​ “Sorun”un cevabı, soruya cevapta… / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '09

 
Kategori
Siyaset
 

“Sorun”un cevabı, soruya cevapta…

“Sorun”un cevabı, soruya cevapta…
 

Bir yazı yazacağım, korkuyorum açıkçası…

Acaba kaş yaparken göz çıkartır mıyım, ya da yazarken zevahire dokunur muyum, fincanı katırlarını ürkütür müyüm gibi endişelerim var.

Neyse… Yazayım, nasıl olsa yazacağım… Duramayacağıma göre!...

Demokrasilerde, üzerine titrenmesi gereken kurumlar vardır. Bunlar, halkın temsilcisi parlamento gibi, yargı gibi…

Bizimki gibi coğrafi olarak kritik bölgede olan ülkelerin ayrıca bir de ülkeyi korumak için oluşturduğu silahlı kuvvetleri yani orduları da korunmayı, üzerinde titremeyi gerektirir.

Parlamento ve yargı, ülkesine ve milletine düşman olmaz, ordusu da olmaz.

Bu kurumlar üzerine söz söylenirken kırk düşünüp bir söylemek, söylerken de ölçüyü kaçırmamak gerekir.

Uzun zamandan beri gözlemlediğimiz ve izlediğimiz kadarıyla, ülkemizde bir takım insanların, özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinden bir takım çıkar sağlamaya, bu kurumu yıpratmaya çalıştıkları ortadadır. Dışarıdan gelecek tehlikelere karşı son derece dikkatli olan kurumun, içeriden gelecek tehlikelere karşı da duyarlı olduğunu biliyoruz.

İşte o <ı>“Bir takım insanlar” ordunun bu duyarlılığı üzerine gitmeye ve o yolla da yıpratmaya çalışıyorlar.

Neden?

Çünkü ülkemizde çivisi çıkmayan tek kurum olarak Türk Silahlı Kuvvetleri kaldı. Kurum, geleneklerine sıkı sıkıya bağlı ve ödün vermez bir kurum, bunu herkes biliyor. O zaman eğer ülke üzerinde oyun oynamak istiyorsanız, bu kurumu yıpratmanız ve güvenilirliğini sorgulanacak hale getirmeniz gerekir.

Yapılan da zaten bu…

Geçenlerde bir TV programına katılan Başbakan Erdoğan, soru üzerine <ı>Büyükanıt ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, “<ı>Benimle mezara gider. İnanıyorum ki, Büyükanıt da böyle düşünüyor. Açıklamaya kalkarsa, o zaman ben de yaptığımız görüşmeyle ilgili şeyleri açıklarım” dedi.

Bu cümle içindeki <ı>“…Açıklamaya kalkarsa…” vurgusu çok dikkatle ve mercek altına alınması gereken bir söz.

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki, bu görüşmeyi <ı>“Açıklama” yetkisi ve sorumluluğu, şekil ve öncelik olarak başbakana aittir, <ı>Büyükanıt neden açıklasın ki? Sen açıklarsan, o da yanlış bir şey varsa, düzeltmek için açıklar. Şimdi durup dururken <ı>“…Açıklamaya kalkarsa…” gibi tehdit içeren bir lafa etme gereğini neden duydun ki?

Bu noktada sorarlar adama <ı>“Ey başbakan… Bu görüşmede sen mi Büyükanıt’ı tehdit ettin, yoksa o mu seni tehdit etti” derler…

Ve bu soruyu sormakta da haklı olurlar.

Haklı olurlar, çünkü siz başbakan olarak bu lafı söyledikten sonra, orduyu yıpratmak için yemin etmişler bir haber yayınladılar.

Bu habere göre Ordu içinde, <ı>AKP’yi ve <ı>Fetullah GÜLEN’i, deyim yerinde ise <ı>“Silmek” için plan yapmışlar…

Bu haber üzerine ilgili Ordu makamları inceleme yapmak için üzerine giderken, siz başbakan, meydan meydan gezip tabanınıza sesleniyorsunuz…

<ı>“Takip ediyoruz, gerekirse dava açacağız…” diyorsunuz.

Yani…

Yangına körük ile gidiyorsunuz… Bizzat emriniz altındaki bir kurum <ı>“İnceleme” aşamasındayken… Ayrıca <ı>“Yayın yasağı” konmasına da hükümetteki yardımcınız <ı>Bülent ARINÇ aracılığı ile karşı çıkıyorsunuz. Oysa <ı>“Deniz Feneri” davasında yayın yasağına karşı çıkmamıştınız.

Neden?

<ı>“Sorun”un cevabı da bu soruların cevabı zaten…

Bu <ı>“Soruya” doğru<ı> cevap verebilen de <ı>“Devlet adamı” olabilme erginliğine erişmiş olur ki, sorunun en önemli boyutu da ortadan kalkmış olur…

İşte o zaman <ı>“Devletin meseleleri” meydanlara taşınmamış, kurumlar ve devlet yıpranmamış, hayaller üretilmemiş, korku ortamı yaratılmamış olur…

<ı>15 HAZİRAN 2009 <ı>

 
Toplam blog
: 146
: 576
Kayıt tarihi
: 17.01.09
 
 

Yazacak belki bir çok şey vardır, ancak sadece "Yazmak en büyük tutkum" desem!... Sonrasında da zate..