​ Bilinçli yurttaş sorumluluğunu taşıyanlar çoğaldıkça ülke kalkınacaktır… / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Bilinçli yurttaş sorumluluğunu taşıyanlar çoğaldıkça ülke kalkınacaktır…

Bilinçli yurttaş sorumluluğunu taşıyanlar çoğaldıkça ülke kalkınacaktır…
 

Öner Samanlı, İnsanlığın bittiği yere doğru hızla sürüklendiğimizin farkında mıyız..? (Medyatik)


Muhterem Atatürk’üm ve Değerli Dostlar;

“İNSANLIK ÖLDÜKTEN SONRA YAPILACAK BİR ŞEY YOKTUR”

Neden bu yazının başlığını böyle koydum..?

Sanıyorum çok kahırlıyım, kırgınım, üzgünüm…

Gördüklerimle, yaşadıklarımla, duyduklarımla, sıkıntılı günler geçirmekteyim…

Nedeni mi..?

Şakacı dostlarımın bol bol “Depresyondayım” şarkısını dinle dedikleri halde dinlemiyorum belki de ondan…

GÖRÜNEN KÖY İSTER Mİ KILAVUZ..?

Her şey ortada…

İki yalancı şahitle adam asarlar diyorlar ya, işte o sözün esası şöyle olmalı,

“Türkiye ve Türkiye gibi ülkelerde iki yalancı şahitle adam asarlar”

Adam size küfrediyor, hakaret ediyor hatta hatta, kaba kuvvet kullanıyor, dövüyor, siz yalnızsınız, şikayetçi oluyorsunuz.

Size saldıranlar kalabalık…

Mağdur sizsiniz.

Eğer şahidiniz yoksa, yahut ta vicdanen o anda yanınızda olmayanları varmış gibi yalancılıkla şahit olarak göstermek kişiliğinize yakışmıyorsa yandınız.

Karşınızdaki bir de şöyle diyor;

“Sayın Savcı yahut Sayın Hakim, bize iftira atılmaktadır. Asla böyle bir şeyi biz ne yaptık ne de gördük”

Bırak kişisel manevi mağduriyeti, dava ve avukat masrafları da üzerinize yıkılıyor…

Üstelik TCK. da “Yalancı Şahitlik” hakkında ilgili müeyyideler de var iken gerçekleşen, Türkiye’deki gerçek dışılıklardan, gerçeklere geçişler olabiliyor……

Anladım ki “TÜKORDER” Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği Genel Merkezi ve Başkanı olarak, yalancı şahitlik ve yalancı şahit gösteren kişileri, kurum yahut firmaları toplum önünde teşhir etmekte de yarar var.

Mesela adam memur, iki yalancı şahidi getirmiş mi mahkemeye.

Bu durumdan da adımız gibi emin miyiz, eminiz…

Diyelim ki adam farzı misal, Orman Bakanlığı’nda, hemen randevusu alınacak, Bakanı mı, Genel Müdürü mü, Amiri mi, Memuru mu bulunup herkes ve her makama resmi bir şekilde tüm yasallıkları bağlamında ihbarı, bildiğimiz yasal olan ne varsa belge ve delaletiyle haberdar edilecek.

Tabiî ki durum; TC. açısından da suç unsuru taşımaktaysa, öncelikle de TC. Savcılık Makamlarına durumu arzedeceğiz.

BİLİNÇLİ YURTTAŞ SORUMLULUĞUNU TAŞIYANLAR ÇOĞALDIKÇA ÜLKE KALKINACAKTIR

Tüm tehlikeli sonuçların arkasında neme lazımcılığımız hakimdir.

Geçenlerde, Tüketici Hakları ile ilgili Ankara’da Mahkemedeyim.

Aynı katta Aile Mahkemeleri de bulunuyor.

Bir genç kız, yanında gayet bakımlı bir kadın ve adamcağızla, Adliyenin koridorundalar.

Kız avaz avaz bağırıyor;

“Ulan seni yoldaşlarıma vurdurtmazsam şerefsizim..!”

Anne kızın ağzını utancından, eliyle kapatmaya çalışıyor.

Sonradan öğrendim adam kadının ikinci eşiymiş…

Kadın memurmuş, kızı yoldaşlardan söz ediyor, işte memleket gençliği ve gerçeği…

Tabi konuyu detayı ile bilmiyoruz belki adamın suçu vardır, ama ahlaki bir suçu olsa duruşmada tutuklu olacağı kesindir, demek ki öyle bir durum yok…

Merak ettim, kapıdaki mübaşire sorduğumda, öğrendiğim kadarıyla;

Kız, adama hakaret etmiş.

Hakim de kızı dışarı atmış.

İşte burası Türkiye kardeşim.

Mağduriyet illa ki bir şeyi satın almakla ortaya çıkmaz ki.

Mesela belki kız, belki o üvey baba, mağdur olabilir.

İNSAN HAKLARI İHLALİ VAR

Ama iki şahit mutlaka gerekli…

Şahsiyetsiz iseniz, bu işi ticari olarak yapanları bile bulabilmenin mümkün olduğunu elli yıllık hayatımda duymuşumdur.

Türkiye’de yaşamıyor muyuz..?

Sahi kim kimin yoldaşı bu kelamlar nedir, hala bu mevzuular gündemde mi..?

Yoldaşlık eskiden SSCB (Rusya) da komünizm zamanında kullanılan, bizim de öğrencilik yıllarımızda aşina olduğumuz sözlerden birisiydi.

Ne acı değil mi, Türkiye Cumhuriyeti’ndeyiz.

Ülkemiz, ulus kardeşliği ve milliyetçiliği üzerine kurulmuş, insanlar, dinsel, mezhepsel, ırksal, kültürsel kavgalara sürüklenerek, hala hergün kaç askerimiz illegal örgüt mensuplarınca, vatan hainlerince öldürülerek şehit ediliyorken, gerçeklerin tablosunu acıyla ve ibret ile izliyoruz.

“TÜKORDER” Tüketiciyi Koruma ve Bilinçlendirme Derneği Genel Başkanı olarak, yalancı şahitlik ve yalancı şahit gösteren kişileri, kurum yahut firmaları toplum önünde teşhir etmek de bundan böyle çalışma plan ve programlarımız arasında yer alacaktır.

Lise yıllarımda bir coğrafya öğretmenim vardı.

Baba adamdı, yalanı, sahteciliği sevmezdi. Haksıza eğilmezdi. Müdür bile çekinirdi bilgisinden ve doğruluğundan….

Bir haksızlık gördüğünde;” al sana bir kaya, nereye dayarsan daya” diye söylediği sözler 1972 yılından bu yana kulağıma küpe olmuştur.

Allah rahmet eylesin, “Durmuş Esen” hocam, nur içerisinde yat emi…!

İşte ben de şimdilerde bu Türkiye’nin hallerinde, bu millet için uğraşırken, maddi ve manevi değerlerimi ötelemişim.

Israrla toplumsal çabaların peşindeyken, kaç kez kapıdan satış yapan dolandırıcılardan dayak mı yemedim, hileli akaryakıt satanın adamlarınca saldırılara mı uğramadım, özürlü ve ayıplı malı satan firma karşısında, tüketicinin haklarını arıyoruz vatandaşı bilinçlendiriliyoruz diye doğru olmayan esnafın, tacirin saldırısıyla ağır darplar mı almadım.

İki şahidimiz olduğunda haklı olduk.

İki şahidimiz olmadığında haksız…

Geçenlerde bir arkadaşım dertli dertli içini döktü.

“Karısı başka adamı seviyorum, senden ayrılıyorum diyerek şiddetli geçimsizlik ve kocanın haksızlığına dair bir sürü iddia ile” dava açmış, hakim ilk celsede, arkadaşım da itiraz edince boşanma olmamış.

Peki eşi hanım ne yapmış, yalancı birkaç şahidi bildirmiş mahkemeye…

İşte böyle bir hayat….

İlahi yukarıda ama, o hesapları ka’le alan da pek kalmadı artık.

Günümüzde herkes kendi doğruluğundan ve doğrularından söz ediyor.

Yaptığının yanlış olduğunu bile bile, ben haksızım, yanlış yaptım, özür dilerim diyenlerin ne kadar azaldığını çevrenizde sık sık görüyorsunuz.

Çıkarcılığın çok öne geçtiği bu süreçlerde, oysa ilahi süzgeçten geçmeye olan inanç için mutlaka da, bir tarikatın, bir dini fetvanın yahut ta başka bir felsefenin peşinden koşmaya bile gerek olmaksızın, şu “vicdan denilen sesi” doğru dinlemekten ötesi var mı…?

YAŞAM BİR SERÜVEN OKULU

Bu okulun hepimiz öğrencileri değil miyiz…?

Yıllardır savunduğum bir olgudur, neden üniversitelerin sosyal bilimler enstitülerinde, “İnsan Mühendisliği” Yüksek Lisans ve Doktora program izlenceleri konulmaz..?

Beş harften oluşan dünya dillerinde kim bilir ne kadar çok kelime vardır.

Türkçede “insan” dediğimiz bu kelimenin anlamında olanlar, dünya nüfusu içerisinde acaba sayısal olarak ne kadardırlar.

Kimi zaman fikirleri ile zikirleri farklı farklı insanlarla karşılaşırsınız.

Benim yıllardır toplumsal odaklı cemiyet hayatındaki gerek tüketicilerin sorunları ve gerekse de diğer ülkemiz sorunlarına çözümler gayelerinden hareketle çaba ve çalışmalarıma meraklılarından sık sık aldığım soruların özü şunlardır;

Hocam, bu işlerden ne menfaatin oluyor senin…?

Hocam, bu millet iyilikten anlamaz, niye kendini paralıyorsun…?

Hocam, eşekten at olur mu bu millet …….k, bırak kendini dert sahibi yapma…?

İŞTE DOSTLAR ÜLKEMİZ VE İNSANLIĞIN GERÇEK DURUMU…

Yalan, dolan, menfaat ilişkileri… (Göz göre göre, fili yutuyor yılan)

Düşünün kadın kocasına, koca karısına yalan ve ihanetle iş görüyor.

Bilindiği üzere benimle, Atatürk’ü karalayıcı yahut inkarcı hususlarda tartışılmasına asla izin vermem.

Dünyanın ve Türkiye’nin En Kapsamlı Atatürk Sitesinin de Kurucusu ve Editörü olduğumu sık sık beyanla anımsatırım.

MERAK EDENLER İÇİN,

http://www.ataturksitesi.com/

Mustafa Kemal Atatürk, için zaman zaman günümüz Türkiye’sindeki yaşananları gördükçe çok üzülüyorum.

Adamcağız bu ülkeye kahrından hep acı ve ızdıraplı günler geçirmiş Osmanlı’dan sürgünler yemiş, memleket meseleleri ile uğraşma önceliklerinden, sonunda sağlığını ihmal ederek, o zaman çaresi olmayan sirozdan ölmüş, özel hayatını bile yaşayamamış…

Haddim olmayarak soruyorum bağışla lütfen;

Atam, neyine gerekliydi ki senin..!

İtalyan’ıyla, Fransız’ıyla, Yunan’lısıyla, Rus’uyla, İngiliz’iyle, Avustralya’lısıyla yani işgalci emperyalist ülkeleriyle savaşıp ta memleketi kurtarmak…

Tabi ki biliyoruz,

Bu vatanın toprakları, bayrağı, namusu, dini imanı, ülkesel bütünlüğü, yurtseverliği için çabaladın….!

Milletin tüm vatansever evlatlarının desteğiyle şüheda olup da can vermeleriyle ayakta tuttun bu Türkiye’yi…

Ailemin atalarından yedisi senin askerlerin olarak “ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” dediğinde şüheda olanlardandır, sen biliyorsun zaten…

Peki şimdiki manzaramız ne hallerde…?

Bir gelsen şöyle birkaç saatliğine, baş tacım olsan, ağırlasam seni,

Denize karşı, o çok sevdiğin enginarı da içerisinde olan nezih bir sofra hazırlasam.

O kadar çok şikayet edeceği husus var ki, bu çocuğun sana…!

Öner Samanlı

Dünyanın ve Türkiye’nin En Kapsamlı Atatürk Sitesi

Kurucusu ve Editörü

http://www.ataturksitesi.com/

 
Toplam blog
: 295
: 3087
Kayıt tarihi
: 22.08.08
 
 

Prof.Dr. Öner Samanlı, yıllarını eğitim ve öğretim faaliyetlerine adamış, birçok bilimsel makalen..