- Kategori
- Doğa Sporları
2 Danimarkalı gezginin bisikletleriyle Danimarka - Hindistan turu.

Onlar bir gezgin..
İnternette şöyle bir ilan görseniz, şöyle ki: “Ben bisikletimle dünya turuna çıkmak ve tekrar yurduma dönmek istiyorum. Benimle beraber gelip pedal basacak, bütün zorlukları birlikte asacak kafa dengi bir arkadaş aranmaktadır. İlgilenen arkadaşlara duyurulur.”
Siz anne ve babalar. Durumunuz çok iyi olsanız da 23 ya da 24 yaşlarında ki oğlunuzun böyle bir yolculuğa çıkmasına müsaade eder misiniz?
Cevabınızı biliyorum. Mutlaka hayır olacaktır.
Çünkü aklınıza bin bir türlü nedenler gelir. Nerde yiyecekler, nerede kalacaklar. Kimlerle karşılaşacaklar. İti var, hırsızı var, terörü var vs. vs.
Üstelikte 1 ya da 2 yıl sizlerden uzak kalacak.
Hatta internetten nerede olduklarını takip etseniz de etmeseniz de içiniz o kadar rahat olmayacağından oğlunuzun bu şekilde uzaklara gitmesine razı olmazsınız değil mi?
Evet, aynen de öyle.
Ama Danimarkalı bir genç internet yolu ile yola çıkarak böyle bir duyuru karşısında elbette cevapsız kalmayacaktı. Yine ayrı bir Danimarkalı gencin “Ben bu tura evet diyorum” demesiyle beraber 20 Temmuz 2008 tarihinde pedala basıp yola çıkmışlar. 13 Ocak 2009 tarihinde İstanbul - İzmir karayolunda Sabuncu beyi rampasını tırmanırken, İstanbul’dan İzmir’e kendi arabaları ile dönmekte olan Özgür Öztürk’ün dikkatini çekmiş ve onlara ne gibi yardımcı olabileceğini sorarak onları İzmir’de ki evinde misafir etmiş.
14 Ocak 2009 günü canım biraz yürüyüş yapıp bisikletimin aldığı mağazaya gelmişken Özgür Öztürk’ün himayesinde bisikletlerine ufak bakım yaptırmak üzere bu iki genç geldiler. Onları tanımaktan şahsen çok memnun oldum.
Aklıma gelen şu soru oldu. Bu gençler kaç yaşındalar ve ne demeye yola çıkmışlar.
Bir de bu iş parasız olmaz. Paraları nereden karşılıyorlardır.
Özgür İngilizce biliyor. Onun yardımıyla her şeyi öğreniyorum. İsimleri Robert ve Simons olan bu iki kafadar biri 23 diğeri 25 yaşlarındalar. İş yapıyorlar mı? Gerçi durumları iyi ise ve aileleri yardım ediyorlarsa ve gençler de böyle bir şey yapmaya kararlıysalar neden olmasın. Simons olanı çalışmış para biriktirmiş ve bu işe yapmaya karar vermiş. Ama yanında gelebilecek bir arkadaş bulamayınca internetten duyurusunu yapmış. Duyurusuna kulak veren Robert ben de varım deyince tanışmışlar. Robert üniversiteyi yeni bitirmiş. Turu tamamlayıp yurduna dönünce (Danimarka’ya) çalışmaya başlayacakmış. Onun da masraflarını da ailesi karşılıyormuş.
O kadar samimi ve içten davranıyorlar ki. Özgür söylüyor. Onları dün İzmir’e kadar getirdim. Evim de misafir ettim. Ama bu gece bende kalmak ve bizleri rahatsız etmek istemiyorlar. Ne yapacakları da belli değil. Akşam belki yola çıkarlar ve iler de çadır kurarlar.
Evet, onlar buraya kadar gelinceye kadar 2 gece hariç çadırda kalmışlar. O 2 geceyi otelde kalmışlar.
Vah be. 6 ay boyunca pedal basarak yaklaşık 5.000 kilometre yol kaydederek İzmir’imize gelmişler.
Danimarka’dan hareket ederek 6 ay boyunca yaklaşık 5.000 km pedal basarak
Almanya'dan,
Çekoslovakya'dan,
Slovakya'dan,
Hırvatistan'dan,
Kosova'dan,
Sırbistan'dan,
Makedonya'dan ve
Yunanistan’dan geçerek
Türkiye’ye bir buçuk ay önce giriş yapmışlardır.
Şimdi İzmir’deler. Çeşme'den, Kuşadası'dan. Bodrum'dan, Marmaris'den, Ölüdeniz’den, Antalya'dan, Alanya'dan, Mersin'den ve Adana’dan geçerek yurdumuzdan çıkacaklar.
Suriye'den,
Ürdün'den,
Suudi Arabistan'dan,
İran'dan ve
Pakistan’dan geçerek hedefleri olan
Hindistan’a varacaklar.
Gündüz pedal basmak akşamleyin de çadırlarını kurup yatmak ve sabahleyin kalkıp çadırlarını toplayıp yine pedal basmak. Ve hedefleri olan Hindistan’a varmak. Oradan da uçakla yurtlarına dönmek.
Tıpkı bizim Bryan ile Gizem çiftinin İstanbul Sydney arasında yaptığı bisikletle seyahati gibi. Eğer Gizem’in basına o gün talihsiz kaza gelmeseydi yaptıkları programa göre şu günler de Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’e olacaklardı. Gizemcik 2 yıl boyunca bisiklete binemeyecek. Bunu daha önce ki bloglarımda bahsetmiştim.
http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=632297&GrupNo=6403
Hakikaten çok talihsiz bir kaza. Sigorta şirketinden kaza sigortası yapmadıklarından ve kaza geçirdiklerinden olsa gerek sponsor oldukları firmanın da desteğini görmeyip bütün hastane masraflarını kendileri karşılamışlar. Bu da kendilerini çok üzmüş.
Onlar küresel ısınmaya karşı bir mücadeleye girişmişler İstanbul’dan Sydney’ 25 bin km yolu pedal basarak asacaklardı ve aynı zaman da bisiklet kullanımını dünyaya yaymaktı amaçları.
Benim ve benim gibi bisiklete binenlerin amacı da çevreyi mümkün olduğu kadar temiz tutmaktır. Çünkü otomobillerden çıkan karbon monoksit gazının yüzde 15 oranında havayı kirlettiği bilinmektedir.
Robert ve Simons’ta kendilerine bir hedef seçmişler. Hindistan’a bütün güçlükleri göğüs gererek pedal basmak. Belki bizim gezginler gibi plan ve programları yok. Nerede kalmak isterlerse orada kalıyorlar. Sabah olup toparlanıyorlar ve yine pedal basıyorlar.
Bir atasözü der ki: “Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?”
Doğa, çevre, spor yapmak, yer görmek, değişik insan tanımak, yaşamak ve yaşadıklarını anlatmak.
Ben de birkaç defa bisikletin arkasına yük koyup yola çıkmıştım. Eşimin köyüne girmiştim. Ama ne var ki köye vardığımda bana karşı yapılan ilgi ve şefkat olmadı. Aksine duyumlarıma göre kayınbiraderlerime şunlar söylenmiş. “Köye gelirken senin delini gördük.” Bu bana yapılan büyük bir hakarettir. Saygısızlıktır. Ben bir daha oraya gider miyim?
İşte bizim insanımız böyle. Onlar tarlalarda insan gücü ile çalışırlarken aynı zaman da sporda yapıyorlar. Ben de birkaç saat pedal basarak bende spor yapmıyor muyum onlar gibi. Ama bazen yolda çocukları görüp onların bana “HELLO!” demeleri hoşuma gidiyor.
“LÜTFEN BİSİKLETE BİNENLERE SAYGILI OLALIM!”
Bununla birlikte bisiklete binen mesela 2 bayan görseler bizim toplumumuz da bunu da iyi karşılamazlar. Doğru ya bayanların dışarı da ne işi olabilir ki? Evde oturmalı ev işleriyle uğraşmalı. Dışarı da erkeksiz bir bayana yoldan çıkmış gözüyle bakarlar bizim toplumumuz.
Konuyu dağıtmadan biraz toparlayayım.
Bizim 2 Danimarkalı gence hayırlı yolculuklar diliyorum. Güle güle selametle gitsinler. Amaçlarına ulaşıp ülkelerine dönerler.
Benim tesadüfen bisikleti aldığım Ata Bisiklet Mağazasında tesadüfen bulunduğum sırada gördüklerimi sizlere aksettirdim.
2 Danimarkalı gençler hem kendileri için hem de ailelerine nerede olduklarını belirtmek için sanal ortamda kendilerinin yarattıkları sitelerinde 2, 3 günde bir güncelleme yapıyorlar.
http://www.robertoglykkebybike.dk/
Onları sevdim. Tatlı gençlerdi. Hoş ve insancıl yaratıklardı. Bazen böyle insanlarla karşılaşmak insanlara mutluluk veriyor. Bazen düşünüyorum halen böyle insanlar var mı diye? Neden olmasın.
Bisiklete binen insanlar da bunları görmek mümkün.
Saygılarımla hey dost insanlar.