​ “3 Büyükler”in, sporun birleştirici gücünü gösterme günü / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '15

 
Kategori
Futbol
 

“3 Büyükler”in, sporun birleştirici gücünü gösterme günü

“3 Büyükler”in, sporun birleştirici gücünü gösterme günü
 

“Yaşanmamış her acı, gerçekte, özel bir addır. Deniz gibi, Bülent gibi, Ülker gibi... Gerçek acının tek ölçütü vardır: Ölüm korkusunu yok etmesi. Hâlâ ölümden korkuyorsanız, bilin ki, gerçek acıyı yaşamamışsınız. Karşılaştırılamayacak tek şey, belki de, acıdır; 'Benimki şöyle, seninki şöyle.' diye söz edilemez acıdan. Acıya dayanabilmenin tek yolu, acıyı çalışmaya, bir şey yaratmaya dönüştürebilmektir.” (Fethi Naci, Türk Romanında Ölçüt Sorunu, YKY, 2002, s.66)

Evlat acısı; anaların, babaların yüreğini bir başka dağlar.

Fethi Naci, trafik kazasında eşiyle birlikte yitirdiği kızı Deniz’in acısı üzerine duygularını böyle dökmüş kâğıda.

Öyle “acı” vardır ki, çoğu kez, aile çevresini aşar, toplumun acısı olur.

Doğal yıkımlar, kazalar... acı ölümler, terör kurbanları...

(Ailesiyle birlikte “umudu yolculuk”a çıkan, Bodrum’dan Yunanistan’ın Kos Adası’na botla giderken gidemeyen, cansız bedeni Bodrum’da kıyıya vuran 3 yaşındaki Aylan Kurdi’nin o görüntüsü yürekleri dağlamaz mı? O görüntünün verdiği acı, tüm dünyayı sarmadı mı? Suriyeli göçmenlere Avrupa, özellikle Almanya kapıları o acıyla açılmadı mı?)

Bir süredir ülkem, şehit asker ve polislerin acısını derinden duyuyor.

“Terör kurbanı” şehitlerin yaşamdan koparılma biçimleri, yürekleri dağlıyor.

*****

7 Haziran seçimlerine giderken “toplu açılış”lar vardı.

Şimdi?

O “açılış”lar, yerini “toplu şehit cenaze törenleri”ne bıraktı. Kısa sürede, seçimden seçime giderken, bu “değişme” yürekleri dağlıyor.

Terör, başka kurbanlar da alıyor, “toplu kıyım”larla.

Tepkiler, tepkiler, tepkiler...

Nutuklar, nutuklar, nutuklar...

“Niye, niçin, neden” gibi sorular “asıl adresler”ini bulmuyor; birbirini suçlamalar sürüp gidiyor.

"Toplu açılış”tan “şehit cenaze törenleri”ne,  devamında “gösteriler”e geldik...

Sokaklar hareketli, yakma yıkmalar...

Gösterilere bakınca, tepkilerin “bireysel”lik sınırını aştığı, “toplumsal tepki”ye dönüştüğü, farklı kitleleri hedef aldığı da gözden kaçmıyor.

Nereye gidiyoruz?

Kaygıların, birden yerden sonra, “korku”ya dönüşeği korkusu yok değil.

*****

“Toplu tepki”, tribünlere nasıl yansır?

“Üç Büyükler”in terör karşısında tavrı, “Ülkemizin Aydınlık Geleceği İçin" teröre karşı birleşmesi, umut verici. Umalım ve bekleyelim, tribünler de, yeni bir başlangıca imza atarlar; "çirkinlikler" giderek ortadan kalkar. “Giderek” diyoruz; çünkü olumsuzlukların bir çırpıda kesilmesi zor. Bunun ne kadar kolay olduğunu umalım yine de...

“Üç Büyükler” ne güzel diyor:

"Gün, birlikte olma ve dayanışma günü...

Milletimizin aydınlık geleceği için, sporun birleştirici gücünü gösterme günü...

Şehit haberleriyle yüreği burkulan milletimize karşı sorumluluğumuzu sergileme günü...

Beşiktaşlısı,
Fenerbahçelisi,
Galatasaraylısı...

Tek yürek ve tek ses olarak, Türkiye’nin geleceği için bu haftaki maçlarımızda sahaya aynı tişörtle çıkıyoruz.

#TeröreKarşıBirlikteyiz"


*****

Cumartesi futbola dönüyoruz yeniden.

Diyeceksiniz ki milli maçlar futboldan sayılmıyor mu?

(Milli maçlarda, futbola uzak olan bile, ortamı hazır bulunca, birden futbolsever kesiliyor. “Milli ruhun” aşınmaya uğradığı, o da ne diye burun kıvrıldığı bir ortamda, inanılmasa da, bu “ruh”un getirisinden yararlanmak isteyenler olmuyor değil.)

“3 Büyükler”in, “Ülkemizin Aydınlık Geleceği İçin” teröre karşı birlikte “sporun birleştirici gücünü gösterme”sine koşut olarak, tribünlerden de, "tribün terörü"ne son verme yönünde çabasını niye beklemeyelim?

Ne yapmalı?

Bizde en kolay iş, akıl vermek. Aklı olan da, olmayan da, akıl vermekten büyük bir zevk duyar. Hele de, karşısındaki, akıl vereni tanımıyorsa, yanıltma daha da kolaylaşır. Oysa söylenen değil, yapılana bakılır; bir başka deyişle “söz”le “eylem” arasındaki uygunluk, karşımıza “tutarlılık” ya da “tutarsızlık” diye çıkar.

Akıl vermek kolay, dedik.

Herkse, aklını kendine saklar, başkasına verdiği aklı “kendi kendine” verirse, sorun kalmaz zaten. Futboldan, tribünlerden söz ettiğimize göre, şehitlerin toplumda yarattığı “infial” göz önünde tutulduğunda, tribünleri dolduranların başkalarına verecekleri aklı kendilerine vermeleri, her türlü olumsuzluğun önüne geçecektir.

Ya sorumlular, yetkililer?

“Sorumlular”, sorumsuz, diyelim. “Yetkililer”, yasalar/ yönetmeliklerde yapılması gerekenleri bilmekle kalmasın, uygulamayı akıllarına getirsinler yeter.

Son söz:

Başkasına akıl verme, aklını kendine sakla; başkasının aklıyla ortaya atılma, kendi aklına güven; yüreğinden geleni içine göm, kafandan gelene bak!...

 

https://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutce@yandex.com

 

Bu blog Milliyet.com.tr sitesinden 12 kez görüntülenmiştir

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..