- Kategori
- Haber
Bu eğer “Başarı”nız ise doğru…

www.milliyet.com.tr
3 Kasım 2002…
Bugün Türkiye’de yapılan seçimlerin sonucunda, AKP milletten aldığı %34,43 oy oranı ile 365 milletvekiline sahip olmuş ve TBMM’de %66 ağırlığı, gücü elde etmişti.
O tarihte, daha önceden mahkûm olup seçilme yeterliğine sahip olmadığı için meclise giremeyen, daha sonra CHP’nin desteği ile allem-kallem edilerek meclise sokulan Recep Tayyip ERDOĞAN yoktu…
Kısa bir zaman sonra Recep Tayyip ERDOĞAN için <ı>“seçilme”ı> ve dolayısıyla da Başbakan olma yolu açıldı.
Tarih 15 Mart 2003…
İşte o tarihten bu yana Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin seçimle işbaşına gelmiş Başbakanı ve yine o tarihten bu yana, siyasal iktidar olarak da ülkedeki her türlü olaydan ve sonuçlarından yasalar karşısında <ı>“Başbakan”ı> sıfatı ile sorumlu.
Bir başka anlatımla bugünün Başbakanı Recep Tayyip ERDOĞAN, her zaman <ı>“sorulara”ı> cevap vermeye hazır ve nazır olmak zorunda.
Hesap sonucu nasıl çıkar, orasını elbette bugünden bilmek olası değil… Yeter ki milletin önünde <ı>“Hesaba oturacak” ı>duruma gelsin.
Siyasiler, iki şekilde hesap verirler…
Birinci hesap <ı>“Sandık”ı>ta görülür… Bu hesabın adı <ı>“demokratik hesap verme” ı>şeklidir ve hepimiz öncelikle bu hesap şeklinden yanayız.
İkinci şekli ise, dokunulmazlık zırhı ile korunduğu dönemden önce ve sonraki dönemlerde <ı>“Yargı”ı> önünde hesap verme dönemidir.
Biz, her zaman herkesin <ı>“Yargı” ı>önünde hesap vermesinden da yanayız.
Gerek <ı>“Sandık” ı>hesabından gerekse <ı>“Yargı”ı> hesabından kurtuluş, ne yazık ki siyasete soyunmuş olanlar için kaçınılacak bir şey değildir.
Başbakan, bugüne kadarki kendi üzerinde zimmetli bulunan sorumluluklardan dolayı da elbette <ı>“Sandık”ı> hesabını verecektir. Hesabın diğer bölümü için, gelecek günleri bekleyeceğiz.
Bugün Başbakan Sayın Recep Tayyip EROĞDAN’a teşekkür etmek için gündeme getireceğim konu ayrı…
Başbakan otluğuna oturduğu günden beri, ortaya koyduğu icraatların sonucunda ortaya çıkan tablodan ülke olarak memnun olmadığımızı iddia ediyoruz. Delillerini de somut olarak ortaya koyuyor ve sonuç olarak kendisine <ı>“Teşekkür”ı> edecek bir konuyu da bulamıyorduk.
Ekonomi belli…
Ülkenin değerlerini sata sata bitirdik, yerine bir şey koyamadık…
Devletin temekline dinamit koyduğu iddiasını her vesile ile ortaya koyduk, tekrarlardık…
Ama bugün kendisine bir başarısından ötürü <ı>“Teşekkür” ı>etmek gereğini duyduk.
Elbette bizim açımızdan bir <ı>“Başarı”ı> örneği değil ama sonucunda zoru <ı>“Başarabildiği”ı> için kutlamak gereğini duydum…
Koç Holding Şeref Başkanı (önceki başkanı demek oluyor), kendisi ile yapılan bir röportajda <ı>“İşyerimde sakallı bıyıklı çalışan istemem, almam, çalıştırmam”ı> demiş…
Ortalık <ı>“Ergenekon”ı> iddiaları ve gözaltılar ile çalkalanıyor, tutuklu bulunanlar hakkında 13 aydan beri iddianame hazırlanmamış, ülkede ekonomik sorunların giderek arttığı, dışarıda ülke aleyhine karar tasarılarını oylandığı bir dönem…
Ve Başbakan, bir yerde yine <ı>“Solo program” ı>yapıyor ve konuşuyor…
Başbakan, <ı>”İşyerime sakallı ve bıyıklı olanı asla almam” ı>diyen<ı> ı>Rahmi Koç’a tepki göstererek, <ı>“‘İşyerime sakallı ve bıyıklı olanı asla almam’ diyenlerden yana olmadık. Bunlar ayrımcılığın ta kendisidir. Bugün dünyanın neresinde böyle ilkel anlayış var?”ı>
<ı>ı>
Vay be…
Ülkede, yaptığı her konuşma ile her türlü ayrımcılığı yapan, milleti inanan, inanmayan, türbanlı, türbansız gibi ayrılıcılığa sürükleyecek her türlü ayrımın yapılmasına olanak sağlayacak icraatları yapıyorsunuz, arkasından da sadece <ı>“Üst düzey ve yakın yönetici kadrosu”ı> için söylendiği açıkça ortada olan bir söz için bu ülkede istihdam sağlayan bir sanayici ve işadamı için bunları söyleyeceksiniz!...
Aslında sizi kutlamak gerek…
İşte sadece bunun için, Türkiye’yi ayrımcılığa sevk etmek, teşvik etmek ve toplumun dikkatini yalan yanlış şeylere çekerek nifak sokmak…
İşte bunu 15 Mart 2004 tarihinde Başbakan olduğunuz günden beri başardığınız tek şey bu…
Ülkede ayrımcılığı körüklemek…
Bunu da başardınız… Tebrikler…
<ı>06 TEMMUZ 2008ı>