Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '13

 
Kategori
Siyaset
 

"Tahkikat Komisyonları"'ndan "öğrenci evleri denetlemesi"ne Hükumet devirme bahaneleri!...

"Tahkikat Komisyonları"'ndan "öğrenci evleri denetlemesi"ne  Hükumet devirme bahaneleri!...
 

internetten alınmıştır.


Rahmetli Adnan Menderes'i sonuçta  darağacına götüren  "darbe bahanesi" Merhumun CHP destekli öğrenci olaylarını araştırmak için "Tahkikat Komisyonları" kurdurmuş olmasıydı.

Ortada hiç bir şey yokken, üniversite öğrencilerinin sokaklara dökülmesinin, Başbakan'ın yakasını toplayarak "özgürlük" isteyecek noktalara getirilmesinin bir tezgah olduğunu anlayan Hükumet, bunları araştırmak için komisyon kurdurmuştu... Aslında son derece normal bir Hükumet uygulaması olan bu durumu, bugün bile Menderes'in "büyük günahı" olarak gören günahkarlar vardır.

Başbakan Erdoğan'ın statüsü tam belirlenmediği için kontrol dışında bulunan "öğrenci evleri"ni denetlemek istemesi de tıpkı Merhum Menderes gibi arka planda bir "tezgah" sezmiş olmasındandır.

Nitekim, bu oyunun ilk perdesi "Gezi Parkı"nda sahnelenmişti.  Başbakan ikinci perdenin de zamanı gelince sahneye konacağını biliyordu. Bu oyunun "figür/an"ları da üniversite öğrencileri olacaktı.

Gerçekten de, Başbakan'ın sözü bahahe edilerek ikinci perde oynanmaya başlandı. Aslında bu oyunun perde sayısı, hedefe ulaşıncaya kadardır. Yani, bu "öğrenci evleri" perdesi de Tayyip Erdoğan'ı yıkmaya yetmezse, başka perdeler peş peşe gelecektir.

Ucu dışarda bu oyunlar öyle iyi oynanıyor ki, daha dün "Gezi"nin bir oyun olduğunu söyleyenler bile, bu perde de "Ama Tayyip Erdoğan da..." demeye başlayabiliyor... Yani, her "aydın" türünün bir ikna edilme perdesi var... Tıpkı, demokratlığın da herkes için ayrı bir "tahammül" noktası olması gibi...

Hedefi Rahmetli Menderes'i devirmek olan "öğrenciler" Ankara sokaklarında kırıp dökerken "Olur mu böyle olur mu; kardeş kardeşi vurur mu" türküleri söylüyorlardı. Ama, sonunda ülkenin seçilmiş masum ve mazlum Başbakanı vurulmuştu... Hem de en insafsız biçim de...

O günleri yaşayanların çoğu, nasıl bir gaza getirildiklerini, nasıl bir oyunun figür/anları haline getirildiklerini  sonradan anladılar ve hatalarını itiraf ettiler. Ama, Tayyip Erdoğan'a sürekli Merhum Menderes'in akibetini hatırlatan vicdan yoksunları da hala yaşıyor bu ülkede...

Tarihin tekerrür etmemesi için ders alınması gereğini söyleyen bizim atalarımız ama, ne yazık ki, bu ülkede tarih, sürekli tekerrür ediyor... Şimdi bugünün gençliği aslında aynı "ellerin" yazdığı oyunun  gönüllü oyuncuları oluyorlar. Bugün de, başka türlü "kardeşlik türküleri" eşliğinde ülke karanlık bir kuyuya düşürülmek isteniyor.

Dikkat edin!... O gün, gazetelerinde her gün kıyma makinalarından geçirilmiş öğrencilerden bahseden, sandviçlerin içinde öğrenci parmaklarının bulunduğunu söyleyen yalancılar, bugün de her gün basılan bir öğrenci evinden bahsediyorlar!...

Evet, kıyma makinası yalanını söyleyemiyorlar ama baskın haberleri de sonuca hizmet ediyor, bugünün şartlarında... Bu yetmezse "kıyma makinaları"ndan bahsetmekten de çekinmezler, emin olun!

Türkiye, yarım yüzyıllık yeni pişmanlıklar yaşamamak için, bu oyuna gelmemelidir ve gelmeyecektir.

Zaman, sadece AKİS'lerin ULUS'ların zamanı değil artık...

Bu oyun  da bozulacak inşallah!...

 
Toplam blog
: 1645
: 822
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..