​ 2010'un beklentilerinden; Fenerbahçe - Galatasaray eşleşmesi / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '09

 
Kategori
Spor
 

2010'un beklentilerinden; Fenerbahçe - Galatasaray eşleşmesi

2010'un beklentilerinden; Fenerbahçe - Galatasaray eşleşmesi
 

Sportif açıdan çok büyük başarılar kazanamadığımız hatta büyük hayal kırıklıkları yaşadığımız bir yılı geride bırakıyoruz.

2009 yılının en büyük beklentisi en büyük organizasyonlardan bir tanesi olan Dünya Kupası finallerine katılmaktı. Yıl içinde yapılan maçlar sonunda Türkiye play off maçı bile oynamaya hak kazanamadan grubunu üçüncü sırada tamamlayarak elendi.

Sonbaharın yine önemli turnuvalarından bir tanesi Avrupa Basketbol Şampiyonasıydı. Çok iyi başladığı grup maçlarında, final oynayan iki takımı yenmesine rağmen organizasyonu sekizinci tamamladı. Üstelik 2010’da ülkemizde yapılacak Dünya Kupası öncesinde basketbol severlere umutsuzluk verdi.

Süper Ligi ilk sıralarda tamamlayan Beşiktaş direkt olarak katıldığı Şampiyonlar Ligi’nden, Avrupa Ligi’ne bile katılamadan, Sivasspor ilk tur maçlarında gruplara bile kalamadan elendiler. Trabzonspor da Avrupa Ligi’ne katılmaya hak kazanamadı.

Belki de üst düzey takım sporları seviyesinde en büyük başarıyı ezeli rakipler, Fenerbahçe ve Galatasaray gruplarını açık ara önde bitirerek tamamladı.

Trapattoni

Futbol Milli Takımımızın başarısız Fatih Terim’den boşalan teknik direktörlük makamı aradan üç aya yakın bir süre geçmesine rağmen doldurulamadı. Ortada bir Trapattoni ismi dolaşıyor. 71 yaşındaki İtalyan teknik direktörün çok ciddi bir kariyeri var.

Aragones, Fenerbahçe’nin başına geldiğinde en büyük itirazım yaşınaydı. Bu bir saygısızlık olarak ele alınmamalıdır. Ancak bu bir doğal gerçekliktir ki yaşlılık diye bir olgu vardır. Sn. Ecevit’in son başbakanlığında bu olgunun ne kadar etkili olduğunu çok yakından izledik. Kalli de hem Beşiktaş’ın hem de Galatasaray’ın başından yaş ve sağlık sorunları yüzünden uzaklaşmak zorunda kaldı.

Bu anlamda Trapattoni ismi bana sıcak gelmiyor. Ancak kısa vadeli planlar yapılıyor olduğu açıklanır ve iki yıllık bir anlaşma yapılacağı, tek hedefin Avrupa Şampiyonası olduğu söylenirse, ileriye dönük kalıcı bir planlama içinde olunmadığı belirtilirse kuşkusuz itirazımız olmaz. Ancak bu düşüncenin çok yanlış olduğunu söylemekten de geri kalmayız.

Futbolumuz çok uzun plan ve programlara, zihniyet yeniliklerine ihtiyaç duyuyor. Bu konuyu ilerleyen zamanlarda detaylandıralım.

Hazır futbol konuyorken Avrupa Ligi’nde devam eden takımlarımızla ilgili bir şeyler konuşalım.

Fenerbahçe çok zor bir kura çekti. Fransız Lille çok büyük bir sorun olmayabilir. Bu takım Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale kalınan sene oynadıkları Sevilla takımını hatırlatıyor. Fenerbahçe bu takımı normalde rahat geçmesi gerekir. Hele ihtiyaç duyulan golcü transferini gerçekleştirir, şu ortada dolaşan önemli isimlerden biri takıma kazandırılırsa, bir üst tur zor olmaz.

Ancak Liverpool büyük talihsizliktir. Bu eşleşme benim aynı zamanda çocukluk hayalimdir. Kuşkusuz bir final eşleşmesi olsaydı bu maçı Fenerbahçe formasının üzerine atacağım Liverpool kaşkolüyle izledim. Liverpool tüm zamanların en büyük turnuva takımıdır ve elenmesi çok zordur. Tek teselli bu sene Liverpool’un içinde bulunduğu istikrarsızlıktır. Güiza-Torres eşleşmesi de İspanya’da çok yakından takip edilecektir.

Galatasaray’ın Atletico Madrid eşleşmesinin de bu sene Galatasaray açısından dezavantaj olmadığını düşünüyorum. Rijkaard’ın İspanya birikimleri Galatasaray’ı bir üst tura taşıyacaktır.

Fenerbahçe Lille sonrasında Liverpool’u da geçerse, Galatasaray da Atletico Madrid’i geçerse büyük bir ihtimalle yarı finale kadar giderler ve hatta eşleşmeleri de mümkün. Bu 2010’un en büyük futbol olayı olur.

Yeni yılın ülkemiz açısından en büyük organizasyonu basketbolda evsahibi olacağımız Dünya Kupasıdır.

Türkiye’nin bu turnuvaya hem sportif hem de organizasyon bakımından hiçbir hazırlığını göremiyoruz. Özellikle Avrupa Şampiyonası’nın hatırası bu kadar tazeyken endişelenmemek elde değil. Böylesi spor olayları ülkelerin başına elli yılda bir kere ya geliyor ya da hiç yaşanmıyor.

Oysa basketbolumuz ne geçen seneki final serisinde yaşananlar ne bu sene yaşanan Cemal Nalga skandalı ile bir de fazla gündeme gelmeyen ancak üç hakemin taraflı maç yönettiği yönünde ceza alması şeklindeki haberlerle çok olumlu sinyaller vermedi.

Euroleague temsilcilerimizin her ikisi, Fenerbahçe de Efes Pilsen de çok istikrarsız sonuçlar almalarının yanı sıra taraftar potansiyelleri ve onların heyecanlarını göstermeleri bakımından çok kötü sinyaller veriyorlar. Dışarıya karşı da sanki Türkiye’de basketbol sevgisi yokmuş izlenimi uyandırıyorlar.

Kuşkusuz yine de zaman var.

Son sözü Fenerbahçe Acıbadem Bayan Basketbol takımına getirerek bu faslı kapatalım. İçeride dışarıda her önüne geleni yenen, kazanırken keyif ve zevk veren bu takımın birbirinden güzel kızları önümüzdeki seneye umut taşıyorlar. Kim bilir hiç beklenmedik bir branşta Türkiye’ye bir şampiyonluk kazandırırlar.

Güzel bir yıl geçirmemiz dileğiyle…

Nice yıllara ve başarılara…

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..