Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '08

 
Kategori
Haber
 

“Zenit saat gibi…” çalışmalı…

“Zenit saat gibi…” çalışmalı…
 

Zenit Antika köstekli saat...


İran’da gezerken, bize rehberlik eden Mahmut MÜDÜRYAN’a, <ı>“Zenit saat gibi” dediğimde şaşırmıştı…

İran’da otomobilimiz motoru bozuldu, çalışmaz oldu… Zorunlu tamire verdik. İki gün sonra arabayı tamirciden almaya gittik ve marşa bir bastığımda araba çalıştı. Şöyle bir sesini dinledikten sonra Ağayı Mahmut’a (Mahmut Bey demek oluyor) döndüm <ı>“Zenit saat gibi” dedim…

Ağayı Mahmut’a <ı>“Zenit saat gibi” çalışmanın ne demek olduğunu anlatmam ve onun algılaması biraz uzun sürdü…

Yaşadığımız günlere baktığımda, bazı şeyler <ı>“Zenit saat gibi” çalışırken, gerekli ve hayati olan şeylerin <ı>“Bozuk saat gibi” çalışıyor olduğunu görüyorum. Bunu bir şekilde ifade ettiğimde ise, gelen tepkilerin bir bölümünden anlıyorum ki, ne demek istediğimi anlatmakta zaman zaman yetersiz kalıyorum.

<ı>X

Düşünce, ne kadar engellemeye çalışırsanız çalışın, yapısı itibariyle özgürdür. Hiç kimsenin kafasından neler geçirdiğini bilemez, onu önleyemezsiniz.

Gerçek bu olunca da, sağlıklı olan, insanların kafalarında ne düşündüklerini özgürce söylemelerinde her hangi bir sakınca yok. O nedenle de <ı>“Özgür düşünceyi ifade etmeye” de sınır getirmenin bir anlamı yok.

Ancak düşünceyi tartışmaya açmanın veya eyleme geçirmenin bir kuralı ve sonucu olmalı. Kuralsız yapılan işlerden sağlıklı bir sonuç almak her zaman mümkün değildir.

Nasrettin Hoca’nın hindisi de düşünüyor, arada bir de <ı>“Gulu… Gulu… Gulu…” diyor, orada kalıyor.

Ya da kuralsız tartışma, kadınlar hamamında konuşmaya benzer, herkes konuşur, dinleyen yoktur…[1]

Yaşadığımız şu günlerde yapılan tartışmalara baktığımda, bu kuralsızlığı daha iyi görüyorum.

Önceki birkaç yazımda, Anayasa’nın <ı>“Yeniden yapılması” ile <ı>“Değiştirilmesinin” farklı şeyler olduğunu savundum. Değiştirmenin kuralı ile yeniden yapmanın kuralının birbirinden farklı şeyler olduğunu vurgulayarak açıklamaya çalıştım.

<ı>“Özgür düşünce” ile tartışma kavramına tekrar dönecek olursak, elbette tartışmanın sınırı olmamalı, ama kuralı olmalı.

Bakıyoruz…

Tartışanların hemen hepsi <ı>“Devlet”ten yana, <ı>“Cumhuriyet’ten, laik, demokratik, sosyal hukuk devletinden” yana. Tartışmanın başında bunları ortaya koyuyorlar.

Devamında ise, <ı>“Yana” olduklarını belirttikleri ilkelere doğru <ı>“Yan yan” gittiklerini görüyoruz.

<ı>“Devlet”ten yana, <ı>“Cumhuriyet’ten, laik, demokratik, sosyal hukuk devletinden” yana olmak demek, bu olguları meydana getiren kurumlardan ve kurallardan da yana olmayı gerektirmez mi?

Gerektirir bence… Ancak görünen o ki eylem, hem <ı>“Yana” görüneceksin, hem de <ı>“Yan çizeceksin” tarzında oluyor.

Örneğin <ı>“Laiklikten yana” olacaksın, herkesin inancını özgürce yaşamasını savunacaksın, diğer taraftan da <ı>“Mahalle baskısını” görmezden geleceksin.

<ı>“Devletten yana” olacaksın, <ı>“Hukuktan yana” olacaksın, ama devletin tüm kurumları ile kavgalı olacaksın, işine geldiğinde yargıyı <ı>“Darbecilikle” suçlayacaksın, işin geldiğinde <ı>“Yargıya saygı”dan söz edeceksin.

<ı>“Hukuktan yana” olduğunu altını çizerek belirtirken, diğer taraftan, kafana yatmayan <ı>“Yasa ile belirlenmiş kurallara” uymayacağını, bunun demokratik hakkın olduğunu savunacaksın…

<ı>“Bu yasayı beğenmiyorum, doğru bulmuyorum, demokratik bulmuyorum” demek ayrı şey, aynı zamanda da <ı>“Uymuyorum” demek ayrı bir şey…

Ortalıkta bir <ı>“Hastalık” var ve <ı>“Zenit saat” çalışmıyor, bir yerleri bozuk, ya ileri gidiyor, ya da geride kalıyor. Hal böyle olunca da insanlar, birbirleri ile olan ilişlilerinde uyum sağlayamıyorlar.

Düzeni sağlamanın yolu, <ı>“Zenit saati” ya düzenli kuracaksınız, ya kolunuzda sürekli taşıyıp salınımını sağlayacaksınız, ya da pilini saat durmadan değiştireceksiniz ki, <ı>“Zenit saat gibi” çalışabilsin, toplum aynı saat dilimi içinde farklı yerlerde de olsalar, ilişkilerinde aksama olmasın.

<ı>X

Hiç kimsenin varsa suçu, üzerinin örtülmesinden yana değilim.

Ancak, adil davranılmasından, kurallara uyulmasından yanayım…

Eğer sistem <ı>“Zenit saat gibi” çalışacaksa, bu uyulması gereken temel bir kuraldır.

Ama çalışan saatin markası <ı>“Zenit” değil…

Çalışan saatin markası başka bir şey, adını koyamadığım…

Adını da koyuyorum da, yerine oturtamıyorum…

Mesela <ı>“Tel maşa saat” diyebiliriz…

<ı>08 TEMMUZ 2008



[1] Bunun bir <ı>“Halk deyimi” olduğunu ve kadınlar hakkında her hangi bir şey ifade etmediğini ifade etmek isterim.

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..