"Şu tarafa doğru kaçamayacak mıyız?" / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '08

 
Kategori
Siyaset
 

"Şu tarafa doğru kaçamayacak mıyız?"

"Şu tarafa doğru kaçamayacak mıyız?"
 

"Şu taraf"


Rahmetli Erdal İnönü Başbakan yardımcısıydı. Süleyman Demirel'de Başbakan. Kış, her zaman olduğu gibi doğu ve güneydoğu Anadolu'da çok sert geçiyordu. O gün, doğu illerinden birinden haber kanallarına "çığ düştü" haberi geldi. Fakat, çığ altında onlarca asker kalmış ve ne yazık ki yaşamlarını yitirmişlerdi.

Olaydan bir kaç gün sonra Erdal İnönü, çığ altında kalan askerlerin bölgesine gitmişti. Aynı yerde, arkadaşları çığ altında kalan fakat canını zor kurtaran askerle konuşuyordu.

"Çığ nerden geldi?"

Asker, eli ile dağların tepesini gösteriyordu:

"Önce ufak bir hışırtı duyduk, baktık. Karlar kayıyordu. Sonra o küçücük karlar buraya inene kadar kocaman kartopu olmuştu. Arkadaşlar o topun altında kaldı. Öldü."

Erdal İnönü, sağ tarafına baktı:

"Peki siz o çığ gelirken şu tarafa doğru kaçamadınız mı?"

"Şu tarafa doğru" derken eliyle sağ tarafını gösteriyordu. Asker, bir Erdal İnönü'ye bakmıştı, bir de onun sağ tarafına. Bir de saniyede bilmem kaç kilometre hızla gelen çığı düşündü. Belli ki asker sorunun ve önerinin saçmalığını anlamıştı. Ama, karşısındaki devletin büyüğü idi.

"Kaçamadık efendim" dedi, biraz bekledikten sonra.

Çok yakında birileri bizlere aynı soruyu yöneltecek. "Kaçamadınız mı?"

Çağdaş, lâik Türkiye büyük bir hızla yobazlaştırılıyor. Lâik Türkiye din devleti olma yolunda büyük bir hızla ilerliyor. Bunun küçük ama önemli adımı türban yasası ile atıldı. Şimdi bu, dağın başında oluşan küçükmüş gibi görünen ve o nedenle de çok kişinin umursamadığı bir kar topu. Fakat, yuvarlanarak ve büyük bir hızla üzerimize geliyor. Önüne çok şeyleri katarak geliyor. Devletin bütün kademelerine topa dahil ediyor. Yargı, üniversiteler, ordu, bu topun önünde ne yazık ki duramıyor. Zaten devletin diğer kurum ve kuruluşları, belediyeler tamamen el değiştirdi. Şimdi oaralarda giyimiyle, kuşamıyla, konuşmasıyla bambaşka insanlar oturuyor.

Çağdaş Türkiye'nin üzerine ufak bir kartopu yuvarlanmaya başlandı. Aşağıya doğru daha da büyüyecek ve devleşerek, çağdaşlığın üzerine çökecek.

İşte o zaman birileri çıkıp bizlere soracak:

"Şu tarafa doğru kaçamadınız mı?"

Ama, bizler arkadaşları çığ altında kalan asker gibi bu sorunun anlamsızlığına bakmayacağız. Çünkü, bize "şu taraf" diye gösterilen yerde Kemalizmin altın görüşleri olacaktır. Ve bizler o tarafa kaçamamamızın geç kalmışlığı içinde başımıza gelenlere boyun eğeceğiz.


 
Toplam blog
: 278
: 3275
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..