- Kategori
- Futbol
2015-2016'nın Fenerbahçesi
5 yıldır yazmadığım blogumu özlediğimi fark ettim ve yine Milliyet Blog'da yazan, Yorumspor.com sayfamızın Genel Yayın Yönetmenliği yapan arkadaşım Serhat Çetin'in verdiği cesaretle tekrar yazmaya başladım. Uzun süren aranın ardından en iyi bildiğim şeyle, Fenerbahçe ile başlamak istedim.
Öncelikle belirtmek isterim ki; Fenerbahçe, Antalya deplasmanından beri basında belirtilenin aksine 4-4-2 değil, 4-3-3 oynuyor. İkisini ayırt etmek önemli, aksi halde Nani ve Diego nasıl oluyor da aynı kanatta oynuyor? Sol kanatta niye kimse oynamıyor? gibi anlamsız sorular meydana geliyor.
Açıkça belirtmek gerekir ki 4'lü savunmayı gözü kapalı sayılabilir ama; onların önünde tek ön libero M.Topal, onun önünde ikili olarak Diego ve Josef, onların sağında van Persie ve solunda Nani, en önde de Fernandao'nun oynadığını anlamak zor olabiliyor. Dikkatli izleyen izleyicilerin bunu fark edeceğine ve bana hak vereceğine inancım tam.
Gelelim bu yaz yapılan transferlere...
Teknik direktörden başlamak adettendir. Vitor Pereira'nın taktik bilgisi, dehası, yetenekleri tartışılabilir. Ancak Fenerbahçe taraftarının yaklaşık 50 yıldır özlediği hırs, agresiflik ve tutku gibi hisleri taşıdığı ve bunu takıma aşıladığı konusu tartışılamaz, tartışılmaz. Atılan gollerden sonra kenarda sağa sola koşması, top toplayıcı çocuğa sarılması vb. bile Fenerbahçe taraftarı için Pereira'yı vazgeçilmez yapacaktır. (Bkz. Bilic - BJK)
Futbolculara bakacak olursak; açık ara yapılmış en iyi transferle, geçen senenin gol kralı Fernandao ile başlamak en doğrusu olacaktır. Adam tam bir makine. Bitmek bilmeyen enerjisi, defansı yıpratmasıyla Webo'yu, her topa soktuğu kafası ve ayak hakimiyetiyle Nobre'yi, son vuruşlarıyla ise van Hooijdonk'u anımsatıyor insana... ve bu da tam Fenerbahçe'nin ihtiyacı olan şeyi takıma veriyor demektir.
İkinci en iyi transferi seçmek zor olabilir... Bruno Alves yokken (ikisi bir arada hiç uyum yakalayamadılar) takıma yaptığı liderliği ile Kjaer mi? Bir dünya yıldızı olan ve adam akıllı çıktığı ilk maçta (her ne kadar faul de olsa) fark yaratan van Persie mi? Yoksa son maçta attığı son saniye frikiki ile Nani mi?
€8M'ya Sao Paolo'dan transfer edilen Josef'e geldi sıra. Evet, daha tam olarak uyum sağlayamamış olsa da -hazırlık maçlarının da tamamını izlemiş biri olarak rahatça söyleyebilirim ki- beklediğimden çok daha iyi çıktı. Biraz Meireles'ten bir şeyler öğrenip (olumsuz anlamda) sorumluluktan sürekli kaçıyor olsa da belki de Aurelio'dan sonra Fenerbahçe'ye gelmiş olan yabancı (Mehmet Aurelio gibi sonra ismi Josef'ten Yusuf olur mu bilmem ama) en iyi orta sahalardan biri olmaya aday!
Geçen sene neredeyse Liverpool'un tüm maçlarını izledim, bir türlü Markovic'i beğenmedim, beğenemedim. Bir Krasic vakası olmaya aday gibi görüyorum, ama fark yaratan adam da olabilir (Bkz. Ribery - GS). Bence şans yüzde elli. 4-3-3 oynandığı durumda, kontra atak oynanan maçlarda bir Issiar Dia veya Nikola Lazetic performansından öte performans sağlayacağına kuşkum yok. İlk 11'in ne kadar vazgeçilmezi olur, işe o soru işareti...
Gelelim Bursa'dan gelen 3 Türk'e; Volkan, Şener ve Ozan'a. Aralarında Gökhan'ın da sakatlığından dolayı en çok forma giyen Şener, Gökhan'ın tahtını şimdiden sallamaya başladı. Gökhan'dan daha iyi ortalar açtığı kesin olsa da, hep saına doğru çalım atması onun dezavantajı olarak görülebilir (Gökhan'ın son 3 yılda kendini geliştiriği en önemli konu yaptığı fakelerden sonra sola doğru topu çekmesi). Volkan bence Alper'in bir adım önüne çoktan geçti bile, Pereira'nın da bunu fark etmesi uzun sürmeyecektir, sürmedi de. Ozan'a bakacak olursak bence Emre Belözoğlu'nun yapacağı katkıyı yapabilecek çok önemli bir transfer. Her ne kadar Milli Takımı sürekli eleştiriyor olsak da F.Terim'in Avrupa Şampiyonası Elemelerinde tek vazgeçemediği isimden (keza M.Topal da öyle) bahsediyoruz. Forvet ve Kaleci pozisyonları hariç her mevkide en az 10 üzerinden 7 performans gösterebilecek (FM oynayanlar ne söylediğimi gayet iyi bilir) kalitede ve potansiyelde bir oyuncu.
Abdoulaye Ba, (spikerler telaffuz ederken Abdullah Erbağ gibi kulağımıza gelse de -Anıl Akgül'den alıntıdır-) Alves'in sakatlığında ve cezalı olduğu durumlarda iyi bir yedek olabilecek ancak ilk 11 konusunda ciddi soru işaretleri barındıran bir futbolcu. Beklentileri aşması pek mümkün görünmüyor.
Diğer bir kiralık isim kaleci Fabiano için ise tam bir hayal kırıklığı diyebilirim. Aslında geçen sene Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali'nde gösterdiği berbat performanstan anlamış olmalıydık ama geleceğin yıldızlarını yetiştiren ve oyuncu üretim tesisi olarak adlandırılan Porto'nun koca bir yıl (her ne kadar Helton sakat diye kaleye geçmiş olsa da Bkz. Rüştü - Engin, Volkan - Rüştü) kalesini koruyan kalecinin bu kadar da kötü olması beklenmiyordu. Büyük bir sürpriz olmazsa Fabiano kupa maçlarında oynarsa kendini şanslı sayabilir.
Yukarıda 2015-2016'nın Fenerbahçe'sini kısaca özetlemek istedim, bana katılan olur eleştiren olur onu bilemem ama tek bildiğim Fenerbahçe'nin bu yaptığı harcamalar ve transferlerle lige olumlu ya da olumsuz damga vuracağı kesin. Bekleyip göreceğiz...
Buğra Bakan
Yorumspor - EuroZone Editörü, Boll Basket ve Futbol Yorum Yorumcusu