- Kategori
- Gelenekler
Gençler anlaşılmayan bir insan yapısı mı yoksa biz mi onları bu hale getiriyoruz?
Daha ilginç bir soru ile başlamak isterdim ama şimdilik bu kadar ilginç ve şaşırtıcı olması yeterli göründü gözüme. Gençler evet gerçekten göründükleri gibi mi acaba ya da biz mi onları öle görüyoruz öncelikle herşeye başlamadan önce neden ve sonuç kavramını tekrar hatırlayalım. Bir olayın oluşmasına yön veren kısım o olayın nedeni ve oluşumun bittiği yerde sonucu ise şöyle bir bakmak gerekmezmi bir genç neden alkol kullanır bir genç neden kötü konuşur bir genç neden şiddet uygular neden sabahlara kadar eğlenir ve bu cümle uzar gider istediğiniz yere kadar. Kimseden değil önce kendimden başlamak istiyorum. Babam saygı duyduğum bir insan olmakla birlikte örnek aldığım bir insan modeli değildir. İllaki örnek aldığım birçok yön var. Şu şekilde özetlemem gerekirse babam gibi dürüst einstein gibi akıllı olmayı tercih ederim yada babam kadar çalışkan mozart gibi ince ruhlu olmayı ercih ederim. Şimdi ben bu ayrımı yapabiliyorum peki ya yapamayanlar?
Sanırım bizde zaten ondan bahsediyoruz şu an için örneklerde sadece baba kullanılmaz ya. Biraz da anne biraz abi biraz komşu onun kızı yada oğlu bakkal amca kahveci bazende minibüsçü değilmi genişletelim alanı. İnsanlar istedikleri gibi kendilerini inşa ederler evet kendi istedikleri gibi her insan inşa aşamasında bi çok şeyi kavrayabilecek diye bir kural yok aslında insan bu kuralları birilerinden görmeli bunlar da anne ve baba olmalı her zaman söylerim üstüne basa basa. belki insan oğluna yada kızına evindeki bir çiçeğe yada tarlasında yetiştirdiği bir domates kadar değer vermez bunu sebebi onlarada o şekilde davranılmaları olabilirmi? Bence kesinlikle öyledir. Düzelmek mümkün mü tabi ki mümkün yeterki isteyelim. Çalışalım gayret gösterelim. Sevgi hayatı anlamlı kılan olayların en başında gelir bunu öyle öğretelim ve öğrenelim. Paranın sadece araç olduğunu savunmuşumdur hep. Hiçbir zaman amaç olmamıştır. Biz bunun farkına varıp herkese öğretirsek sizcede büyük mutlulukların kapısını açmış olmaz mıyız? Şöyle etrafımıza baktığımızda değişmesi gereken o kadar çok şey var ki…
Sonuç kısmına geldiğim zaman vurgulamak istediğim bir şey daha var o da aslında hiçbirşeyin sonu olmadığı, hayatımızın mutlu olduğumuz kadarının güzel olduğudur. Bu kuralıda unutmamak gerekir öyle değil mi? Kimseyi üzmeyelim herkesi sevelim bize katkısı kadar değil olduğu gibi sevelim. Bizi üzmesine aldırış etmeyelim. Her insanın iki kulbu vardır birisi zayıf olan elle tutulmayan yanı, öbür tarafı ise sağlam tutulması gerekn yanıdır. Anneniz size kızabilir ama sizin ona bakışınız kızdığı tarafı olmamalı diğer sağlam olan yanı olmalı yani sizin anneniz olduğudur. Hayatın biraz daha güzel olabilmesi için herkesin bir adım daha atması ümidiyle…
Hayatta düşünmeyi öğrenebilen kimse hiçbir şeyi körü körüne kabul etmez… (lev tolstoy)
Rafet SAĞLAM