Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
308
 

15. madde kalksın mı?

ANAYASADAN 15. MADDE KALKSIN MI?.. MİLLET KULAĞININ ÜZERİNE YATSIN MI?..

Sadece bu madde değil; her tarafı yamalı bohçaya dönmüş bulunan ve aslında Bir vesayet anayasası olan bu anayasa, tümü ile kalksın. Ve çağdaş, modern, özgürlükçü, hukuka, demokrasiye insan haklarına saygılı, yeni bir anayasamız olsun. Bu sebeple Türkiye’de CHP dışında sevinmeyecek birilerinin olduğunu düşünemiyorum. Beni böyle düşünmeye iten tek sebep de; CHP’nin yeni bir anayasa karşısına senelerdir diktiği, dokunulmazlıkların kaldırılması şartı. Dokunulmazlıklar kalksın mı? Tabii kalksın. Ancak bir karşı şart olarak değil; medeniyetin gereği olarak. Ama CHP medeniyeti bir asır geriden takip ettiği için, yeni bir anayasanın zararı ile yararını tefrik edebilecek durumda değil. Onun derdi başka tabii. Pekiyi medeniyetin gereği olarak dokunulmazlıklar kalkarsa ne olur? BMM boşalır. Ankara mahkemeleri BMM hâline dönüşür. Neden mi? Meclisi kilitlemek ve kimseye bir iş yaptırtmamak, sandıkta yenemediğinin sırtını başka yollarla tuşa getirmek için, CHP önüne geleni dava edeceğinden; kimsenin mahkemeden kurtulup da, meclise gitme imkânı olmaz. Hem bazıları için halâ medar-ı iftihar olan Deniz Baykal ve CHP şürekâsı, kişi-başı/tek-dava ile de yetinmez. Kişi-başı/düzine-dava ile tüm yasama yılında sürekliliği temin eder ki; davanın biri bitmeden diğeri başlar. Vekiller Bir celseden diğerine koşar. Ve CHP’nin istediği olup, artık Türkiye tümü ile kilitlenir!.. CHP’nin “dokunulmazlıklar kalksın” isteğine, bu sebeple akıl olan herkes, haklı olarak yanaşmaz. Kaldı ki; CHP’nin yine buna benzer bir sebepten dolayı istediği 15. Maddenin kalkmasına da belki kimse yanaşmayacaktır. Zîra CHP ne hazindir ki; hiçbir konu üzerinde en mühimi de Türkiye’nin alî menfaatleri konusunda, ciddî ve de samimî değildir. Bu sebeple de, halk gözünde birçok konuda itibarını yitirmiştir...

Fazla suret-i Hakk’tan görünmek, ruyet-i halktan düşmektir.

Esasen ortadan hemen kalkması gereken CHP unvanıdır. Bilindiği üzre CHP yöneticileri, Ata’nın vefatından hemen sonra, kanunla paraların pulların üzerinden, resmî daire ve okullardan, Ata’mızın resimlerini kaldırmışlardır. Oysa, Ata’mızın ölümünden hemen sonra, Onun elbiseleri, kitapları, madalyası, kılıcı gibi tüm hatıraları ile birlikte, kurmuş olduğu partisi de, müzeye kaldırılmalıydı. Ata’yı hafızalarımızdan silmek isteyen akıl, Onun partisini halâ kullanmaya devam ediyor ise; orada bir garabetin olduğu kesin değil midir? Bal gibi kesindir. Yıllar sonra bile Deniz Baykal, kendisi için değil de; ayıp olduğuna da hiç bakmadan, Atatürk’ün partisi için, vatandaştan oy istiyor. Oyyy!. Oyy!.. Fena oluyorum gerçekten, oyy!... CHP’nin aldığı oy da alternatifsizlikten aldığı oydur. Ah Bir alternatif olsa, Deniz Baykal ahir ömrünü rahatlıkla Antalya’da geçirebilecektir. Türkiye’de lâyığı veçhile bir muhalefete kavuşmuş olacaktır.

Muhalefetin olmaması gecenin gündüze kavuşamaması ile eş değerdir.

Önce tek kişi/gün hesabına göre başlamıştı felâket. Son gün OnYedi kişi/gün gibiydi rakkam. Ortalama OnBin kişi ölmüştü, bu sürede. Kimler vardı sahnede? Türkiye gibi bir ülkenin çok şeyine manî olmuş, önünü tıkamış Demirel, Neredeyse bu ülke için müspet hiçbir şey yapamamış Ecevit, sadece temel atan, kadayıfa hayran Erbakan, Sökülmüş tırnaklarını unutamamış Başbuğ... Sokağa çıkamaz, evlâtlarımızı kardeşlerimizi okula yollayamaz, bazı yerlere gidemez, ölümü bekler olmuştuk. Üniversitelerden mezun edilen kimse yoktu. Ön kapıdan girip, sağ kalırlarsa arka kapıdan, ellerinde bir diploma ile çıkıyorlar ama konuları ile ilgili tek bir şey bilmiyorlardı. O şartlar altında bu basiretsiz liderlere karşı, ordunun iş başına geçmesini bizzat millet istedi. Ve hatta bu isteğe ordu geç bile cevap verdi. Diyelim ki; ordunun iş başına geçmesi için, bu karmaşa ve cinayetlerin esasen hepsi bir tezgahtı. Tüm bu işleri gladyo düzeni yaratmıştı. İyi de bu ülkenin istihbarat teşkilâtı hiç mi çalışmıyordu? O ya da bu. Bilinen tek gerçek, müdahale günü her şey durdu. Ve Türkiye sükûn buldu.

Hükümetlere hikmet değil; duruma hakim hükümler gerektir. Aksi hezimettir!

Sonra alkışlarla elini kana bulamış demokrasiye müdahale edenler, müdahalelerini askerce sürdürmeye devam ettiler. Üniversitelerin başına YÖK’ü Onun başına da Doğramacı’yı getirdiler. Doğramacı “- Saçı uzun. Sakalı var. Bıyığı aşağıya bakıyor. Yok yukarıya bakıyor. Kravatı eğri. Ceketi de tek ilikli.” şeklinde eleme kıstasları ile BinBeşYüz profesör, doçent gibi elit bir kültür zümresini doğradı. Gerçi bu harcanan zümreden bazıları, millet zıvanadan çıktığı için, ajan provokatör gibi de çalışmışlar, talebeyi de yanlış yönetmişlerdi ama buna da bir çözüm bulunabilirdi. O kan kokan günlerde, esasen hiçbir yönde, hiçbir şey doğru değildi. Yargı değerleri de, değer yargıları da tamamen şaşmıştı.

Ulâmaya ilim ile muamele etmeyen, onlardan bile olsa; kör cahildir.

Bu sürecin bir başka tarafında, Güney Doğu Anadolu’da, köy yakmalar veya boşaltmalar, işkenceler, faili meçhul cinayetler, insanlara pisliklerini yedirtmeler, kezzap kuyuları, copla îfaller, falakalar, işkenceler gibi bazı vatandaşlarımızın sonradan dağa çıkmasına sebep teşkil eden, akıl vicdan dışı işler olmaktaydı. Evet bu cenahta ölümler durmuştu ama diğer cenahın da fail-i meçhulleri OnYediBin kişiyi geçmişti. Demek oluyor ki, sadece yangın yer değiştirmiş, üstelik bugünlere kadar sürecek, PKK belâsının tohumları atılmıştı.

İnsana insanca muamele edemeyen esasen ardındaki nesillere gadrediyordur.

Sonra bu askeri cunta hükümeti, hem kendisi üzerinde oluşan şaibelerden, hem de bu işi fazla uzun kıvıramayacağını anladığından, ancak sanıldığından daha kısa bir sürede, yeni anayasa ve hükümlü liderlerin, siyasî hayata dönmeleri konusunda, referandumda iki ayrı oylama yapmak sureti ile hükümeti sivil yönetime terk etti. Yapılan bu referandumda hatırladığım kadarı ile anayasa: %92, yasaklı liderlerin siyasete dönüşü ise: %51.5 “Evet” oyu aldı. Ben yarı aydınlardan bu sebeple hep korkmuşumdur. Asıl felâket eski yasaklıların siyasete dönmesi için verilen o oydu. Sonra o oy döndü, hep bu milleti oydu!.. Tabii başta siyasete dönenler olmak üzere, her siyasetçi bu millete, sürekli salak gözü ile bakmayı, adeta adet haline getirdi.

Demokrasi daha fazla “Hayır” daha az “Evet” içerdiği için makul bir rejimdir.

Sözün özü: 15.Maddeyi kaldırmak, Deniz Baykal’ı kesse de; bu milleti de beni de kesmez. Türkiye madem büyük bir dönüşümün içindedir. Türkiye madem Gladyo davasını sürdürmektedir, Türkiye madem denizden balık, yerden sebze yerine silâh ve mühimmat toplamaktadır; bu takdirde Türkiye, bir hamle daha yapmalıdır. Tabii söz konusu 15.Maddeyi de kaldırarak, ancaaak bu davaya, Adnan Menderes’in asılmasına esas sebebi teşkil eden, CHP ve İsmet İnönü’yü de katarak, anasının ak sütü gibi düzgün bir akılla soyunmalıdır. Bu konuda Deniz Beyin fetvası ne olur? Bunu bilemem ama, zaten çoğu ölmüş, birkaçı hayatta kalmış olan bu zümrenin, tümüne gazetelerde ilânen davetiye çıkartılır. Tümü de gıyaben, ama Dünya’ya namzet teşkil edecek şekilde, fevkalâde müthiş bir ferasetle ve gayet adilâne bir üslupla, Türk adaleti tarafından yargılanır. Hayatta olanlar isterlerse, mahkemeye gelebilirler. İstemeyenler gelmeseler de olur. Suçlu bulunanların hayatta olanlarına hiçbir ceza çektirilmez. Onlar mahkemece kesinleşmiş suçları ile yaşamaya mahkûm edilirler. Sadece tefriksiz bu zümreden olanların hepsinin suçları süratle - ebedî üzerlerinde kalmak üzre - kendi mezar taşlarının haricinde, mezarlarına kapak teşkil edecek şekilde, siyah bir taşa yazılır. Bundan sonra da torununa rezil olmak isteyen her paşa, istiyorsa demokrasiye ve rejime müdahale etsin de, ben Onun boyunu posunu, boyunca boy aynasında bir göreyim!..

Başımıza bütün gelenlere sebep:

Gerçek aynasında kendimizle ve Dünya gerçekleri ile yüzleşmeyi
bilemediğimizden ve aynalara hep devaynası tarafından bakmamızdandır.

Haydar Volkan
Çiftehavızlar: 26.06.2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 148
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 490
Kayıt tarihi
: 04.02.09
 
 

Haydar Volkan: 21.05.944 Rebabi bestekar Sabahaddin Volkan ve Piyanist Mukadder Volkanın oğlu olar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster