- Kategori
- İstanbul
15 ayrı ismi olan, bir görenin bin kez daha göresi gelen Efsane şehir İstanbul....

Hangi resmi kullanacağımı şaşırdım. Burası, cocukluğumda sık sık çıktığım ve gençliğimin en romantik anlarımı yaşadığım yerdir.
"Orada Tanrı, insan doğa ve sanat, yeryüzünde insanlığın seyredebileceği en olağanüstü manzarayı birlikte yaratmışlar ve yerleştirmişlerdir..." (Lamartin; Fransz yazar, şair ve politikacısı)(x)
x x x
Lale Devri şairlerinden Nedim de, İstanbul Kasidesinde aynen şöyle demektedir...
Bu şehr-i Sitanbul ki bi-misl-ü behadır
Bir sengine yekpare Acem müklü fedadır.
Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında
Hurşid-i cihan-tab ile tartılsa sezadır.
*
Altında mı, üstünde midir cennet-i ala
Elhak bu ne halet bu ne hoş ab-u hevadır
İnsaf değildir anı dünyaya değişmek
Gülzarların cennete teşbih-i hatadır.
NOT- 1 : Şair Nedim'in İstanbul Kasidesinden aldığım bu iki dörtlüğün ahengini bozmamak için günümüz Türkçesine çevirmedim...Aslında, az çok anlaşılıyor...
x x x
İSTANBUL'UN ADLARI...
Kimler gelmiş...Kimler geçmiş üzerinden
Geçmişe tanık olan bu tarihi beldeden
Her gelen "bu, benim!" demiş, ona bir isim vermiş
Bizans demiş, Konstantinopolis demiş, İstanbul demiş(cdenizkent)
İstanbul'a verilen isimler bu kadarla kalmamış...Tarihin her döneminde, üzerinde yaşamış medeniyetler ona çeşitli adlar vermişler...
Milattan önce 658 yıllarında(günümüzden 2675 yıl önce) Megara'dan gelerek Sarayburnu çevresine yerleşen Yunan kolonisi reisi Bizans'ın adından gelen Bizantion...Daha sonra Antonina...
NOT- 2 : Gülhane Parkı'na gittiğinizde, parkın denize bakan arka kapısına yakın sağ taraftaki küçük yükseltide bu Yunan kolonisinden kalan kalıntıları görebilirsiniz.
Daha sonra, Bizans (Yunan dilinde), "şehre gidiyorum" anlamına gelen İs-tin-bolin...
Doğu Roma(Bizans) İmparatoru I.Konstantin, belki de "benim şehrim" demek istercesine bu güzel şehre Konstantinopolis adını vermiş...
Beşinci yüzyıldan itibaren Nova Roma(Yeni Roma)
İstanbul, öyle bir şehir ki, toprakları üzerine ayak basmayanlar bile, "bir gün ona sahip olurum" düşüncesiyle ona isimler vermişler ve bu güzel şehri hayallerinde sahiplenmişlerdir...
Arapların, bu şehre Kustantiye; Rusların da, "imparatorluk şehri" anlamına gelen Tsargorat adını vermeleri bu yüzdendir.
Fatih Sultan Mehmet'in 29 mayıs 1453'de Salı günü fethetmesiyle, Türk-İslam dünyasının merkezi konumuna geçmesi nedeniyle şehre İslambol adı konmuştur.
NOT-3 : Benin çocukluğumda haftanın Salı günü, ev işleri yapılmazdı. O zamanlar,bunun nedenini bilmezdim. Ancak İstanbul'un bir Salı günü fethedildiğini öğrendikten sonra, bunun Rumlardan kalan bir "ritüel"; ama, İstanbul'un Bizans'tan alınmasının verdiği üzüntü karşılığı ve tekrarlanan bir davranış olduğunu düşündüm.
Daha sonraları, İstanbul, Viyana kapılarında Pers(İran körfezine) kadar yayılmış koskoca bir imparatorluğun kalbi olmuş...
Der-i Saadet...Der-i Devlet...Asitane...Asitane-i Devlet..Darü's Sultana...Darü'l İslam...Şehrin ihtişamına yakıştırılan isimler olmuştur...
Ve nihayet İstanbul...
x x x
İstanbul, yalnızca parlak tarihi geçmişi ile değil; bugünün canlılığı ve renkliliği ile de dopdolu bir şehirdir... İstanbul'un bu kısa tanımını yapan bendeniz de, kendimden bir şeyler yazmak isterim.
İlkokulda öğrendiğim; ama sözleri ve bestesi kime ait olduğunu bilmediğim bir okul şarkısının sözleri ile başlayayım...
Yedi nazlı tepeye serpilmişsin,
Kainata göz kırpar eğlenirsin,
Müstesna bir varlıksın mücevhersin,
Her gönülde bir arzusun İstanbul.
*
Şimdi de, kendime ait bir şiirimsi...
Ben, beni aştı İstanbul, sen yüzünde
ben, bende değilim...
Beni senden sorsunlar İstanbul,
beni benden değil...
Ben sende, sen bende
ikimiz bir bedende...
Ben, sen yokuz İstanbul, biz varız
şu koskoca evrende..
Başka bir İstanbul sevdasında buluşmak üzere...
cdenizkent
------------------------ :
(x) Alphonse Marie Loise Port de Lamartines(1790-1869) : Fransız yazar, şair ve politikacı...1830 yılında, Lübnan, Filistin, Suriye ve İstanbul'u içine alan bir gezi yapar. İstanbul'u ziyareti sırasında Padişah Abdülmecit tarafından iyi karşılanır. İstanbul'a hayran kaldığı için burada yerleşmek ister. Padişah kendisine kolaylık gösterir; kiralık bir arazi bile verir...Ancak, bir yanı ile politikacı olduğu için ve bu arada kızının da ölümü nedeniyle İstanbul'a yerleşmesi hayal olur...(Lamartines, Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Cilt-14)
-- Bloğumun başına, çocukluğumu yaşadığım Ayvansaray'daki evimizin yüksekçe bahçesinden gördüğüm manzara yakın bir manzara olduğu için bu resmi koydum. Burası, kendi insanımızın ve ara sıra da yabancı ziyaretçilerin tercih ettiği Piyer Loti Tepesi'dir.