- Kategori
- Deneme
108. yaşın kutlu olsun Sait Faik...

108. yaşın kutlu olsun kıymetli Sait Faik...
"-Adın?
-Sait.
-Ne?
-Sait.. Faik. Sait Faik.
-Soyadın?
-Abasıyanık.
-İşin, mesleğin?
Bir şey bulamadı söyleyecek. Fransa ya gitmek için pasaport alacaktı.
-Yazarım, dedi.
Öteki baktı, düşündü.
-Yazar olduğuna dair bir yazı getir, dedi.
İşte Sait Faik yazar olduğuna dair o yazıyı bir türlü bulamadı. Kimse bir iş yaptığına, bırak yazarlığı, bir iş yaptığına dair bir belge veremedi eline. Bir derneğe üye olduğuna dair ödediği aidat makbuzlarını buldu evde, aldı onları götürdü, olmadı. Meslek hanesine “yok” yazıldı."
Sait Faik in öyküleri şevkatli bir ana elinden çıkmış sıcacık lezzetli bir tas çorba gibidir. İnsana umulmadık, sıra dışı yahut karmaşalarla dolu bir duygu karmaşası yaşatmaz. . Aksine çok tanıdık, samimi bir tatta yazar öyküsünü. Hatta ve hatta o çorbanın içinde ki ıtırlar, naneler bir gün batımı ada tepelerinden kınalı ellerle toplanmış kısık ateşte ağır ağır kaynamış, kalaylanmış bir bakır kapta soframıza konmuştur. Öykünün içine daldıkça yüreğimiz ısınır, karnımız doyar. Geleceğe insanlığa dair ferah ve huzur dolu bakarız insanlığa öykünün bitiminde..
Her öyküsünün bitiminde elimdeki kitabı kapatıp, kapak resmine bakarım mutlaka . Sait Faik kitabın kapağı ve içindeki öyküsüyle bütünleşir her seferinde yüreğim titreyerek, "Sen ne iyi bir adamsın Sait Faik " diye söylenirim. Onu Burgazada nın çamlıkları arasında oturmuş, İstanbul a bakarken hayal ederim. Eğer etrafımda annesinin elini sıkıca tutmuş bir çocuk, bir ayakkabı boyacısı, ya da gözlerinde merhamet ve özlem olan bir insanı görürsem çevremdeki insanlar da dikkatimi çeker. Onlara Sait Faik in baktığı gibi bakmayı denerim. O insanlarda, O nun bulduğu iyiliği bulmayı umarım.
İnsanların birbirine zarar verdiği ni kötülükler ettiğini bilir de anlayamaz Sait Faik. "Bir insan bir diğerini, kendi gibi ağlayan, gülen, sakalı uzayıp, hastalanınca biçare olan bir benzerini öldüremez, bu denize, bu uzak camilere, vapuralara bakmaktan mahrum edemez!" diye iç geçirir her defasında. bu dünyanın içinde bu dünyalı değildir Sait Faik. Bir Sait Faik öyküsünden sonra gelecek uyku, anneannemin evinde, zeytinyağı sabunuyla yıkanıp, dua ile serilmiş çarşafların üzerinde çekilen uyku gibi mübarek ve temizdir.
İşte bu nedenle sanırım Dünya Edebiyatından bir yazar bile birgün karşıma çıkacak olsa, çekingen ve mesafeli bir muhabbetle yaklaşacak olan ben, Sait Faik diyince yelkenleri suya salabilirim. Demek istediğim şu ki hani bir gece yarısı evin kapısı hızla çalınsa Sait Faik karşımda olsa salondaki kanapeye çarşaf serer, üşümesin diye üzerine kendi battaniyemi veririm. Gece başımı yastığa koyarken, içerde yabancı bir adam yatıyor diye, bir an olsun düşünmem bile.
Bence Dünya Edebiyatında okurunda böyle bir tesir bırakacak, onu bu denli şevkat ve umutla besleyecek bir öykücü daha bulunmamaktadır.