- Kategori
- Gündelik Yaşam
"Müslümana sokağı reva gördüler!"

İşyerimin penceresinden sokağı seyrediyorum. Öğleden sonra, öğlen yediğim ağır yemeğin yükü çökmüş bir halde, sıcak ve nemli havanın da etkisi ile uyku mahmurluğuyla birlikte.
Karşı kaldırımda el arabası ile sebze satan yaklaşık 60 yaşlarında aklaşmış sakalları ile bir amca.
Kaldırıma serdiği bir karton üzerinde diz çökmüş durumda, daha dikkatli bakınca anlıyorum ki secde pozisyonunda. Namazını eda ediyor. Emin değilim ama sanırım ikindi namazını eda ediyor.
İzlemeye devam ediyorum.
El arabası yanında sahipsiz bekliyor, yaşlı amca hiç umursamadan ibadetini yapıyor, müşteriler de durumun farkında ve gayet doğal karşılayıp yollarına devam ediyorlar.
Çok geçmeden amca namazını sonlandırıyor ve işinin başına dönüyor.
O işinin başına dönerken ben de seyrimi sonlandırıp işime dönüyorum.
Birkaç gün önce Dış İşleri Bakanımız Ali Babacan'ın yurt dışında verdiği demeç aklıma geliyor.
Az önce gördüklerimi ve Ali Babacan'ın söylediklerini arkadaşlarıma açıyorum.
Hepimiz derhal birer gazeteci edası takınıp, namaz kılan amcanın nasıl haber edilebileceği üzerine fikir alışverişi yapıyoruz.
-İşte durum, 100 m. ötede şehrin en büyük camisi var ama sokakta namaz kılıyor, namazını gösteri haline getiriyor.
-Yayaya geçecek yol bırakmayan yaşlı satıcı kaldırımı namaz kılarak işgal etti.
-Şeriat mı geliyor, namaz kılanla kılmayan belli mi olacak?
Ve aksi bir yaklaşımla;
-Müslümana bu yapılır mı, en sonunda sokakta namaz kılmaya mecbur bırakıldılar!
Güleriz ağlanacak halimize deriz ya, gülüşmelerle sohbetimizi bitiriyoruz. Yaşlı amcanın tek yaptığı ibadetini ekmek teknesine en yakın şekilde tamamlamaktı belki ama biz öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, en bağnazından ateistine kadar herkesin yaşama biçimi malzeme yapılıyor.
İnananla inanılan arasına girip çıkanın haddi hesabı olmuyor...