- Kategori
- Haber
"Rus malı gibi" beynimle...

Beyin'in fiyatı... Kaynak: http://www.komikler.com/komikresim/turkiyeden_resimler/12:32297/Beyinsiz_
Benim uydurduğum bir laf…
<ı>“Rus malı gibi…”ı>
Nereden ve neden uydurdum?
Bir zamanlar, işimin gereği <ı>“Malzeme satınalma”ı> işini yaptım. Ekip <ı>“Bana şu malzemeler gerek” ı>diyerek ve malzemenin teknik özelliklerini de belirterek talepte bulunurlar, ben de gider arar, bulur ve satın alırdım.
İşte bu dönemde, bazen önüme değişik ama işlevi aynı olan malları getirip koyarlar, aralarından seçme yapmayı da elbette bana bırakırlardı. Ortak özellikler ise değişmez, mal kaliteli olacak, görevini alası ile yerine getirecek, dayanıklı olacak ve elbette fiyatı da uygun olacak.
Önüme konulan değişik ürünlerin aralarında bazen de <ı>“Rus Malı” ı>ürünlerin de olduğu olurdu.
Burada benim gözüme takılan şey, ürünlerin hepsinin de teknik özellikleri aynı olmasına rağmen, iki şeyde <ı>“Rus Malı” ı>ürünlerde fark olmasıydı.
Genellikle <ı>“Rus Malı”ı> ürünlerin fiziki görüntüleri, her türlü çekicilikten uzak, kaba saba olması idi. Öte yandan, fiyatları, diğer ürünlerden daha da ucuz olurdu. Bir de taştan taşa çal, sonra yine kullan, o kadar sağlam…
Ama nedense hep <ı>“Rus Malı” ı>ürünlerin alımından kaçar, daha zarif görüntülü ürünlere yönelirdik.
Kısaca sonuçlandırmak gerekirse, sağlam, dayanıklı, ama incelikten uzak, kaba saba, taştan taşa vur, yine de kullan…
Şimdi düşünüyorum da benim <ı>“Beynim” ı>de <ı>“Rus malı” ı>gibi galiba… Kaba saba, sağlam, taştan taşa vur, kullan cinsinden yani…
Her ne kadar işlevini yerine getirse de, incelikten, gelişmekten ve anlamaktan uzak…
Şimdi bakın neden bu kanıya vardım, onu anlatmaya çalışayım… Başbakan Tayyip Erdoğan, Newsweek Dergisi muhabiri Owen Matthews ile yaptığı söyleşide üç noktaya vurgu yapmış.
Bir; <ı>"Türkiye, İslam, demokrasi, laiklik ve moderniteı> <ı>arasında bir denge sağlayarak, asla başarılamaz sanılan bir şeyi başardı" ı>demiş…
İki; <ı>"Hükümet dindar bir insanın laiklik fikrini koruyabileceğini kanıtlıyor. Batı’da AKP, her zaman ’kökleri İslam’da olan’ bir parti olarak gösteriliyor. Bu doğru değil. AKP, sadece dindar insanlar için bir parti değil, biz ortalama Türk’ün partiyiz. Etnik milliyetçiliğe, bölgesel milliyetçiliğe ve dini şovenizme tamamen karşıyız. Türkiye, demokrasisi ile İslam dünyasının geri kalan kısmı için bir ilham kaynağıdır” ı>demiş…
Üç; <ı>"Şimdi insanlara seçme özgürlüğünü sağladık. Aynı zamanda Müslüman olmayanların hak ve özgürlüklerini geliştirdik"ı> demiş…
Şimdi… O <ı>“Kaba saba, sağlam, taştan taşa vur, kullan” ı>cinsinden olan <ı>“Rus malı” ı>tipi beynim ile algılayamadıklarım…
Bir; <ı>(…İslam, demokrasi, laiklik ve moderniteı> -sanırım modern demek istiyor- <ı>arasında bir denge…) ı>nasıl sağlanmış, orasını kavrayamadım.
İslamiyet’in ana yapısı içinde <ı>“…demokrasi, laiklik ve modernite…” ı>zaten var, bunlar İslamiyet’in karşıtı veya dengelenmesi gereken alternatifleri değil ki!...
İki; <ı>“…dindar bir insanın laiklik fikrini koruyabileceğini…”ı> neden ayrıca kanıtlamak gereğini duysun ki? Hem de kanıtlamak için hükümeti <ı>“Aracı” ı>kılsın? İslamiyet’te <ı>“Allah”ı> ile <ı>“Kul”ı> arasında aracıya mı ihtiyaç var? Yani <ı>“Şeyh”ı> veya <ı>“Hocaefendi” ı>türünden gibi birileri filan!...
Böyle olursa hükümet <ı>“Şeyh” ı>veya <ı>“Hocaefendi” ı>mi oluyor?
Devamla… Türkiye’de <ı>“Anayasaya göre”ı> din partisi zaten olmaz. Sizi kimse <ı>“Din partisi” ı>olarak bu nedenle gösteremez, ama sizler davranışınız ve icraatlarınız ile <ı>“Biz, din partisiyiz” ı>demiyor musunuz? Din üzerinden çıkar sağlayanlar konusunda, iktidar olduğunuzdan şu güne kadar ne gibi işlemler yaptınız bu söylemlerinize kanıt olarak?
Ve… Anlamadığım şey <ı>“Ortalama Türk” ı>nasıl birisi oluyor? Yani fiziki yapısının ölçülerinin toplamının nüfus sayısına bölünmesi ile ortaya çıkan rakamdan mı yola çıkacağız?
Ya da <ı>“Bizden” ı>ve <ı>“Sizden”ı> olanların toplamının, nüfus sayısına bölünmesi gibi… Yoksa bir başka ölçü mü var?
Üç; <ı>"Şimdi insanlara seçme özgürlüğünü”ı> siz sağlamadınız. O özgürlük 23 Nisan 1920 tarihinden bu yana var. Ayrıca, eğer <ı>“Müslüman olmayanlardan”ı> kastınız <ı>“Azınlıklar” ı>tanımlamasına girenler ise o da yanlış. Çünkü <ı>“…Müslüman olmayanların hak ve özgürlükleri…” ı>de Lozan Antlaşmasından bu yana zaten var ve siz <ı>“Vakıflar yasası” ı>ile <ı>“Müslüman olanlar” ı>ile devletin haklarını geriye götürdünüz.
Bunlar, Başbakan’ın sözlerinden <ı>“Rus malı” ı>beynimin almadıkları…
Bir de AKP Adana Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet FIRAT’ın sözlerinde “Rus malı” beynimle anlayamadığım bir şey var…
Diyor ki Dengir Mir Mehmet FIRAT, “AKP’nin kadınları feminist ideolojinin kölesi olmadılar.”
Yine “Rus malı” beynim karıştı…
Yani “AKP’nin kadınları feminist ideolojinin kölesi” olmamaları iyi bir şey mi? Karışan “Rus malı” beynim ile bir daha baktım Türk Dil kurumunun sözlüğüne, acaba bu “Feminizm” ideolojisi ne menem bir şey… Olur ya, belki kötü bir şeydir, ahlaksızlıktır, ne bileyim daha farklı bir şeydir diye…
Şöyle yazıyor Türk Dil Kurumu sözlüğünde: <ı>Toplumda kadının haklarını çoğaltma, erkeğinkiler düzeyine çıkarma, eşitlik sağlama amacını güden düşünce akımı, kadın hareketi…ı>
<ı>ı>
Demek ki Dengir Mir Mehmet FIRAT’a göre “Feminist ideoloji” kadınların arkasından gitmeleri gerekmeyen bir şey. En azından AKP’li kadınlar bu ideolojinin “Kölesi” olmamışlar…
Peki neyin “Kölesi” veya “Özgür”ü olmuşlar, bir de onu açıklasaydı…
Örneğin kadınları, ekonomik ve sosyal durumları bakımından güçlü olan erkeklere üçü dördü birden kadınlık ediyor gibi…
Ya da çarşafa bürünmek gibi… Ya da sokağa kocasının izni ile çıkmak, çalışmak için kocasının iznini almak gibi… İmam nikâhına razı olmak gibi… Mirasta eşit haklar yerine, “Mecelle”<ı>[1]ı>den kalma ikili birli hak alma gibi…
Özetle anlaşılan AKP’li kadınlar, “Türk Medeni Kanunu” ile elde ettikleri haklarını geri tepmişler, istememişler, ve “Biz, AKP’li kadınlar olarak erkek egemenliği altında ezilmeye razıyız” demişler.
Bundan “Rus malı” beynimin çıkardığı sonuç bu…
Yani sizin anlayacağınız “Rus malı” gibi beyinler iyi beyinler değil…
Taştan taşa vurularak yine de işini görse de Kaba saba, incelikten nasibini almamış, gereksiz bir tür…
Zaten beyin, bildiğiniz gibi <ı>"Kafatası"ı> denilen yerde bulunuyor. Kafatasına da <ı>"Baş"ı> deniliyor. Eğer o <ı>"Baş"ı>ın içinde <ı>"Beyin"ı> varsa 4 YTL... Eğer o <ı>"Baş"ı> içinde <ı>"Beyin"ı> yoksa 3 YTL... Yani <ı>"Beyin"ı><ı> ı>denilen şeyin <ı>"Baş"ı> içindeki değeri dörtte bir...
Bu hesaptan giderek, bir “Beyin”in koca gövde içindeki değer hesabını yaparsak, olsa n’olur olmasa n’olur! Hele bir de <ı>”Rus malı” ı>bir beyin ise, olsa da olur, olmasa da…
Yani <ı>“Makas” ı>gibi…
<ı>ı>
06 MAYIS 2008<ı>ı>
[1] Fıkıh hükümleriyle bu konudaki türlü içtihadı bir araya getiren, Tanzimat’tan sonra hazırlanmış olan, medeni kanun yerine kullanılan kanun.