​ "Zaman" ile söyleşiler / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '09

 
Kategori
Felsefe
 

"Zaman" ile söyleşiler

"Zaman" ile söyleşiler
 

salvador dali saatler


Gel zaman git zaman…

Zaman oldu bize tutsak, bazen biz ona esir o bize hükümdar, kavgalı olduk onunla geçip gitmez olduğunda başımızdan, anlamlı anlarımızda yavaş geçtiğinde ona minnetardık. Bir sözleşme yaptık sürdü ömrümüz boyunca zaman ile. Ama zaman bu sözleşme geçer mi ona, o geçip gidecek özgürce, tutkuyla, aşkla, acıyla bazen de hüzünle ya da huzurla son mezar taşına kadar…

Konuşmak istedim zaman ile, belki beni dinlerdi tüm insanoğlu adına dinlenecek ne söylesem bile…

Zaman dedi ki:

- Benimle konuşman ne seni ne de beni değiştirecek, değişimin içinde de ben varım, ben senin soluğunda, kemiklerinin iliklerinde, tutkunda ve ağlamandayım. Tanrı benim dostum, Tanrı benim en büyük yol göstericimdir, o da yanımda olduktan sonra senin solgun varlığın beni tek bir zerre bile etkileyemez.

Ben dedim ki:

- Benimle konuşman seni de beni de değiştiremez doğru. Bu tanı gerçeğin ta kendisi, su gibi, saf ve katışıksız doğru. Belki bu bir iç konuşma, kendime karşı yaptığım bir iç sorgulama… Durup düşünmeliyim diyorum bazen, sen geliyorsun yanıma, beni bana bıraksa diyorum sana, diyaloglar seninle, yaşam seninle ortak olup çıkıyorsunuz karşıma… Üçe karşı bir oldu mu şimdi diyorum, diyorum da diyorum, dinleyen kim!...

Zaman dedi ki:

- İnsanoğlu kendi etrafında dönenip duran anları kaçırdıktan sonra benim hiçbir anlamım kalmıyor. Ben bir paradoks olarak kalıyorum insanoğlunun aklında, aslında insanoğlu hep bir sebep arıyor, sebepsizlikler korkutuyor tüm insanlığı, senin iç konuşmaların da benimle birlikte, bensiz dünya, atmosfer ve tüm kainat, gece, gündüz ne anlamı var.

Ben dedim ki:

- Sen bize sonsuz gözüktüğün halde, asla yeterli gelmiyorsun, geçmişi hatırlattığın ölçüde ölümsüzsün, şimdisin, yarınsın ve aynı anda geleceksin de. Bu bütün her şeyi kendinde barındırdığın ölçüde de durdurulamaz bir şekilde ilerlemektesin. Ama hiç beklemediğimiz ya da hazırlıklı olduğumuz bir anda da son bulacaksın, iz bırakacaksın, seni bir yerlerde bulacağız, o oranda da kaybedeceğiz izini gün gelecek… Ve bu devri alem böyle devam edecek.

Zaman dedi ki:

- Sonsuzluk Tanrı ile eş anlamlı, yüce yaratıcı öyle güzel bir düzen getirmiştir ki tüm insanlığa her ayrıntının bir planlaması vardır ve o planlamanın da içinde ben olmak zorundayım. Hayat benim en büyük dostum, onun için biz onunla bir bütün sayılırız. Ben sizin hiç beklemediğiniz bir anda mutluluğunuza tanık olacağım ya da en hüzün dolu anları vereceğim size. Devri alem benimle devam edecek.

Ben dedim ki:

- Bir zamansın ki sen, ne geçmiş önünde ne de gelecek ve bunun üzerine de anlık koşturmacalar… Bazen diyorum ki nereye kadar bu seni kovalamalarımız, kendi aklımızın oyunlarına kendi savaşlarımızla çekişmelerimiz bitmek tükenmek bilmeyen.

İnsanoğlu yolsuzlukların içinden hep bir yol, çıkmazların içinden hep bir çıkar, felsefelerin içinden hep bir varlık sorunsalı çıkarabilir ama zamanın akışkanlığına ve karşı konulamaz gücüne ne kadar istese de direnç gösteremez.

Zaman, önceleri bir kağnı gibi yavaş geçerken, anlık lezzetlerin tadına varamadığımızı anladığı anda bir şimşek hızıyla geçer gider. Saçlarımıza beyazları, yollarımıza bazen güller bazen de çakıl taşları bırakarak…

Yazabilmek, yazının o zaman kavramını unutturan güzelliğine varınca herşey farklı görünüyor gözlerime.

Yazabilmek güzel, hayata bağlayan bir neden belki de ve zaman ile bu daha da anlamlı oluyor hayatımda.

Ve sen hayatımın anlamı sen zaman ile daha güzelsin gözlerime kalbini bırakırken bile…

 
Toplam blog
: 69
: 720
Kayıt tarihi
: 17.10.06
 
 

Ben 1982 İstanbul doğumluyum. Selçuk Üniversitesi Süt ve Ürünleri ve Anadolu üniversitesi Çalışma Ek..