​ “Karşı devrim”in ayak sesleri… / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '08

 
Kategori
Haber
 

“Karşı devrim”in ayak sesleri…

“Karşı devrim”in ayak sesleri…
 

Fotoğraf: www.milliyet.com.tr


Hiçbir siyasi partiye <ı>“Siz, iktidar olmaya ve Türkiye’yi yönetmeye ehliyetli değilsiniz” diyemezsiniz. Ama<ı> “Türkiye’yi yönetirken Anayasa’ya ve yasalara uyma ve ülkenin ‘Şeklini’ ve ‘Niteliğini’ korumak zorundasınız, ancak bu kurallar içinde üstlendiğiniz görevi yürütebilirsiniz” diyebilirsiniz.

1982 Anayasası, ama eğri ama doğru, halk oylamasında %92 oy ile kabul edilmiş bir anayasa. Ve bu Anayasa, sanıldığı gibi <ı>“Asker Anayasası” da değildir. Halen yürürlükteki ve her bir yeri yamalanmış bu anayasa,<ı> “Temsilciler meclisi” tarafından görüşülmüş, tartışılmış, kabul edilmiş ve halk oylamasından da %92 oranda <ı>“Kabul” edilmiştir.

Demek oluyor ki, <ı>“Millet, egemenliğini kendi eliyle” kullanarak hem devletin şeklini, hem de niteliğini belirlemiş ve arkasından da <ı>“Bunları değiştiremez, hatta değiştirilmesini bile teklif edemezsiniz” diyerek bağlamıştır.

Bu anayasa yürürlükte… Ve yürürlükte olduğu sürece de <ı>“Yasama, Yürütme ve Yargı” bu temel yasaya uymak zorundadır. Bir başka anlatımla, her ne kadar parmak sayınız çok olsa da, sayısal çoğunlukla her şeyi yapma olanağınız yoktur.

İhtilal yaparsanız, elbette o başkaya da <ı>“Karşı devrim” yaparsanız…

İşte bizim derdimiz ve endişemiz de bu. AKP iktidarının, her fırsatta <ı>“Atatürk ilke ve devrimlerine” karşı, <ı>“Karşı devrime” yeltenmesi olasılığıdır.

Demezler mi <ı>“Yahu kardeşim… Nereden çıkarıyorsun şimdi bunları. Olacak iş mi” diye…

Derler ve dediklerinde de yerden göğe kadar da haklı olurlar.

Ama biz de bir taraftan kuşkularınızda haklı olduğumuzu zaman içinde bir çok kez görmedik mi?

Gerek geçmiş söylemlerinden, gerekse icraatlarının <ı>“saman altı” yürütülenlerinden haklılığımızı AKP iktidarı ortaya koyuyor.

Bakınız en son gösterge ne?

Milli eğitim Bakanlığı Talim Ve Terbiye Kurulu Başkanı <ı>Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN, istifa ediyor ve istifa nedenini de şöyle açıklıyor; <ı>“İstanbul Üniversitesi, Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesinde görev yaparken Sayın Bakan tarafından 12 Mayıs 2006 tarihinde Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı olarak görevlendirildim. Aradan 21 ay geçtikten sonra onur duyarak sürdürdüğüm bu görevden ayrılıyorum. Sayın Bakan ile son bir ay içinde yaptığımız iki görüşme çerçevesinde böyle bir yol ayrımına geldik.”

<ı>

Şimdi <ı>“Talim Terbiye Kurulu” da neymiş demeyin. Bu kurul, MEB içinde en önemli bölümlerden biridir. Okullarda okutulacak kitaplar ve eğitim sisteminin oluşmasında önemsenecek kadar görevi vardır. Bir başka anlatımla, ne öğretilecek, nasıl öğretilecek, eğitim ve öğretimin temeli, bu birim tarafından atılır. Öğrenci <ı>“Ümmet” olarak mı yetiştirilecek yoksa <ı>“Atatürk ilke ve devrimlerine” göre mi yetiştirilecek, şeklini ve uygulamasını bu birim oluşturur.

<ı>

Bu birimin başında bulunan <ı>“Akademisyen” sıfatındaki bir kişi, bakan ile anlaşmazlığa düşüyor ve sonuçta da yapacağı bir şey olmadığından <ı>“İstifa” yolunu seçiyor.

İstifa gerekçesini <ı>“Yüzeysel” olarak değerlendirdiğinizde bir diyeceğiniz olmaz. Adam, bakan ile geçinememiş ve ayrılmış, dersiniz geçer gider.

Ama istifa gerekçesini biraz derinleştirir, istifa edenin düşünce yapısını ve geçmişini irdeler ve satır aralarına girerseniz, işte o zaman iş biraz farklılaşır.

AKP iktidara geldiği günden beri, <ı>“Eğitim” konusunda Anayasa’da belirlenen temel ilkelerin dışına çıkmak için ne gerekiyorsa bu güne kadar yapmış ve yapmaya da devam etmektedir. Bu bakanlıktaki <ı>“Kadrolaşma” diğer bakanlılardan daha fazla olmuş, kendi düşünce ve anlayışı çizgisinde olanları bakanlık kadrolarına doldurmuştur. Her ne kadar Bakan, bunları her zaman yalanlasa da, gerçek budur. Son istifa olayı da bunun daha açık göstergesidir.

AKP iktidarı bir taraftan kadrolaşma ile diğer taraftan da Anayasa’nın orasından burasından ve hatta sil baştan yeniden Anayasa yapmaya kadar varan eylemleri ile <ı>“Karşı devrim” endişemizi giderek artırmaktadır.

Başbakan, her fırsatta kendi tabanına istedikleri mesajı vermeye devam ediyor. Bunu yaparken, aynı zamanda da Anayasa ve yasalara uymaktan, devletin şekli ve niteliklerini korumada kararlı olduklarından her fırsatta söz ediyor.

Lakin…

Dedikleri ile icraatları birbirini tutmuyor bir türlü…

Ve her geçen gün kuşkularımızın artmasına bir neden daha ekleniyor.

<ı>18 ŞUBAT 2008

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..