- Kategori
- Siyaset
"Şeyini şey ettiğimin şeyi" gibi bir şey bu. Bildiğin Torba Yasa
Hız çağında yaşıyoruz efenim farkındaysanız. Her şeyin hızlısı makbul! İnternet bağlantın hızlı olacak, altındaki otomobilin hızlı olacak, hatta ucunda ölüm bile olsa bindiğin tren bile hızlı olacak. Alt yapı sorunu varmış, cumhuriyetimizle yaşıt raylarımız hızlı trenin yükünü kaldıramazmış, falan filan… Hikâye! İlk seferinde 38 vatandaşımız telef oldu. Sorun değil! Referans başkahraman olunca atın ölümü arpadan olsun, ama hızlı olsun… Gerisiyle uğraşmayız.
Toplum olarak toplu hareketleri de severiz. Toplu sünnet törenleri, toplu düğün törenleri…
Son zamanlarda hayatımıza bir de toplu açılış törenleri de eklendi ki değmeyin keyfimize! Başkahramanımız, 1000 kişilik bir koruma ordusu eşliğinde il il, ilçe ilçe dolaşıp topluyor halkımızı meydanlara ‘’ tık ‘’ basıyor bir butona, 106 tesisin birden açılışını yapıyor. ‘’Oh oh maşallah maşallah, 106 tesis birden açılıyorsa nüfus da vardır birkaç milyon…’’ diye düşünüyor olabilirsiniz. Yanılıyorsunuz efenim!.. Milyon değil sadece 400 bin. Olsun! Önemli olan skor! Referans başkahraman olunca gerçeklik aramayacaksınız. Takacaksınız partinin şapkasını, giyeceksiniz yağmurluğunu, alacaksınız partinin bayrağını elinize sevinçten havalara uçacaksınız.
Başkahramanımızın butona basmasıyla birlikte bir konfeti yağmuru, bir müzik, bir kutlama, bir bayram havası ki sormayın gitsin. Sanırsın ki ağır sanayi hamlesi yapılmış, sıra sıra fabrikalar, dizi dizi tesisler, öbek öbek barajlar sıralanmış. Çoğu yurttaşım gibi rengârenk konfetileri hayatında ilk defa görmüş vatandaşım, miting alanında dağıtılan yarım ekmek köfteyi de yemiş, eee… müzik de var, nasıl bayram etmesin? Nasıl coşmasın?.. ‘’ Aslında açılan kayda değer bi şey yok, sizi kandırıyoruz…’’ desen bile alkışlar.
Pekiii… Onca tantana yapıp, ne açmışız efenim?
Alabalık deresinin kenarına duvar örülmüş, açmışız. Yıllardır kullanılan okullara badana boya yapılmış, açmışız. Son iki katı ruhsatsız olan otel yapılmış, açmışız. Sekiz yıldır kullanılan hükümet binasının kapısı değiştirilmiş, açmışız. Hatta, yaklaşık 30 hanelik köyün su menfezinin açılışı da ekleniyor toplu açılışa. Gelin görün ki, köylünün bundan haberi yok. Ya menfez görünmez ya da o köylülerin tamamı kör. Şaka gibi!
Başkahramanımız ‘’ Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. Biz eserlerle konuşuyoruz." Diyor, ama toplu açılan tesisleri ve 2002 yılından beri özelleştirme ayağına satılan onca tesis ve işletmeyi görünce soruyorum ben de doğal olarak. Başkahramanımızın eserlerine kim inanır? Tabii ki… Kadir İnanır.
‘’Hız’’ dedik, devam edelim müsaadenizle…
İleri demokrasi de beklemez efenim. Hız ister. Öyle tek tek yasa çıkarmayla filan uğraşmaz. Koyar bir torbaya, topluca halleder işi. Gece yarısı kör karanlıkta, sen ben uyurken yasa çıkarma hızında da dünya lideriyiz. Gelelim, değerli yasa yapıcılarımızın ‘’gece’’ uykulu gözlerle geçirdikleri Torba Yasa’ya. Yasayı onaylayanların bile torbada ne var, tam olarak haberi yok, kafaları karışık… Bizlerin daha da karışık.
Önemli değil!
İleri demokrasi kafa karıştırır. Hem, kafalarımız biraz karışsa daha da iyi olur. * Neden mi?
Mesela; Torba yasada İşsizlik Sigortası Fonu’nda toplanan paraların %30 ‘u, eklenen geçici maddelerle nerelere nasıl aktarılıyor veya kayıt dışı işçi çalıştırmanın önü nasıl açılıyor anlamasak daha iyi. Hatta, emeklilik yüzü göremeden ömür boyu staj yapacak bir stajyer ordumuz olacak hayırlısıyla. Gece yarısı son eklenen bir maddeyle de bir takım ‘’ trilyonluk ‘’ davalara ve altın hırsızlıklarına da af geldi. Oraları hiiiç karıştırmasak daha iyi.
Torbada hiç müjdeli haber yok mu peki? Tabii ki var efenim! Mesela; Torbada erkek memurumuza müjde var. Eşiniz doğum yaptığında alabileceğiniz 3 günlük izin 10 güne çıkarılıyor. Hatta erkek memurumuz isterse 2 yıl (ücretsiz) doğum izni bile alabilecek. Hadi yine iyisiniz. Başkahraman 3 çocuk diye tavsiye verirken sizlerin rahatını da düşünmüş. Bu güzel haberden sonra pek gitmez biliyorum ama, sevgili memurumuzun sendikal örgütlenmeden doğan haklarına artık son veriliyor. Sendikasının aldığı kararla işi yavaşlatma filan gibi herhangi bir eylem yaparsa gözünün yaşına bakılmıyor, anında memuriyetten atılıyor. Ayrıca; memurumuz her ay düzenli olarak yüzünü bile görmeden tıkır tıkır vergisini öderken veya namuslu vatandaşım dişinden tırnağından artırıp ‘’ vatan borcudur ‘’ diye vergisini öderken, vergi kaçıranlara af geliyor ve işte burada bana afakanlar basıyor… Torbanın ağzını büzesim geliyor!
Artık, sinirden daha da yazasım yok. Açın inceleyin kardeşim 163 maddelik gece yarısı geçirilen torbada sizlere göre ne var ne yok! Uyumayın!...
Neredeyse unutuyordum. ‘’Sör’’(*) ün biri;‘’Canım, dekolte giyersen tabii ki tecavüz ederler!…’’ demiş. Bir grup çağdaş Türk kadını olarak biz, ‘’ dekolte ‘’ kıyafetlerimizi giydik. Bekliyoruz kendisini. Ama… Kime ne olur bilinmez! Sinirimden de yerimde duramıyorum artık bu arada!
***Sör: Profesör unvanı taşıyan fakat bu unvanın kendisine 10 numara büyük geldiği kişilikler için tarafımdan kullanılan bir unvandır. Aman sakın asansörün ‘’sör’’ üyle karıştırmayın.