- Kategori
- Güncel
"Siber Savaş" ve Türkiye

Günümüz dünyası olası bir bilişim savaşının ilk sinyallerini vermeye başladı bile.
"İnternet sınır tanımıyor. Bu yüzden hangi örgüt veya ülkenin düşmanımız olacağını ve bize saldırabileceğini bilemeyiz. Mavi Ordu'nun asıl hedefi meşru müdafaa yapmak. Hiç kimseye saldırma eğiliminde değiliz."
Bu sözler, Çin Hükümetinin internet ağlarını dış saldırılardan korumak amacıyla, özel olarak seçilmiş ve yetiştirilmiş otuz bin kişiden oluşan "Mavi Ordu" projesinin önde gelen araştırmacılarından Xu Guangyu'ya ait. Çin hükümetinin son yıllarda aldığı bir karar üzerine oluşturulan bu birlik, olası siber tehditlerden ülkeyi korumak amacıyla görevlendirildi. Günümüz dünyasında "sıcak savaş"lar yerini "siber mücadele"lere bırakırken, bu konuda ülkeler de yavaş yavaş harekete geçmeye başladı. Çin'in "mavi ordu" su, dünyanın süper güçlerinin "siber savaş" üzerine aldığı tedbirlere sadece bir örnek.
Öteki tarafta Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti, geleceğe dair planların bulunduğu raporda "düzenlenebilecek siber saldırılara karşı askeri müdahalede bulunabilme" yetkisini elinde bulundurduğunu söylüyor. ABD'nin sözde "son çare" olarak tanımladığı bu yetki internet güvenliğinin önemini gözler önüne seriyor. Görünen o ki dünyanın süper güçleri "siber savaş" konusunda gizli veya açık önlemler almakta.
Anlaşıldığı üzere, yarının "dünya savaşı" silahlarla, mühimmatla veya sıcak çatışmayla değil, bir kablonun ucundaki bir bilgisayardan yapılan ilk saldırı ile başlayan, siber ortamda devam eden bir savaş olacak. Peki Türkiye bağımsız bir devlet olarak bu gelişen savaş teknolojisi karşısında neler yapmalı? Yeni uygulamaya koyduğu "e-devlet" projesini koruyacak bir siber savunma sistemine sahip mi? Dünyanın en büyük ordularından birine sahip olan ülkemiz, bu değişime ayak uydurabilecek mi?
Bu konuda yapılan araştırmalar hiç de iç açıcı değil. BTK ve TÜBİTAK tarafından düzenlenen "Ulusal Siber Güvenlik Tatbikatı" nın sonuçlarına göre, tatbikata aralarında TTNET, Turkcell, ODTÜ, UEKAE ve Adalet Bakanlığı'nın da bulunduğu 41 kurum katıldı fakat bu 41 kurumun hiçbiri tatbikatta başarılı olamadı. Bazı kurumların ise siber saldırılara karşı tamamiyle savunmasız olduğu ortaya çıktı. Bu kurumlarımızın gerçek bir saldırıda işleyemez hale gelmesi, tamiri mümkün olmayan sonuçlar doğurur.
Bütün bu olumsuz sonuçlarla karşılaşmamak için, güçlü bir devlet ve her türlü saldırıya karşı koyabilecek bir orduya sahip olmak için hiçbir eksiğimiz yok. Avrupa'nın en genç nüfusuna sahibiz. Tahminen 1,4 milyon üstün yetenekli bireyimiz var. Çalışma ortamı bulamamış ve göç etmiş beyinlerimiz var. Kısacası gelişen ve değişen modern dünyada yerimizi almak için her şeye sahibiz.
Bunu gerçekleştirmek, hem tarihî bir sorumluluk, hem de bugünün gerçeği değil mi?