​ 17 Ağustos depremi sonrası söylenenler / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Adem Güngör/FETHİYE KÜLTÜR ETKİNLİKLERİ

http://blog.milliyet.com.tr/ademgungor

22 Ağustos '10

 
Kategori
Güncel
 

17 Ağustos depremi sonrası söylenenler

17 Ağustos depremi sonrası söylenenler
 

Resim: Alıntı


Müteahhitlerin yanı sıra, bu felaketle yüz yüze gelmiş insanlar da suçlandı. “Fayansına bakarak ev alınırsa böyle olur. Satın aldığınız evin depremde dayanıklı olup olmadığını kontrol ettirseydiniz efendim.” diyerek ev sahiplerine neredeyse ‘oh olsun’mesajı verildi.

Ev sahibi olmadan önce mühendis, hasta olmadan önce doktor mu olmalıyız? Hadi olalım diyelim. Bu işlerin tabandan zorlanması olur ki, o zaman herkesin her konuda, her şeyi bilmesi gerekir. İnsan ömrü buna yetmez. Değil her konuda her şeyi bilmeyi, belli bir konudaki her şeyi bile bilmiyoruz.

Ben güzel börek yaparım, diğeri de sağlam ev yapmalıdır. İnsan sosyal bir varlıktır ve bu sosyal oluşunu sistemleştirir. Kurumlar bunun için vardır. Dünyaya gözümüzü açar açmaz bu sistem işlemeye başlar. Bireyler tüm girişimlerini bağlı olduğu sistemin, izin verdiği ya da vermediği oranda yapabilir.

Ülkemizde deprem ve sel felaketlerinden sonra “Depreme hazırlıklı değildik”, “ aniden bastıran yağmur…” sözleriyle savunma yapılır.

Deprem olmadan ya da sel gelmeden önce randevu istemez. Yüz yüze geldiğimiz sorunlarla başa çıkabilmek “sağduyu ve öngörü” gerektirir. Hiç kimsenin kâhin olmasına gerek yoktur. Ancak bilimsel bilgiye itibar etmek şarttır. Tabiatın fiziksel yasalarıyla alay edemeyiz ve hafife alamayız. Bir coğrafyada jeolojik koşulların ne olduğu bellidir. Kaldı ki, bizler yüzyıllardır bu topraklarda yaşıyoruz ve buranın turisti değiliz. Yine sözü siteme bağlayacak olursak, devletlerde kurumlar vardır. Bazıları bilgi üretir, bazıları girişimleriyle iş yapar, bazılara da yapılan işin üretilen bilgi ve standartlara uygun olup olmadığını kontrol eder. İşlerin olumlu sonuç vermesi koordine olmaya bağlıdır. Bunların hepsine ihtiyacımız vardır. Birine diğerine göre daha çok önem verirsek de, yok sayamayız.

Bir sel felaketinin ardından bir yetkili “Belki altyapımız yeterli değildir” dedi. Aklın yolunun bir olduğunu kanıtlayan bu söze itiraz etmek mümkün değilse de “Belki” sözünün bu cümlede yeri olabilir mi? Varın siz karar verin. Yetkililerimiz, Mimar Sinan’ın köprüsü neden yıkılmıyor da bizimki yıkılmış diye bir düşünseler!

Başka bir yetkili de “Herkes kendi önlemini almalı” dedi. Arkasından haberlerde selden kurtulmanın çaresi olarak bot, yağmurluk vb şeylerin reklamı yapıldı. Deprem olduğunda da “Deprem Çantası” önerilmişti. Tabii ki hepimizin her şeye karşı hazırlıklı olmamızda yarar var. Ancak hayat bir yandan da gürül gürül akıyor. Çocuğunu okula götüren bir anne yanında bot mu taşısın? Ya da belini zor doğrultan yaşlı amca deprem çantasının yanında mı uyusun? Her konuda kendi önlemimizi alacak olursak, özellikle canımız için, paranoya kapıda bekler.

Bu söylem içindeki söylenebilecek en güzel sözlerden biri “Eşeği sağlam kazığa bağla sonra Allah’a yalvar” sözüdür. Bu sağlam kazık ve sağlam ipin, bilimsel bilgiye itibar etmek, planlama ve uygulamanın çifte standarttan uzak herkes için yaygın hale getirilmesidir. Tüm düzenlemeler ve uygulamalar “İnsan hayatının kutsallığı ve onurunun korunması” ilkesine göre düzenlenerek, sorumluluklarımız hafife alınmadan yerine getirilirse, hayatın keyfi sürüldüğü kadar mihnetine de katlanılır. Ya değilse her zaman, ben yapmadım o yaptı, kaçamağıyla sen ben kavgasına tutuşur, suç ve suçlu arar dururuz.

 
Toplam blog
: 320
: 1741
Kayıt tarihi
: 16.04.09
 
 

Muğla Fethiye doğumluyum. Sanat okulu elektrik bölümü mezunuyum. Tarih ve Kültüre çok önem veriyo..