- Kategori
- Güncel
"Mele"
Hop hoopp, bi dakka efendiler, ne oluyor orada yahu!?
Hımm anladım; yazının başlığında “Mele” dedik diye, hemen koyun gibi melemeniz, alınan her karara, kuzu kuzu uymanız gerekmiyor ki!.. Bir dinleyin bakalım ben ne diyeceğim kardeşim! Dereyi görmeden paçaları sıvamayın hemen…
Efendim, bendeniz de “MELE”nin ne olduğunu bilmezdim. Tallahî ilk defa duydum. Yöresel bir söylem olduğundan, bizim kıyı şeridinde duymamış olmamız da çok normaldir…
Hemen koşup Türk Dil Kurumu Sözlüğümü açtım: Sığınak ve barınak anlamındaki “melce” var, “melek” var, “meleke” var, “meleme” var, “melez” var; ama “mele” sözcüğü yoktu… E sözlükte bile olmayan kelimeyi ben nerden bilecektim ki…
Sonra bilgisayarıma koştum, internetten mele sözcüğünü aradım. Bakan Bekir Bozdağ’ın haberi ve Türk Diyanet Vakıf – Sen Genel Başkanı Nuri Ünal’ın açıklamalarından öğrendim. Meğerse ‘Mele’ demek, bizim bildiğimiz ve mânâsı da; “Büyük Kadı, Medrese Öğrencisi, Büyük Bilgin veya Dini Yönü Ağır Basan Kimse” demek olan, bizim de buralarda yakından şahit olduğumuz “MOLLA” demekmiş… Sizleri de boş yere melettiğim için çok özür dilerim…
Burada biraz mola vererek; aslında bir ‘Molla Projesi’ olan, ama bir lâf cambazlığı ile tepkilere meydan vermemek üzere adına “Mele Projesi” konulan ve bu iktidarın 1.000 eğitimsiz adama kadro açma projesi hakkında ağır konuşan Türk Diyanet Vakıf – Sen Genel Başkanı Nuri Ünal’ın söylediklerine bir kulak verelim: “…Sayın Bakan Bekir Bozdağ’ın bahsettiği düzenleme, bir hak gaspıdır! Sayın Bozdağ diyor ki, ‘Bu bir defaya mahsus yapılan düzenlemedir’ diyor! Diyanet’te bir kez bile olsa, böyle bir yanlış ve hak gaspı asla yapılmamalıdır!..” diyerek, projeye tepki gösteriyordu… Diyanet ise bildiğiniz gibi, konu hakkında yine ‘tık’ çıkmıyordu, yazık!..
Durduk yerde nereden ve neden çıktı bu proje!?
Açıklamalara bakılırsa, genelde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde uygulama yapılacakmış.
Bence bu, daha da kötü bir düşüncedir!.. Yıllardan beni bu molla, şeyh, şıh, ya da mele denilen bu adamların hep aldattıkları, esir gibi kullandıkları bölge insanına yaptıkları bilinmiyor mu? Hadi bundan da geçtim; büyük ödüller alan, gişe rekorları kıran ve orada anlatılan olaylar hiç de tekzip edilmemiş olan o meşhur “Züğürt Ağa” filmindeki ‘Mele’yi dahi bir kez olsun izlemediniz mi? Bunları mı kadroya alacaksınız efendiler!?
Çocuklarımız öğretmen beklesin; hastalar doktor, hemşire, sağlıkçı beklesin; çiftçiler ziraatçı beklesin, devlet daireleri kadrosuzluktan kıvransın, bunlara kadro açılmasın da, hiç de gereği, aciliyeti ve lüzumu olmayan, üstelik cahil insanlara en az 1.000 kadro açılsın, olur mu?
Peki, cana can mı katacak bu insanlar? Çocukları eğitip, hastalara şifa mı dağıtacaklar, yeni ve teknolojik buluşlara imza mı atacaklar, yoksa tarlada ürünün bereketini mi arttıracaklar, ne işe yarayacak bu insanlar!? Bu projeyi hazırlayanlar olarak, bize sebeplerini açıklamak zorundasınız! Çünkü bu alınacak lüzumsuz kadroların paraları, bizim vergilerimizden ödeniyor, bir gün gelir bunun hesabı sorulur, bunu hiç kimse aklından çıkarmamalıdır!..
Övünmek gibi olmasın ama, benim ailem de yörenin en meşhur “Molla Yusufoğulları” ailesinden gelir. Ben bugüne kadar hiç bunu söylemedim, konu açılmasaydı söylemezdim de! Bunun övünülecek, hava atılacak bir tarafını da, bugüne kadar hiç göremedim. Molla ailesinden olmama rağmen diyorum ki; lütfen bu projeden vazgeçin, 1.000 kadroyu öğretmenlere, doktorlara, ziraatçılara, memur bekleyen devlet dairelerine açınız…
14 Aralık 2011/ Sakin KOŞAR.