Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '08

 
Kategori
Haber
 

"Söz" ve "Öz" farklılığı.

"Söz" ve "Öz" farklılığı.
 

İstanbul Çınar kolejinden bir görüntü... Laikliğin "Teminatı" olan Sayın Başbakan'ın dikkatine...


Hadi çocukluk döneminize doğru bir yolculuk yapın. Hani o ilkokul, ortaokul çağlarınıza doğru…

Kendinizi <ı>“sınıfta” var sayın…

Sınıfın en ön sırasında oturan, ama her türlü muzipliği, yaramazlığı yapan, ancak sınıfa öğretmen gelince çaktırmadan yerine oturup, sanki tüm yaramazlıkları başkası yapıyormuş gibi davranan…

Hatırladınız mı o arkadaşınızı?

Hayatımızın bir bölümünde, çevremizde hep böyle kişiler vardır. Kâh kızarız, kâh yaptıkları ile mutlu oluruz, bazen de yaptıkları başımıza büyük işler açar, örneğin öğretmenden sanki biz yapmış gibi azar işitiriz.

Hatta bu türden arkadaşlarımız, ileri yaşlarda yaptıkları bazı şakalar, aile içinde de karışıklıklara neden olur.

Eşinize <ı>“Senin beyi…” diye başlayan cümleleri kurarlar. Sonra siz o pirincin içinde taşı ayıklayıncaya kadar akla karayı seçersiniz.

Son günlerde hemen her gün Sayın Başbakanı, partisinin kadın kollar kongresinde yaptığı konuşmalarında izliyoruz. Bu toplantılardaki konuşmalarına, AKP’nin kapatılması davası nedeniyle dikkat etmeye çalışıyor, ama çok da becerebildiği söylenemez.

Son toplantılardan birinde <ı>“Biz şefkat için geldik, sevgi için geldik. (…) Ülkede gerginliği biz yaratmıyoruz” diyor. Ama derken öyle bir diyor ki, kendi anlatımı ile <ı>“Hitabet sanatının, şiddet(!) şekli” ile verip veriştiriyor.

Konuşmalarında hep <ı>“Bizler” ve <ı>“Onlar” kavramından söz ediyor…

Sonra?…

<ı>“Ülkede gerginliği biz yaratmıyoruz” diyor…

Demesine diyor da, hazırlamakta oldukları anayasa metnini, milletten sır gibi saklayıp, gereksiz gerginliğe yol açıyor…

Öte yandan, uzlaşmaların hepsine kendini kapatıyor <ı>“…içini doldurun da gelin…” diye uzlaşılardan kaçıyor…

Dahası <ı>“Biz, AKP olarak laikliğin teminatıyız” diyor, TRT ‘de programa, <ı>“Pilav üstü kuru” örneği <ı>“Türban üstü peruk”lu bir bayan çıkıyor…

Madem inançlı, prensiplerine rağmen o programa çıkan hanım bir tarafa, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olan Başakşehir 4. Etap’taki Çınar Koleji’nde çok sayıda türbanlı öğrenci okuyor. Okul binasından bahçeye türbanlarıyla çıkan öğrenciler, öğretmenleriyle birlikte teneffüslerini geçiriyor, benzer bir sürü görüntü her gün gündemi dolduruyor…

Ama <ı>“Teminat” Başbakan ve AKP ile iktidarı oluyor…

Bunlar nasıl oluyor acaba?

Sayın Başbakan <ı>“Hitabet sanatını” içine biraz da <ı>“Asabiyet” de katarak o kadar güzel kullanıyor ki… Sanırsınız Türkiye’de her şey güllük gülistanlık…

Elbette bazıları, ülkenin durumunu, kenar çizgisinden sahada oynan oyunu okuma becerisine sahip olan takım çalıştırıcıları (Antrenör) gibi iyi okuyor, ama tribünden seyredenler, sadece atılan ve daha çok da kendi attıkları golleri konuşuyorlar. Yedikleri gollerin farkına, maç bittikten sonra varacaklar. Ama o zaman da 90 dakika, uzatmaları da oynanmış olarak bitmiş olacak.

Sayın Başbakan, yaptıklarının ceremesini başkalarına ödeten yaramaz çocuklar veya etrafına şaka yapan ve yaptığı şakanın sonucunu görmek için çaktırmadan kenara çekilenler gibi, şimdilik oynuyor…

Elbette gündelik hayat içinde bu tür davranışlar bir ölçüde su götürür, insanları güldürür, mutlu eder. Ama yaptığınız şakaların dozunu kaçırırsanız, sonuç bazen umduğunuz gibi olmaz, felaketlerle sonuçlanır.

En tehlikeli şakalar, genelde kıskanç eşler için kocaları hakkında yapılanıdır.

Bizim de <ı>“Kıskanç” olduğumuz değerlerimiz var.

Bunlar <ı>“Cumhuriyet, laiklik ilkesi, demokrasi, hukuk devleti, Atatürk ilke ve inkılâpları” gibi…

Bunlar üzerinden şaka yapılmasına dayanma gücümüz çok zayıf.

Öte yandan, siyaset ve devlet yönetiminde bulunanların, ülke üzerinden <ı>“Şaka” yapmaya uğraşmaları, hiç de iyi sonuçlar vermez.

O nedenle diyorum ki, Sayın Başbakan, millet ile şakalaşmayı bırak, <ı>“Söz”ünüz ile <ı>“Öz”ünüz birbirinden farklı. Şunları aynı çizgiye getiriniz…

<ı>07 NİSAN 2008

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..