- Kategori
- Futbol
Tek adam, futbol adamı ve kupa da kupa...

Unvanları bol keseden dağıtmayı pek severiz.
Sevdiğimizi göklere çıkarır, sevmediğimizi yerin dibine batırırız. Öznelliği, kendi gerçeğimizi genelleştirir, aklımızca ona “nesnellik” kazandırırız. Kendimizi aldatmaktan başka bir şey değildir bu yaklaşım.
Spor basını, futbolculara unvan dağıtmayı tekeline almış durumda. Çoğu yazılar, kullanılan kalıplaşmış sözler, sıkıyönetim bildirilerinden farksız. Adları değiştirin, kalan sözler, akla gelen her futbolcuya uyar.
“Ünlü futbolcu”, bunlardan biridir.
Herkes “ünlü” ise, kim “ün”süz?
****
Tek Adam...
Bizde, özellikle siyasal alanda “tek adam”lık, bir hastalık durumuna gelmiş. Konumu ne olursa olsun, kendi kulvarında gücü eline geçiren, “tek adam”lığa oynuyor; üstelik bunda da başarılı oluyor.
Futbolda “tek adam”lık ise, bir futbol takımı için, futbol adına olumsuz bir durum. Bütün umutlarını “tek adam”a bağlayanlar, ileride karaları bağlayabilirler.
Futbolun bir takım oyunu olduğunu unutanlar, bir ikinci, üçüncü, dördüncü... adamı bulmak, yaratmak zorundadır. Bu yapılmadığı zaman, umutsuzluklar sürüp gidecektir.
“Tek adam”a bağlanmak, tehlikenin farkına varmamaktır.
*****
Futbol adamı!..
Biri, bir kulübün yönetimine seçilince, hemen bu unvanı kazanır. Bakan olan birinin “devlet adamı” olması gibi...
Ne kolay elde edilen unvanlar bunlar?
Kimileri bu unvanları, kendileri için, Tanrı vergisi ya da Tanrı’nın bir lütfu sayarlar!
Siz siz olun, sakın, “adam”ı tek başına kullanmayın. Çünkü başında “futbol”, “devlet” olmayan “adam"lı deyişler hakaretten sayılır.
Bilesiniz!..
*****
Futbolda, “kupa” varsa, değme keyfine!..
Sezona “kupa” vaadiyle başlayanlar, yolda kalınca, bir “kupa hikâyesi”ne sarılırlar.
Mızmız çocuk misali, tutturanlar olur:
Kupa da kupa!..
Buna öyle tapanlar olur ki, kupa, seçim kazandırır. Ama seçim/ler kazanılır, kupa, olduğu yerde kalır. Bir gitse, her şeye egemen sayılan, bir el atsa, yer yerinden oynayacak!
Yer yerinden oynayacağına, yeşil sahalarda futbol oynansa, taraftarı tribünlere çekerek futbolcu ve futbol olsa, masa başı kazanmalara bel bağlanmasa daha iyi olmaz mı?
Olmasına olur da, zaten doğrusu da bu, ama saha dışı beklenti/ler büyük!..
Son söz/ler:
“Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. (...) Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.” (Sait Faik Abasıyanık, “Haritada Bir Nokta”)
http://www.facebook.com/turgutcelik