- Kategori
- Gelenekler
Cumhuriyete kurban olmak
Bu sene harika bir denk gelişle, 25 Ekim 2012 günü (Arife) başlayacak olan kutsal Kurban Bayramı 25-26-27-28 Ekim günleri devam edecek ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile birleşerek sona erecektir.
Sözlükte yaklaşmak, Allah’a yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelen kurban, dinî bir terim olarak, ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı, kurban bayramı günlerinde usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.
Akıllı, hür, mukim ve dini ölçülere göre zengin sayılan mümin, ilâhî rızayı kazanmak gayesiyle kurbanını keser. Böylece hem maddi durumu yetersiz olup kurban kesemeyenlere yardımda bulunmuş, hem de Cenab-ı Hakka yaklaşmış olur.
Milletçe özgür irademizle ve hiçbir yönetmeliğin bizi engellemeyeceğini bilerek kurbanımızı kesmeye hazırlandığımız bu kutsal günlerde, bu özgürlüğümüzü borçlu olduğumuz Cumhuriyet ve onun kazanımlarına bazılarımız niye bu kadar düşmanca tavırlar içinde acaba?
Ülkemizde bir çelenk koyma-bayramı kutlama kavgası başlattılar. Konuyu yakından bilenlerin takip ettikleri gibi; 16 Nisan 2012 tarihinde resmi gazetede Bakanlar Kurulu kararı ve Cumhurbaşkanı’nın onayı ile ULUSAL VE RESMİ BAYRAMLAR İLE MAHALLİ KURTULUŞ GÜNLERİ, ATATÜRK GÜNLERİ VE TARİHİ GÜNLERDE YAPILACAK TÖREN VE KUTLAMALAR YÖNETMELİĞİ yayınlandı. Diğer mevcut tüm yönetmelikleri yürürlülükten kaldıran bu yönetmeliğin 4. madde, b. fıkrası şöyle:
b) Başkent dışında Cumhuriyet Bayramı törenleri:
1) Atatürk anıt veya büstüne mülki idare amiri, garnizon komutanı ve belediye başkanı tarafından çelenk konulur…
Yani herhangi bir sivil toplum kuruluşunun ve siyasi partilerin üyeleri adına Atatürk anıtlarına çelenk koyup, saygılarını ve minnetlerini sunmaları yasak. Amaç belli, Atatürk’ün milletle bağını kopartmak istenmesi. Peki, buraya nerden geldik, birazcık hafızamızı tazelemek iyi olacak sanırım:
“Elhamdülillah şeriatçıyız” (21.11.1994 Milliyet)
“Ata’ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok” (12.5.1994 Hürriyet)
“Her 10 Kasım’da yaygara kopartılıyor” (14.11.1994 Hürriyet)
“İçki yasaklansın” (1.5.1996 Hürriyet)
“Bütün okullar İmam Hatip yapılacak” (17.9.1994 Cumhuriyet)
“Taksim’deki caminin temelini inşallah atacağız” (1.7.1994)
“Ben Millet Meclisi’nin de dua ile açılmasından yanayım” (8.1.1996 Milliyet)
(Belediye Başkanlığı döneminde Belediye meclisinin her açılışı İstiklal Marşı yerine Kuran okunarak yapılmıştır. Yine böyle bir dualı açılıştan sonra bunu söylüyor. )
“Ben İstanbul’un imamıyım” (8.1.1995 Hürriyet)
“Cumhurbaşkanı’nın imam hatipli olacağı günler yakındır” (5.2.1996 Akit)
“Türkiye kendine din olarak Kemalizmi almış ve başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte ettirmiştir…”
“Türkiye’nin yarınında artık Kemalizm’e ve Kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur. Kemalizm’in yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir. Bizim için en üst belirleyici, İslam’ın etkileridir. Her şey ona göre belirlenir.”
…….
Bugünlerde şahit olduğumuz uygulamalar nasıl bir yol haritasının sonucunda oluşmuş görüyor musunuz? Ankara Valiliği’nin ‘2010 yılı Cumhuriyet Bayramı Kutlama Programı Çelenk Koyma Sırası’nın 9. sırasında ‘’İktidar Partisi’’ ibaresi var, asıl dert işte bu. Yoksa diğer partilerin, derneklerin çelenk sunmasının onlar için bir önemi yok. Asıl önemli olan kısa bir anlığına da olsa Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün huzurunda bulunmaya dayanamıyorlar.
İktidar partisinin bugün çeşitli gazetelerde yayınlanan tam sayfa bildirisinde ‘’Kurban Bayramı vesilesiyle Mevlâmız’dan insanlığın huzuru, barışı ve selametini niyaz ediyoruz. Bu duaya Mekke ve Medine’den Kudüs’e, İstanbul’dan Buhara’ya, Newyork’tan Berlin’e, Saraybosna’dan Kahire’ye, Moskova’dan Melbourne’e kadar bütün inananlar mukabele ediyor.’’ diyor. Aynı bildiride ‘’Cumhuriyet Bayramıyla da Ağrı’dan Edirne’ye, Sinop’tan Hatay’a, İzmir’den Erzurum’a, Trabzon’dan Antalya’ya kadar gururu, onuru ve coşkuyu yaşıyoruz ’’ diyor. Kendi anlayışına göre dinimizi evrenselleştirirken (ki doğrudur), Atatürk Cumhuriyeti’ni küçük bir toprak üzerine sıkıştırmaya çalışıyor.
İslam dini yücedir, evrenseldir ve uhrevidir. İnancımıza göre Allah katında tek muteber dindir ve başka herhangi bir şey ile karşılaştırılamaz, zaten halkımızda bunu hiçbir zaman karıştırmamıştır. Fakat Atatürk devrimleri ve onun sunucu olan Cumhuriyet; dünyanın tüm ezilen halklarının, emperyalizme karşı mücadele veren toplumların, dünyanın şerefli birer üyesi olmak isteyen tüm milletlerin rol modelidir, ışığıdır, güneşidir. Dünya tarihinde, emperyalizme baş kaldırıp başarılı olan, cahilliği ve karanlığı yenip aydınlığa çıkabilmiş olan tek örnektir. Bugün dünya üzerinde baskıcı ve otoriter rejimler altındaki Müslüman olan olmayan tüm halklarının özlemle ve gıptayla baktıkları, ulaşmak istedikleri rejim de, Atatürk’ün kurduğu tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’dir. Cumhuriyet, tüm inançların, tüm görüşlerin hatta AKP’nin de teminatı ve koruyucusudur. Cumhuriyet, bir umuttur, bir özlemdir, bir başarı ve kahramanlık destanıdır.
Bırakın bayramlarımızı istediğimiz gibi kutlayalım. Biz; Allah adına kurban kesmenin inananlar için vacip, Cumhuriyet ve vatan uğruna gerektiğinde kurban olmanın ise kutsal olduğuna inanıyoruz.
Kurbanınız mübarek, Cumhuriyetiniz daim olsun.