- Kategori
- Futbol
Erkan Zengin, takımını ve Fenerbahçe’yi yeni bir ‘cephe’ye sürükledi!.

"Oradakilerin çoğu, isim. Kaliteli futbolcular, ama biraz daha isim bence. Bir Mbia'yı çok fazla kişi duymadı. Sevilla'dan geldi. Gelişi bir Nani, Van Persie gibi değildi, ama takıma katkısı onlardan 10 kat daha iyi. Bu da Trabzonspor'un ne kadar doğru işler yaptığını gösteriyor. Sadece isim alınmadı, transferlerin hepsi nokta oldu, isabetli transferler yapıldı."
Kim diyor bunları?
Trabzonsporlu Erkan Zengin...
AA kaynaklı haberdeki bu “alıntı”nın sorusu yok, öncesindeki açıklama şu:
“Şampiyonluk mücadelesi veren takımların yaptığı yıldız oyuncu transferlerini de değerlendiren bordo-mavili futbolcu, takım arkadaşı Stephane Mbia'yı, Fenerbahçeli Nanive Van Persie'yla kıyaslayarak, şunları söyledi:”
Mutlaka, Erkan Zengin’e bir sorulmuştur.
Erkan Zengin, kendisine bir soru sorulmadan, niye “Oradakilerden çoğu...” diye söze başlasın, takımından yeni bir transfer ile Fenerbahçe’nin iki transferini ad vererek karşılaştırsın?
Soru başka, Erkan Zengin’in dedikleri başkaysa ya da Erkan Zengin konuşturulmuşsa, yanıt, tam bir siyasetçi tavrıdır.
*****
Erkan Zengin’in dedikleri, hangi sorunun yanıtı olabilir?
(Üniversiteye hazırlanan bir öğrenci de bunu rahatla yanıtlayabilir. Çünkü öğrencide, “Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık söylenmiş olabilir?” tipindeki soruları yanıtlama becerisi vardır. Bu durumlarda yanıt olacak soru, çoğunlukla, ilk cümleden anlaşılır. Sözgelimi, yanıt, “Benim kitabımdan önce de dil yanlışlarıyla ilgili kitaplar vardı.” diye başlıyorsa, bu, “dil yanlışlarıyla ilgili çalışmalar”ı içeren bir soru sorulduğunu gösterir.)
Erkan Zengin, sözlerine/ yanıta nasıl başlıyordu?
“Oradakilerin çoğu, isim.”
Yanıtlamaya, “oradakiler” ile başladığına göre, demek ki, soruda bir “yer” ve o “yer”le ilgili kişiler geçiyor. İkinci cümledeki “kaliteli futbolcular”, kişilerin, bir takımdaki futbolcuların yerini tutuyor. Bu iki cümleye bakarak, hangi takımdan ve takımın hangi futbolcularından söz edildiğini bilmek mümkün değil.
Üçüncü ve dördüncü cümlede, ilk cümlede “tanınmış olma” yerine kullanılan “isim”e karşılık, ”Sevilla'dan gelen, adı pek duyulmamış Mbia”dan söz ediliyor. Bu da, Mbia ile “oradakiler”in karşılaştırılması üzerine bir soru sorulduğunu akla getiriyor.
Beşinci cümle, “Gelişi bir Nani, Van Persie gibi değildi ama..” ise, sorunun neyle ilgili olduğunu kesinleştiriyor.
Demek ki, Fenerbahçe, Trabzonspor ve adı geçen futbolcular sorunun içinde var. Erkan Zengin’den bunlarla bağlantı kurarak, karşılaştırma yapması istenmiş:
“Fenerbahçeli futbolcular Nani ve Van Persie ile Trabzonsporlu Mbia’nın transferi ve bunların kalitesi hakkında ne düşünüyorsun?” gibisinden...
*****
Erkan Zengin'e, anlaşılan, "boş soru" sorulmuş; o da ona uygun konuşmuş.
Erkan Zengin’in, daha neyin ne olduğu belli olmamışken, takım arkadaşını Nani ve Van Persie ile karşılaştırırken, “takıma katkısı onlardan 10 kat daha iyi” demesi, binde bilmem kaç oyu olan bir parti liderinin iktidara geleceğiz demesinden farksızdır.
Erkan Zengin, Türkçe’yi daha yeterli bilmiyor!
Ayrıca, sadece, Mbia’nın olağanüstü katkısından söz ederek, “Bu da Trabzonspor'un ne kadar doğru işler yaptığını gösteriyor. Sadece isim alınmadı, transferlerin hepsi nokta oldu, isabetli transferler yapıldı." demesini de, bulunduğu yeri övmenin bir gereği saymak yerinde olur.
Yerinde olmayan ise, ileri geri ve “boş” konuşan üstelik “tribüne oynadığı” düşünülen bir futbolcunun muhatap alınmasıdır. Böyle muhatap alma yerine, bir yönetici kalkar, “ironik” bir iki söz söyler, olur biter/di.
Trabzonspor’un verdiği yanıtta geçen, “.... Avrupa futbol kamuoyunda ligimiz hakkında ‘Türkiye Süper Ligi organik çöp bidonu’ diye haberler yapıldığı da ortadadır. Oyuncumuz bu duruma üzülüp rahatsızlığını dile getirmiştir.” de, Erkan Zengin’in üslubuyla eşdeğerdedir.
*****
Sorumluluk taşıyanlar, sorular karşısında sözlerine dikkat ederler.
Kimi sorular, “oltadaki yem”den farksızdır. İşin farkında olmayan/lar, balık misali, sorunun albenisine kapılırlar. O bakımdan kişiler, her soruyu, soranın amaçladığı doğrultuda yanıtlamaya kalkar, ayrıca, kendisine ve çevresine “yarar” sağlamayı düşünürse, “olta”ya takılmış olurlar.
Öyleyse?
Yerine, ortamına göre konuşmak; karşındakinin “niyet”ini anlayarak, ona uygun konuşmaktan kaçınmak gerekir.
Futbolcular, sahada konuşur; kendi işine bakarlar.
Futbolcunun saha dışındaki konuşmaları, hele de “boş” konuşmaları üzerine, kulüpler de, “boş” konuşanların peşine takılır, laf yarışına girerse...
O zaman?
Son söz:
Çocukları kavga etti diye, ana babaların kavgaya tutuşmaları ne ölçüde yanlışsa, kulüplerin de, “boş” ve “gereksiz” konuşarak ayakta kalmak, yer edinmek isteyen futbolcuları yüzünden “kavga içinde” olmaları o ölçü de yanlıştır.
https://www.facebook.com/turgutcelik
https://twitter.com/#!/turgutcelik