- Kategori
- Haber
“Salyalı” milletvekili…

Fotoğraf: www.milliyet.com.tr
Önce şu haberi verelim…
Kayseri'de Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ile birlikte katıldığı AKP İl Gençlik Kolları kongresinde konuşan <ı>AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Manisa Milletvekilli sıfatını taşıyan ı><ı>Hüseyin Tanrıverdiı> adındaki bir<ı> “Adam”, ı>türban düzenlemesiyle ilgili basında çıkan haberlere tepki göstererek, <ı>“Siz varın ağzınızdan akan salyalarla manşetler oluşturun, bizim için vız gelir tırıs gider”ı> demiş…
Şimdi bu “<ı>Adama”ı> ne denir, ne demek gerekir, nasıl cevap vermek gerekir, inanın düşünemiyorum bile…
Ama bir de cevap vereyim istiyorum…
Düşünüyorum… Ne diyeyim?
Sonunda karar verdim… Bu <ı>“Adama”ı> verilecek cevaba bizim terbiye düzeyimiz izin vermez. Kendisinden ve düşüncelerinden örnek alarak bir tanımlama yapmış.
Ancak bu kadar söyleyebilirim…
Gelelim ikinci konuya…
Pazar günü, halen TMSF’nin kontrolü altındaki ATV televizyonu, Başbakan ile soru-cevap olarak “Günün konuları”nı tartışmak üzere dört gazetecinin de katıldığı bir program yaptı.
Programı izledim. En azından sinir katsayım izin verecek kadar izledim.
Bu söyleşide Başbakan, türban konusunda <ı>“Demokratik hakların kullanılmasına”ı> yönelik değişiklik yaptıklarını ve üniversitede bu nedenle okuyamayan öğrencilerin haklarını teslim ettiklerini belirtti. Tabi gazeteciler de kendisine sorular (!) sordular…
Ama her nedense hiç biri de Başbakan’a partili milletvekillerinin söyledikleri sözleri sormadılar.
Hatta <ı>“Sayın Başbakan… Üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasına tamam... Ancak kamu kurumlarında ‘Hizmet verenlerin’ hiçbir zaman böyle bir özgürlükleri olmayacak. Buradan bütün milletime açık seçik ilan ediyorum. Kusura bakmasınlar” ı>diye bir mesajı verebilir misiniz diye soran olmadı.
<ı>“Laikliğin teminatı biziz” ı>diyerek gerek AKP’yi gerekse bizzat kendisini adres gösteren Başbakan’a bu soru sorulmaz mıydı?
Elbette sorulurdu. Sorulması da gerekiyordu. Orada oturan gazetecilerin(!) görevi ve bir anlamda da milleti biraz olsun rahatlatmak için mesleklerinin gereği, inceliği idi.
Ama sorulmadı…
Dahası, benzer birçok soru sorulmadı. Bir başka anlatımla, Başbakan’ın karşısına oturan gazeteciler, ne yazık ki <ı>“Gazetecilik”ı> görevlerini gereği gibi yapmadılar, belki yapamadılar veya yaptırılmadılar.
O zaman orada ne işleri vardı?
Belli ki başbakanın karşısına çıkan gazetecilere, önceden gerekli uyarılar yapılmış. Onlar da uyarılar karşısında <ı>“Duyarlı”ı> davranış sergilediler.
Aferin diyorum oraya gidip oturan bu ortamda soru soran gazetecilere. Başka ne denir ki?
Aslı üzüldüğüm, giden gazetecilerin basın içinde sözüm ona tarafsız gazetecilerden oluşuyor görüntüsü verilmesi. Oysa belli oldu ki, hepsi de iktidarın kayığının küreğini çekmektedirler.
Bir tarafta gazete ve gazetecilere <ı>“Salyalı” ı>sözünü kullanabilecek kadar ne yaptığını bilmeyen bir AKP Milletvekili, öteki tarafta soru sormayı bilmeyen dört gazeteci…
Şaştım kaldım doğrusu…
<ı>17 ŞUBAT 2008ı>