgunluk alsın diye bir şiir daha; İlhan Berk'ten
Pencereye oturmuş gelip geçenlere bakıyor
Sen de bak diyor bana
Bak insanlar geçiyor
Ben sıkıldım mı insanlara bakarım
Hiçbir şeyim kalmaz
Hiçbir şeyimiz kalmıyor.
Her iş bunun gibi ruhum
Bir kadın bir adam aynı şeyi yapıyor
Ben birazdan kalkıp Sirkeci'ye gideceğim
Sevgilim trene binip gidecek
Bir zaman hiç güneş doğmayacak sabah olmayacak, bir zaman
dünyada değilmişiz gibi korkacağız.
Bunlar hep olacak ruhum
Bir gün bakacağız İstanbul güzel
Ondan sonra her gün İstanbul güzel.
Eskiden çok eskiden bu dünya daha bir güzelmiş mesela
Bu bulutlar bu gökyüzü uzanınca dokunacağımız bir yerdeymiş
Şimdi şiirdeymiş bunlar
Her şey bu hesap ruhum.
Bu dünya güzel
Gülhane ağaçlık...
Sevgiyle ve sevginizi hak edenle kalın dostlar...