- Kategori
- Siyaset
12 Haziran seçimleri ve Yeni Anayasa

Yeni bir Anayasa Toplum tüm kesimlerinin fikirleri sorularak hayata geçirilmelidir.
Neredeyse yazının ilk bulunduğundan beri tarihe geçmiş olan “talep edilen haklar mücadele ile alınır”sloganı, baskın dikta rejimlerle, demokrat görünümlü kapitalist yönetimler tarafından üzeri örtülmeye çalışılmaktadır. Hemen yanı başımızda bugüne kadar görülmemiş bir halk direnişine şahit olurken, bu duruma burun kıvıran, görmezden gelen, modern demokrat ülkemiz kendi taleplerinin gerçekleşmesi konusunda çaresiz kalıyor.
Darbelerin farklı çeşitleriyle yoğrulmuş, hazır ol vaziyetine alışmış siyasi tarihimiz, yine halkın gereksinimlerini karşılamak konusunda kaf dağının arkasına saklanmış, bir umut olarak 12 Haziran seçimlerini bekliyor. İktidar partisi başta olmak üzere artık devletin ideolojik partisi olduğu bilinen ana (CHP) ve yavru (MHP) muhalefet partileri seçim yasasından tutun da, halka ne vaat edecekleri konusunda sessizliklerini koruyorlar. AKP, referandumda kazandığı primi, seçime kadar suya sabuna dokunmadan ve içerisinde her zaman ortada çıkabilecek olan diktaci ve milliyetçi damara göz kırparak, oy kazanmaya çalışırken, 12 Eylül referandumunda söz verdiği yeni anayasa konusunda ise ağızlarını bıçak açmıyor. AKP, üzerinde çalıştığı ser verip sır vermediği bu anayasa taslağının, tüm toplumu kapsamadığını bildiği ve tepkilerden çekindiği için mi bir açıklama yapmıyor? Akıllarından yine “biz yaptık oldu” diye kimsenin fikrini sormadan torbadan çıkartacakları bir anayasa taslakları mı var?
Devlet partileri CHP ve MHP ise adeta süt liman durumda. İktidar partisiyle laf yarıştırmanın dışında, halkın sorunlarını dile getirmek konusunda kendilerini sorumlu hissetmedikleri görülüyor. Bu seçimde de, bildik mevzular üzerinden bir seçim politikası oluşturacakları anlaşılıyor. Peki bu halkın yeni anayasa beklentisi başta olmak üzere, barış, eşitlik, adalet sorununu hangi irade Meclis catısı altında çözmek için birşeyler yapacak?
SEÇİM BARAJI VE YENİ ANAYASA...
12 Eylül Darbesinin hediyesi olan %10 seçim barajı, ülkemizde azınlıklar başta olmak üzere farklı siyasikesimlerin kendi fikirlerini meclis çatısı altında dile getirmekten mahrum bırakmaktadır. Bu ülkenin başbakanı bile bu barajı kendilerinin koymadıklarını dile getiriyor. Ama kendilerinin de bol bol yararlandığı barajı kaldırmak gibi bir girişimlerinin olmadığını da dile getirmekten çekinmiyorlar. Partisel Çoğunlukla bir ülkeyi yönetmeyi kendilerine görev sayan muhafazakar zihniyet, kendilerine oy vermeyen kesimlerin iradesini kolaylıkla görmezden gelebiliyor. Halkın vergilerinden eşitsiz Hazine yardımı alan üç parti, haksızlığa teslimiyet konusunda suskun kalarak bu ülke insanları için nasıl bir gelecek hazırlardıklarını da gösteriyorlar.
2007 yılında gerçekleştirilen genel seçimler sonrasında %10 barajını geçen 3 parti (AKP-CHP-MHP) toplam % 81, 80 oy oranı ile mecliste halk oyunun temsilini sağlarken, sandığa gidip oy verenlerden yaklaşık %18'inin tercihleri meclis dışında kalmıştır. (Bağımsız olarak milletvekili seçilenlerin oranları dahildir).
Seçim barajının öncelikle sol görüşlü partileri hedef alan bir uygulama olduğu bilinmekle beraber, bu durumun devam etmesi iktidar partisinin de ayağına dolaşacak bir sorun olarak 12 Haziran seçimleri sonrası ortaya çıkacaktır. Yeni Anayasa beklentilerinin gerçekleşmediği ya da kapsayıcı olmayan bir taslak, birçok çevrede kabul edilmeyeceği gibi ülkenin gündemine en büyük sorun olarak oturacaktır. Uzlaşmacı bir yol ile karşılıklı sorunları masaya yatırarak, her kesimin fikirleri sorulmadan hazırlanan ve seçim sonrası birden ortaya çıkacak olan yeni anayasa taslağının kabul görmeyeceği bir gerçektir.
SOL PARTİLER VE 12 HAZİRAN SEÇİMLERİ
Son yıllarda yapılan genel seçimlerde % 10 barajını geçmek adına “Solda İttifak” arayışlarına giren sol partiler bugüne kadar başarılı olmuş ve halkın ilgisini çekmiş bir İttifaka imza atmış değillerdir. Bu noktada önlerinde duran seçim barajını mı yoksa kendi içlerinde çözemedikleri sorunları mı öncelikle aşmaları gerektiğini kendilerine sormaları gerekmektedir. 2007 seçimlerinde 26 bağımsız aday meclise girme hakkını kazanmış ve bir şekilde seçim barajı aşılmıştır. Fakat buradaki asıl sorun her yıl bağımsız adaylar ile mecliste sesini istediği gibi duyuramayan bir siyasi hareket olmak yerine size zorla dayatılana karşı görmezden gelinmeye tepkiniz ne olmalıdır?
Yeni anayasa çalışmalarının da birbirlerini adeta düşman gören, uzlaşmadan uzak partiler ve liderler tarafından yapılacağı bir gerçek. Bu noktada, temsiliyet sorunu çeken, halkın tümünün iradesini temsil etmeyen bir parlamentoda, sivil toplum örgütlerin fikri sorulmadan hazırlanan bir yeni anayasayı halkın kabul etmesi nasıl beklenebilir? Belki burada en önemli nokta ise, 12 Haziran seçimlerinin yeni anayasa konusunda atılacak en önemli adım olduğu gerçeğidir. Meclis partilerinin, mecliste temsil edilmeyen partilerin mecliste olması konusunda hiçbirşey yapmaması, yeni anayasa konusunda takınılacak tavır konusunda herkese bir fikir vermektedir.
Belki de Seçim barajını geçemeyecek olan, anayasa konusunda fikirleri sorulmayacak partilerin, 12 Haziran seçimini boykot ederek en anlamlı cevabı verebilecekleri bir seçenekleri de olacaktır.
Seçim yasasını, seçim barajını protesto etmek gereklidir. Meclisteki temsiliyet sorunu çözülmeden yeni bir anayasa yapmak demokrat bir davranış değildir.
Muhittin Kurban
Eşitlik ve Demokrasi Partisi Üyesi
www.edp.org.tr