- Kategori
- Dostluk
"Mesnevi" de Mevlana'dan "Köylünün Fendi" Bölüm.6

Öner Samanlı, insanlara Mevlana'dan bir öykü ile gereken mesajı vermiş... (Haberler)
Değerli Dostlar,
GÜNÜMÜZDE HERKES KENDİ DOĞRULUĞUNDAN VE DOĞRULARINDAN SÖZ EDİYOR.
Yaptığının yanlış olduğunu bile bile, ben haksızım, yanlış yaptım, özür dilerim diyenlerin ne kadar azaldığını çevrenizde sık sık görüyorsunuz.
Çıkarcılığın çok öne geçtiği bu süreçlerde, oysa ilahi süzgeçten geçmeye olan inanç için mutlaka da, bir tarikatın, bir dini fetvanın yahut ta başka bir felsefenin peşinden koşmaya bile gerek olmaksızın, şu “vicdan denilen sesi” doğru dinlemekten ötesi var mı…?
Yaşam bir serüven okulu…
Bu okulun hepimiz öğrencileri değil miyiz…?
Yıllardır savunduğum bir olgudur, neden üniversitelerin sosyal bilimler enstitülerinde, “İnsan Mühendisliği” Yüksek Lisans ve doktora program izlenceleri konulmaz..?
Beş harften oluşan dünya dillerinde kim bilir ne kadar çok kelime vardır.
Türkçede “insan” dediğimiz bu kelimenin anlamında olan dünya nüfusu içerisinde acaba ne kadardır.
Aşağıda, yıllardır defalarca okuduğum, Mesnevi’den bir öykü olan Köylünün Fendi’ni sizlerle paylaşmak istedim.
Altı ana bölüme sığdırmaya çalıştım.
Bir öykünün bu köşede devam kısımlarını okurken anlamsızlaşabilir diye de, üstteki açıklamalarımı ve dünya görüşlerimi her bölümün başına aldım.
Yani sırasıyla okuduğunuzda mesajı net olarak almış olacaksınız.
Belki okumakla sıkılanlarınız olacağı gibi belki de bu yazılanlardan şiddetle ders alarak rotasını değiştirenler, yanlışlıklarını fark edipte, özür dileyenler, eğriden doğruya yönelenler, hatadan hatasızlığa adım atanlar olabilecektir.
Ama çok daha önemlisi, ahde vefasızlıktan, ahde vefaya dönenlerin bu öyküden aldıkları yahut alabilecekleri ders sonrasında yaşamlarına kattıkları yeni mutlu tarzların varsıllığı olacaktır.
Birini tanımıştım. Esasen inançlı ve doğru sevilen sayılan davranışlarda görünen, yürekçe de kendisiyle halim selim, amma velakin onun bunun sözlerine pek aldırıp da yanlış yola sevk olan….
Bir gün 9999 kere oldukça da uzun bir duayı “Cenabı Rab’dan bir şeyler talebine ilişkin imiş) okumayı and ettiğini söyledi.
Yanımda onu bunu arayarak kendi adına 300, 500, (hatta kardeşine de 1000 tane hatam varsa özür dilerim) okumasını ve böylece kendinin de okuyarak 9999 kez bu duayı okumuş olmakla, dilekte bulunduğunu bu dileğinin de gizliliğini söylüyordu.
Ben bizatihi bu olayın şahidi oldum.
ÇOK SAMİMİM OLDUĞUM BİR DİN GÖREVLİSİ KARDEŞİME BU HUSUSTAN SÖZ ETTİM.
Benim Yüce Mevla adına adadığım okumam gerekli olan 9999 adet herhangi bir duayı başkasına 300-500 dağıtırsam onlar benim adıma okumuş olurlar mı..? dedim.
Bana; “Senin gibi okumuş aydın eğitimci bir adamın bana bu soruyu sormasına şaşırdım. Cahil bir kardeşimiz sorsa bu kadar şaşırmazdım.” Dedi.
Sonra tekrar bana; “Farzedelim ben falan dileğim adına Rabbim’e yedi kurban adamış olayım. Haydi senden rica ediyorum benim adıma onları satın al kestir ve dağıt”
İSLAM DİNİNDE BÖYLE SAÇMA SAPAN İŞTİGALİN NE YERİ NE MANASI VARDIR, ÖNER HOCAM..!
Kızma canım bu işin uzmanı sensin dedim.
Gülüştük. Mesaj anlaşılmıştı.
Kimi zaman fikirleri ile zikirleri farklı farklı insanlarla karşılaşırsınız.
Yalanını , dolanını, menfaat ilişkilerini hemen anlayamazsınız…
Amma velakin gecikmez tez zamanda çıkar ortaya….
Bu tipler ısrarcıdırlar aynı zamanda.
Karşılarındakini yalan ve dolanla kandırırken, çömleği kırar sonra da çömlekte neden su yok diye yaygara yaparlar.
İNSANLIK OKULUNUN ALFABESİ MEVLANA’NIN MESNEVİSİDİR..!
Dünyada Dale Carnegie denilen zat, “İnsan Mühendisliği” adıyla bir okul kurmuştur.
Ben bu, Okulun, yıllar önce kurslarına katılarak, “tekamül” Gelişim derecesindeki, “Eğitimciliğini de Yapma Yetkili” Öğretmenlik formasyonunu tamamlamıştım.
Yazarın, temelinde “insanlık ve sevgi” olan kitaplarını kitapçılarda dizi dizi bulmanız olanaklıdır.
Benzer dünya görüşleriyle sonra diğer onun izlenceleri olan diğerleri gelir.
Aşağıdaki Mesnevi’den alıntı yaptığım, çok sevdiğim ve dikkate işaret eden kısımlarını koyu renklerle belirlediğim “Köylünün Fendi” sizi bir yerlere kesinlikle sürükleyecektir.
ÖNEMLİ OLAN USTALIKTIR.
USTALIK DA, YAPILMIŞ OLAN HATASINI FARKEDİP DE ÖZÜR DİLEYEN HATA SAHİBİNİ AFFETMEKTİR.
İşte özür denilen kelime de o ustanın çırağıdır.
Affetmeyi bilen usta da, ustalıktan ötede bu kez “usta öğretici” dir.
Saygılarımla.
Öner SAMANLI
“İNSAN MÜHENDİSLİĞİ”
Gelişim ve Eğitim Uzmanlığı
7. Dönemi Öğretmeni
1988
KÖYLÜNÜN FENDİ - 6
MEVLANA “MESNEVİ” KÖYLÜNÜN FENDİ
( Beşinci Bölümden Devamla )
“ A HİLEBAZ SERSEM, A BUNAK MENDEBUR, SEN HEM AFYON YUTMUŞ, HEM ESRAR İÇMİŞSİN. BU ÜÇ KARANLIK İÇİNDE EŞEĞİN YELLENMESİNİ TANIYORSUN DA BENİ NASIL TANIMIYORSUN BE HEY AVARE!
Gece yarısı eşek sıpasını tanıyan adam, güpegündüz dostunu nasıl tanımaz?
Kendini dalgın ve arif gösteriyor da mürüvvetin, vefanın gözüne toprak serpiyorsun.
Benim kendimden ile haberim yok, gönlüme Tanrıdan başka hiçbir şey sığmıyor ki. Dün yediğim bile aklımda değil.
Bu gönül, hayretten başka bir şeyden neşelenmiyor diye kendini müstağrak gösteriyorsun ama asıl akıllı, fakat Tanrı mecnunu benim, bunu hatırında tut da şu kendimde olmayışımı mazur gör.
Bir insan, şer'an murdar olan hurma şarabı içse kendinde değilse şeriat, onu mazur tutar.
Sarhoş ve esrarkeşin bile karı boşaması ve bir şey satması, makbul ve muteber değildir.
O, çocuğa benzer, yaptığı affedilir, hürdür, serbesttir.
Asıl tek padişah olan Tanrıdan gelen sarhoşluksa insana yüz küpün şarabından ziyade tesir eder, yüz küpün şarabından ziyade adamın aklını alır.
Haydi yürü artık böyle adama nasıl teklif olabilir ki?
AT DÜŞTÜ, ELSİZ, AYAKSIZ BİR HALE GELDİ. ALEMDE EŞEK SIPASINA EL KİM YÜK YÜKLER?
Ebumerre'ye kim Farsça okutabilir?
At topallamaya başladı mı, üstündeki yükü alırlar.
Çünkü Tanrı “ Köre teklif” yok dedi.
BEN DE KENDİME KARŞI KÖR, FAKAT TANRIYI GÖRÜR OLDUM. ŞU HALDE AZDAN DA AFFEDİLMİŞİM, ÇOKTAN DA!
Halbuki, sen, dervişlikten dem vuruyorsun, kendinden olmadığını söylüyorsun, ebedi sarhoşlar gibi hayhuylarda bulunuyor, naralar atıyorsun. Yeri gökten fark etmiyorum diyorsun ama Tanrı gayreti seni bir sınadı ki! Eşek sıpasının yellenmesi seni böyle rüsvay etti, senin, ben yoktum diye kendini nefyedişini ret ederek, varlığını ispat etti.
TANRI, SERSEM ADAMI BÖYLE RÜSVAY EDER, KAÇAN AVI BÖYLE YAKALAR İŞTE!”
Hey babam hey ben, padişah kapısına çavuş oldum diyene yüz binlerce sınama var.
Halk, onu bu sınamayla tanımasa bile ileri gelenler, onun davasına delil ister, yolundan nişan sorarlar.
AŞAĞILIK BİR ADAM, TERZİLİK DAVASINA KALKIŞSA PADİŞAH, ONUN ÖNÜNE BİR ATLAS KUMAŞ ATAR.
Bundan bir geniş kaftan yap der. Bu sınamayla yersiz davaya kalkışanın başında iki boynuzdur peyda olur, öküzlüğü anlaşılıverir.
Eğer kötüleri sınama olmasaydı her puşt, savaşta Rüstem kesilirdi!
Farz et ki puşt zırh giymiş, kaç para eder?
Savaşa girişip sıkışınca esir olacak değil mi?
Tanrı sarhoşu, kasırgadan ayrılır mı hiç? O , sur üfürülünceye kadar kendine gelmez. Tanrı şarabı doğrudur, doğru yalanı yok. Sense şarap değil ayran içmişsin. Ayran içmişsin , ayran içmişsin, ayran içmişsin.!
Kendini Cüneyd ve Bayezid gösteriyorsun. Yürü be, ben, baltayı kilitten fark edemem ki diyorsun ama.
A DÜZENBAZ, KÖTÜLÜĞÜ TEMBELLİĞİ, KIZGINLIĞI VE İHTİRASI BU SERSEMLİKLE NASIL GİZLEYEBİLECEKSİN?
Kendini Mansur-ı Hallac göstermede, dostların pamuğuna ateş urmadasın.
Ben Ömer'i Ebuleheb'den ayırt edemem de gece yarısı eşek sıpasının yellenmesini tanırım diyorsun ha!
SENİN GİBİ EŞEĞİN BU SÖZÜNE İNANAN DA KENDİSİNİ, HATIRIM İÇİN KÖR VE SAĞIR EDEN BİR EŞEKTİR.
Kendini öyle pek yol erlerinden sanma.
Sen yol kesicilerin adamısın, herze yiyip durma! Sersemlikten uç, akla doğru koş. Mecazi akıl, göklere uçabilir mi hiç?
KENDİNİ TANRI AŞIKI GÖSTERİYORSUN AMA KAPKARA ŞEYTANLA AŞKBAZLIK EDİYORSUN.
Kıyamet günü aşıkla maşuku birbirine bağlarlar da herkesin önüne çıkarı verirler.
Sen kendini nasıl oluyor da ahmak, dalgın gösteriyorsun?
Üzümün kanı nerede?
Sen bizim kanımızı içmişsin!
Yürü, benden uzaklaş hemen.
Ben seni tanımıyorum. Kendini bilmeyen bir arifim ben, köyün Behlül'üyüm ben diyorsun ha!
TANRI YAKINLIĞINA ERİŞTİN DE SANAT, SANATKARDAN AYRI OLMAZ SANIYORSUN HA!
Şunu olsun görmez misin? Tanrı velilerinin eriştikleri yakınlıkta yüzlerce keramet, yüzlerce iş güç var. Mesela demir, Davud'un elinde mum oluyor. Halbuki senin elinde mum, demir kesiliyor!
Yaratma ve rızık verme yakınlığında herkes müsavidir, bu sıfatlar herkeste var. Fakat bu ulular, Tanrı aşkının vahyi yakınlığına sahip olurlar. Babacığım, yakınlık de çeşit, çeşittir. Güneş dağa da vurur, altına da! Fakat güneşin altına bir yakınlığı var ki söğüdün bundan haberi bile yok!
KURU DAL DA GÜNEŞE YAKINDIR, YAŞ DAL DA.
Güneş hiç ikisinden de gizlenir mi ki? Fakat yaş taze dalın yakınlığı nerede? O daldan olgun meyveler devşirmede, olgun meyveler yemedesin. Fakat bir de bak, kuru dal, güneşe yakınlığından kuruluktan başka ne bulabilir?
AKILLI, AKLIN BAŞINA GELİNCE PİŞMAN OLACAK BİR SARHOŞLUĞA DÜŞME.
O sarhoşlardan ol ki onlar şarap içmeye koyuldular mı olgun akıllar bile onlara hasret çeker. Ey kedi gibi kocalmış fareyi tutan, o şaraptan içmiş onunla gıdalanmışsan aslan tut aslan!
Ey hayale kapılıp aslı olmayan kadehten hayal şarabı içen, hakikat sarhoşları gibi sarhoşluk etme, o tarafa sarkıntılıkta bulunma.
Sarhoş gibi şu yana bu yana düşüp durmadasın ama sana bu tarafa yol yok, o tarafa yürü. O yana yol bulursan ondan sonra bazan bu tarafa salın, bazan o tarafta. Tamamıyla bu tarafa mensupken o tarafta dem varma.
Madem ölümün gelmemiş yalan yere can çekişme. Fakat ebedi hayata erişen ve ecelden korkmayan Hızır canlı kişi mahluku tanımasa da caiz.
….
….
DAMAĞINI VEHMİN ZEVKİYLE ÇEŞNİLENDİRİR, VARLIK TULUMUNA ÜFÜRÜR, KENDİNİ HAVAYLA ŞİŞİRİP GURURLANIRSIN AMA, BİR İĞNEYLE O YEL KAÇIP GİDER.
Dilerim akıllı adam, bu çeşit semirmesin!
Kışın kardan testiler yapıyorsun, iyi ama hiç onlar suya dayanır mı?
Hz. Mevlana Celaleddini Rumi
“MESNEVİ” 3. Cilt.
Köylünün Fendi
“KÖYLÜNÜN FENDİ” NİN TAMAMANI OKUDUNUZ..!