​ "Kraliçe şehrin" mimar prensesi... / Kent Yaşamı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Nisan '09

 
Kategori
Kent Yaşamı
 

"Kraliçe şehrin" mimar prensesi...

"Kraliçe şehrin" mimar prensesi...
 

Kent'imin makyajcısı :)


Bu cennet ülkenin birçok köyü, kenti vardır ki keşfedilmeyi bekleyen; "prensini sayıklayan, uyuyan prenses" gibidir.

Hâlen değeri anlaşılamayan "Hazinelerini keşfedecek" yurtseverlerini bekler durur!

Şimdi bahar geldi...Çevremizde, doğa yeniden canlanıyor...

''Küresel Isınma '' fobi'lerine inat , bereketle yağan yağmurların farkında mıyız?

Barajlarımızın dolduğunu; hatta taşmak üzere olduğunu bilmeyenimiz var mı?

Ağrı Dağı'nda beyaz , yuvarlak topuklarından uzanan kınalı ayak parmaklarıyla ; Kızılırmak tokalı ince kıvrak beliyle ; Menderes 'te ipek lüle saçlarını yıkayan, bu yeşil gözlü güzelimizin adı : ''Türkiye '' değil midir?


Bu denli güzel bir ülke, kimde var?

Bu dünyayı yaşanacak bir hâle getiren de kirleterek cehenneme çeviren de insanoğludur.

Bahçenin içinde güller varken , habire dikenleri toplamanın mantığı var mıdır?.

Çevresi denizlerle ''Taçlandırılmış '' bu cennet vatanın değerini, ne kadar biliyoruz, acaba?

''Hergün , hapishane muhabbeti yapmaktan güzellikleri görmeye , öğrenmeye zaman bıraktılar mı ki!''

Diyenlerimiz elbette çıkacaktır...

Fakat, bu şirin ülkemin boynu bükük kalabilir mi?

Tıpkı sizler gibi, bu ülkenin gerçek âşıkları da çok...

Yazmanın erdemine erişmiş, umarsız ve çıkarsızca gece-gündüz demeden yazan, üreten cevherler sizlersiniz.

Büyük bir özveriyle çalışarak, gösterişe kaçmadan çalışan gizli kahramanlarımız var .

Onların sâyesinde ayakta duruyoruz ve duracağız da !..

Yıllar önce geldiğim bu şehir, tozlu ve puslu havası nedeniyle, yıllarca yaşamayı hiç düşünmediğim bir fabrika kentiydi.

Şehir , günden güne serpildi, güzelleşti; son yıllarda, her tarafı çiçek bahçeleriyle donandı.

Değişik partilerden, belediye başkanları hizmet yarışı yaptılar.

Denizin yüzü güldü; '' yeşil gözlü sevgilisiyle buluşuverdi...''

Şehrin kalın ve yağlı makyajı akınca ;altından dünya güzeli bir kent kraliçesi çıkıverdi...

Uyandığım her sabah, yürüyüş yolunda gülümseyen yeni ve binbir çeşit mevsim çiçekleri beni selâmlıyor...

Bu terkedilmiş yoksul kraliçenin gerçek güzelliğini yeniden keşfeden sihirli elleri merak etmiştim.

Kimdi bu usta makyajcımız?

Bu kente bir bayan eli değmişti... Genç ve dinamik bir peyzaj mimarı...

Masası , göznuru dantellerle süslenmiş ;sürekli proje üreten şirin bir kız.

Bir zamanlar, ''Haliç'i gözlerim gibi mavi yapacağım'' diyen ve bunu başaran - başkan- gibi...

Gece-gündüz çalışan mimar hanım , bir siyâsetçi değil; işine ve ülkesine âşık, gösterişten uzak bir gizli kahraman.

O, sessiz bir şâir...

Bu kenti, ''Gözlerimin yeşili gibi '' yapacağım mı demişti acaba?

Evet gözlerinin yeşili gibi , bu koca köy kenti , çiçekleriyle yaşanır hâle getirmişti.

O, artık bizim için ''Kraliçe Kent'in '' prensesidir...


Kendi fazla konuşmadı; gözleriyle ve çiçekleriyle anlattı.

İşi siyasî değil ; eylemi : uhrevîydi.

Adı: Betin ; icraatları ise, şehrin betimlemesiydi.

'' Üzüm, üzüme baka baka '' olgunlaşıyordu...

Şehir esnafı da ''güzeli '' taklit etmeye başlamıştı.

Kentin yolları da lokantaları da çiçekler açtı...

Bu vatan için, kimimiz şarkı besteledi; kimimiz ise şiirler yazdı!

Bazıları da bolca ''Nutuk !..'' attılar!

'' Vurulmuşum toprağına taşına ;yerde gezen gökte uçan kuşuna...

Baharına, yazına ;kara kışına vurulmuşum.

Eli kalem, eli kazma, eli kürek tutan ; yüzü toprak kokan,

Sınırlarında omuz omuza yatan insanlarına vurulmuşum!''


Diye haykıran şâirimi dinliyorum şimdi.

Bu kutsal vatan, Cahit Külebi'nin de dediği gibi :'' Öpüp başımıza koymamız '' gereken bir nimet gibidir.

''1917 senesinde
Topraklarında doğmuşum.
Anamdan emdiğim süt
Çeşmenden tarlandan gelmiş.
Emmilerim hudutlarında
Senin için döğüşürken ölmüşler.
Kalelerin burcunda
Uçurtma uçurmuşum,
Çimmişim derelerinde.
Bir andız fidanı gibi büyümüşüm.
Topraklarının üstünde.

Koca koca kamyonlara binmişim.
Daha büyük şehirlerine
Okumaya gitmişim.
Eşkiyalar yolumu kesmiş,
Alacak şey bulamamışlar.
Topraklarının üstünde
Top oynamış, âşık olmuş, düşünmüş,
Ahbap edinmişim.

Kederlendiğim günler olmuş
Çaresiz dolaşmışım sokaklarında,
Sevinçli günlerim olmuş
Başım havalarda gezmişim.
Bağrımı açıp ılgın ılgın
Esen serin rüzgarlarına,
İlk defa kıyılarından
Denizi seyretmişim.
Issız çorak ovalarında
Günlerce yolculuk etmişim.

Ağladığım senin içindir
Güldüğüm senin için
Öpüp başıma koyduğum
Ekmek gibisin. '' (C. Külebi )

. . . . . . . .

Çiçekler yalan söylemez; şiirler de şâirler de cana kıyamaz.

Genç mimar, bana onlarca çiçek verdi... Bahçeme ektim...

Tam sulamaya hazırlanıyordum ki bulutlar yağmur muştuladı...

Toprak gülümsedi... Tüm çiçekler gülümsedi.

Yağmurlar, renkli şimşekler ve müzikli gökgürültüsü efektlerinin eşliğinde bahçeme iniverdi...

''Yeşil bakışların sihriyle '' ülke gülümsedi...

Kimbilir , daha nice böyle gizli kahramanlarımız vardır.

'' Yaşıyoruz ve yaşatacağız ''
diyen!
 
Toplam blog
: 1521
: 1639
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..