- Kategori
- Güncel
'Türk' olmak ile 'Türkiyeli' olmak arasında fark sadece kavram kargaşası mı?

Hayır!..
Son dönemde ‘çözüm sürecinde’ ve ‘yeni anayasa taslağı’ çalışmaları aşamasında ortalık toz duman içinde tüm ülke ikiye ayrıldık:
Bir tarafta ‘Türk’ ve ‘T.C. Vatandaşı’ tanımının ‘Anayasa’nın vazgeçilemez unsurları olduğunu savunan aralarında akademisyen, siyasetçi ve emekli askerlerin bulunduğu ‘Türk Milleti’ne Çağrı’ adlı bildiride imzası olanlar ile ‘kanaat önderi’ ‘tarihçi,’ ‘yazar’ TV yapımcısı/programcısı’ Prof. Dr. İlter Orbaylı’dan başkası değildir.
Diğer yanda ise her konuşmasında ATATÜRK soyadını kullanmak yerine sürekli Gazi MustafaKemal diye hitap eden, ‘Türk’ sözcüğü yerine ‘Türkiye,’ ‘Türkiyeli’ ve ‘Türkiye Bayrağı’ sözcüklerini tercih eden T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Hükümeti ve ‘akil insanlardır.’
Öncelikle bu kavramlara ‘Millet’ sözcüğünün nasıl kaynaklık yaptığını Mustafa Kemal ATATATÜRK’ün anlatımıyla sizlere aktarmaya çabalıyorum:
- “Çeşitli milletleri, ortak ve genel bir ad altında toplamak ve bu çeşitli unsurlardan oluşan kitleleri eşit haklar ve şartlar altında bulundurarak güçlü bir devlet kurmak, parlak ve çekicibir siyasi görüştür.
- ‘Panislamizm’ ve ‘Panturanizm’ siyasetinin başarıya ulaştığı ve dünyayı uygulama alanı yapabildiğine tarihte tesadüf edilememektedir.
- ‘İstilacı olmak’ hevesleri konumuzun dışındadır.
- Milletimizin, güçlü, mutlu, istikrarlı yaşayabilmesi için, devletin bütünüyle Milli bir siyaset izlemesi, bu siyasetin iç teşkilatımıza tam olarak uyması ve ona dayanması gerekir.
Bu söyleminde Mustafa Kemal ATATÜRK güçlü bir devlet kurmanın ‘olmazsa olmazı’ çeşitli milletleri ortak ve genel bir ad altında toplamak ile başladığını vurgulamıştır.
Diğer bir ifadeyle; T.C. Devleti sınırları içinde yaşayıp, kamu hizmetlerine ‘girme’ ve ‘eşit yararlanma hakkına sahip,’ orijini(kaynağı) farklı milletlerden oluşan,’vatandaşlık’ bağıyla bağlı olan ‘herkes,’ ‘din,’ ‘mezhep,’ ‘dil,’ ‘ırk,’ ‘renk,’ ‘cinsiyet,’ ‘siyasal düşünce’ farkı gözetilmeksizin ‘Türk’tür.”
ATATÜRK’ün özelliklerini saydığı ‘Millet’ kavramından esinlenerek yaptığım ‘Türk’ tanımı ile Anayasa Komisyonu için TBMM’ne gelen Fener Rum Patriği Bartholomeos’un tanımı hemen hemen örtüşmektedir.
Bartholomeos ‘Türk’ü şöyle tanımlamaktadır:
- “Türk Devleti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes, din, mezhep, dil ve etnik köken gözetilmeksizin Türk’tür. ‘Türklük,’ bütün Türk vatandaşlarının beraberce varlığının ve dayanışmasının ifadesidir.”
Diğer yandan ‘Türk kelimesi anayasadan çıkarılamaz’ şeklinde kampanya yürüten grupta imzası bulunan tarihçi Prof. Dr. İlter Orbaylı’nın, ‘Türkiyeli’ gibi bir kavramın kabul edilemeyeceğini vurgulayan görüşlerini paylaşıyorum.
ÇünküProf. Dr. Orbaylı; ‘Coğrafyayla kimlik edinilmez’ der.
Mustafa Kemal ATATÜRK’ün vurguladığı çeşitli milletlerin yaşadığı coğrafya ‘Türkiye’dir. Fakat bu coğrafyada yaşayanların ‘Türkiyeli’ olamayacağı da Sosyolojik anlamda kesindir.
Ancak ‘Ankaralı,’ ‘İstanbullu,’ İzmirli,’ ‘Diyarbakırlı,’ ‘Konyalı,’ ‘Edirneli,’ ‘Şırnaklı,’ ‘Trabzonlu’ olabilirler; ama hepsi birer ‘Türk’tür.
Tarihin yapraklarını karıştırırsak; Sevr Antlaşması gereğince bir yıl sonra Irak Suriye arasında kalan ‘özerk’ bölgenin Kürt halkı, ‘bağımsız’ ‘Kürt Devleti’ kurulması için Birleşmiş Milletler’e başvuruda bulunmak zorunda olmalarına rağmen bulunmamışlardır.
‘Türkiye’ bu ülkenin adı ise; bu ‘Meclis,’ ‘Türk halkının’ Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.
05.04.2013, İzmir