- Kategori
- Siyaset
"Ne Şam’ın şekeri, ne Arap’ın yüzü"
18 Temmuz 2012 tarihinde Suriye krizi ve ikili ilişkileri yeniden değerlendirmek amacıyla Rusya Federasyonu’na resmi bir ziyarette bulunan Başbakan Sayın R.T.Erdoğan, dönüş yolunda uçakta gazetecilerle (sadece kendi seçtiği) sohbet ederken çeşitli bilgiler vermiş. Demiş ki: ’’Putin ile görüşmemiz esnasında şakayla karışık (B.bakanın kendi deyimi) ‘Bizi AB’ye almıyorlar, Şangay Beşlisi’ne alsanıza’ dedim.’’ Bir ülkenin geleceği hakkında şakayla karışık önerilerde bulunmak ne kadar doğru? B.bakanın bu üslubuna alıştığımızdan mı, yoksa ciddiye alınmadığından mı, bilmiyorum fakat bu konu hakkında yorum yapan bir gazeteciye veya köşe yazarına bu güne kadar rastlamadım.
Şangay Beşlisi (aslında şu an Altılısı); 2001 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından, ‘’bölgesel radikal unsurlara son vermek ve sınır güvenliğini sağlamak’’ amacıyla Şangay İşbirliği Örgütü adıyla kuruluyor. Daha sonra Özbekistan da katılıyor ve altı ülke oluyorlar. Şu anda İran, Moğolistan, Hindistan ve Pakistan örgütte gözlemci üye. Yani tam da şakayla karışık katılmak istenecek bir örgüt! Bu ciddiyette bir teklif karşısında yılların ajanı Putin’in yüzünün aldığı rengi ve şekli gerçekten çok merak ettim. B.bakan Putin’in verdiği yanıtı gazeteciye söylememiş, keşke söylese idi.
Aynı sohbet esnasında yağcılıkta sınır tanımayan gazetecimiz B.bakana soruyor (belki de sorması istenmiştir): ‘’Ekonomik anlamda zor durumda olan AB’nin Türkiye’ye katılması söz konusu olabilir mi?’’ Bu soru karşısında B.bakan öyle bir tarihi bir yanıt veriyor ki, eminim bütün cihanın nutku tutulmuştur: ‘İnşallah o da olacak, rakamlar biraz büyüsün de’. Gel de bu zihniyetin yönettiği iç ve dış politikadan hayır bekle.
Kimilerine göre gelmiş geçmiş en muhteşem, kimilerine göre ise en çapsız Dışişleri Bakanı Davutoğlu diyor ki: ‘’Biz tarihin akışını doğru okuduk, Türkiye’nin çıkarlarını ve stratejik hedeflerini hayata geçirmek için siyaset yapıyoruz. Suriye’nin en etkili söz sahibi ülke, kaderdaşı olarak Türkiye olacaktır.’’ Sayın bakanın bunu inanarak söylediğine insanın inanası gelmiyor sevgili dostlar. Düne kadar Devlet Başkanı düzeyinde kanka olduğun Esad’ın (şimdilerde adını bile Esed yaptılar) altını oyarken gösterdiğin marifet! karşısında yarın o ülkede iktidar olacaklar sana nasıl güvenecekler?
1974 Kıbrıs Harekâtı esnasında başta ABD olmak üzere, tüm dünya bize ambargo uygularken, ülkemize gemiler dolusu yardım gönderip aynı zamanda nakdi yardım gönderen Kaddafi’ye ne yaptınız?
Linç edilirken hava desteği sağladınız.
Yıllarca dünya platformunda lehimize oylar kullanıp, ‘sizin düşmanınız benim de düşmanımdır’ diyerek, PKK ile bizden sonra en çok mücadele eden Saddam’a ne yaptınız?
Asılırken, ABD askerinin sağ salim eve dönmesi için dua ediyorum dediniz.
Aslında Osmanlı’dan (dolayısıyla Türkiye’den) koparmak için İngiliz ve Fransızlar tarafından uydurulmuş sahte bir devlet olan Suriye’yi birlik içinde tutan, sınırımızı güvenceye alan ve ticaret hacminde rekorlar kırdıran Esad’a ne yapıyorsunuz?
SATIYORSUNUZ.
Peki, sonuç ne? ‘Müdahale hakkımız’ diyen B.bakana kim inanır? Adama önce Kandil’e müdahale et, derler. Geçenlerde ‘uçaklarınız ülkemize girerse düşürürüz’ diyen Irak başbakanını da bir sonraki kongrede gurur duyarak alkışlarsınız herhalde.
Atalarımız boşuna dememişler: ‘’Ne Şam’ın şekeri, ne Arap’ın yüzü ’’ Bataklık orası kardeşim, bataklık. Yarın Kuzey Irak ve Kuzey Suriye birleşip, Güney Anadolu’daki halkı eziyorlar dediklerinde, dalga geçme aracı olarak kullandığımız Şangay İşbirliği ve BM Örgütlerine müracaat ettiklerinde biz hesap sormak için sizi nereden bulacağız sayın Davutoğlu, sayın Erdoğan? Sizler, sizi deliğe süpürmeyip kullanan patronlarınızın yanında o sırada mutlu mesut yaşıyor olabilirsiniz fakat bizler bu topraklar için hala çarpışıyor ve can veriyor olacağız (yazımı yazarken bir Üsteğmenimizin şahadet haberi geldi, Allah rahmet etsin).
Şam seferine hazırlanan Kabine ve iktidar partisi üyelerine Falih Rıfkı ATAY’ın kaleme aldığı ve Cemal Paşa'nın o diyarlarda başından geçenleri anlattığı ZEYTİNDAĞI kitabını tekrar okumalarını tavsiye ediyorum.
Sağlıkla kalın.