​ 25 Nisan Kuşadası kütüphanesi Derici Mustafa Gürbüz anadolu lisesi öğrencileriden hababam sınıfı / Tiyatro / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '07

 
Kategori
Tiyatro
 

25 Nisan Kuşadası kütüphanesi Derici Mustafa Gürbüz anadolu lisesi öğrencileriden hababam sınıfı

25 Nisan Kuşadası kütüphanesi Derici Mustafa Gürbüz anadolu lisesi öğrencileriden hababam sınıfı
 

HABABAM SINIFI KUTLAMALARI KUŞADASI'NDA DEVAM EDİYOR

Kadir İncesu ile röportaj Ezgi Umut

Ezgi : Merhaba Kadir İncesu. Sevgili Rıfat Ilgaz’ın Hababam sınıfının yazışı 50. yılına gelmiş. Zaman bir su gibi ne kadar da hızla akıp gidiyor? Siz Çınar Yayınları olarak neler, ne gibi etkinlikler yapıyorsunuz 50. yıl kutlamaları olarak?

Kadir İncesu :Hababam Sınıfı’nın yazılışının 50. yılı nedeniyle 25 Temmuz 2006 tarihinden itibaren çeşitli paneller, söyleşiler, fotoğraf sergileri, yarışmalar düzenliyoruz. Bu kutlamalar kapsamındaki son etkinlik ise Kuşadası’nda. Kuşadası Derici Mustafa Gürbüz Anadolu Lisesi öğrencileri Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenleri Şefik Beşirli yönetiminde

Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı’yı sahneleyecekler. 25 Nisan Çarşamba akşamı saat 20.00’da Kuşadası Kütüphane Salonu’nda

Oyunda Kuşadası Derici Mustafa Gürbüz Anadolu Lisesi öğrencileri; Oytun Akbaş,Ekin Özbudak,Taylan Erdem ,Özcan Batcı ,Mehmet Ufuk Tiftik, Mehmet Özdemir ,İbrahim Özyağcı ,Serhat Soylu ,Seda Hergünvarım ,Musa As ,Tuğçe Eskici ,Yunus Emre Gözde ,Ozan Başdaner ,Nazım Aydın ,Can Apaydın,Erdal Yılmaz, rol alıyorlar. Afişi Ufuk Doğan tarafından yapılan oyunda, ışık ve müzik kumanda da ise Oğuz Öksüz var.

Ezgi: Habam sınıfında oynamak! Ah şimdi genç olsam diyorum. Gördüğüm kadarıyla sadece bizim kuşağın değil, gençlerimizin, öğrencilerimizin sevgisi de artarak devam ediyor Hababam Sınıfına ki onu sahnelemek gayretini gösteriyorlar.

Kadir İncesu: İlle de genç olmak şart değil. Yeter ki siz oynamak isteyin. Örneğin Hafize Anayı rahatlıkla canlandırabilirsiniz. Ya da İnek Şaban olarak ?

Ezgi:…. İnek Şaban mı? Çok Şakacısın Kadir. O bir erkek karakter. Ben nasıl oynarım?

Kadir İncesu: İlk sahneye konduğunda İnek Şaban'ı canlandıran sanatçı kadınmış ama.

Ezgi: Bilmiyordum. Ne zaman sahneye konuyor. Vallahi bu teklifinden sonra gelip izlemek isterdim.

Kadir İncesu: 25 Nisan Çarşamba akşamı saat 20:00’da Kuşadası Kütüphane Salonu’nda sahnelenecek. Oyun öncesi Aydın Ilgaz, Hababam Sınıfı’nın yazılışıyla ilgili bilgiler verecek. Ardından Rıfat Ilgaz’ın yaşamının çeşitli dönemleri dia gösterisiyle sunulacak. Kuşadası Derici Mustafa Gürbüz Anadolu Lisesi müdürü Hayati Gözalan’ın yapacağı konuşma sonrası da “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı” sahnelenecek.

Ezgi: Kadıköy Liseler arası Rıfat Ilgaz’a Mektup yarışması ödül törenine gelmiştik karikatürist ve ressam Sema Ündeğer ile. Ödül töreni öncesi Rıfat Ilgaz’ın dia gösterileri sunulurken arkadaşım ağlamağa başladı. Düşünebiliyor musun, orada filmde gösterilen insanların pek çoğuyla dostluğu arkadaşlığı varmış. Çoğunu tanıyordu. Çok önemli bir kültürel görevi yapıyorsunuz. Geçmişi unutturmamak. Geçmişle günümüz arasında köprüler kurmak.

Kadir İncesu : Rıfat Ilgaz’ın eserlerini yaşatmak ve özellikle gençlerimizin okumasını sağlamak istiyoruz. Eğlenerek öğrenecekler, yaşam bilgisi alacaklar gençlerimiz. Bunu istiyoruz.

Ezgi: Hababam Sınıfı nasıl doğdu? Yazılış öyküsünden şöyle ayrıntılı olarak bahsedebilir misin?

Kadir İncesu: İlk Hababam Sınıfı öyküsü 25 Temmuz 1956 yılında, Dolmuş mizah gazetesinin 30. sayısında yayımlanır, Turhan Selçuk’un resimlemesiyle. Öyküler ilgiyle karşılanır okurlarca. Hababam Sınıfı öyküleri olarak bir buçuk yıl yayımlanır.

Ezgi : Sevgili Rıfat Ilgaz bu ilk Hababam Sınıfı öykülerinde sanırım takma adla yazıyordu. Neydi bu takma ad? Biraz açalım istersen.


Kadir İncesu: Daha önce söylediğim gibi Dolmuş mizah gazetesini İlhan Selçuk çıkarıyor. Dolmuş’un yazarları Direksiyon, Çamurluk, Vites, Egzoz gibi isimlerle yazıyorlar. Geriye bir tek, yedek lastik anlamına gelen Stepne kalmıştır; Rıfat Ilgaz da bu adı kullanır.


Ezgi : Bu Stepne adı da tam mizahi bir durum yaratmış değil mi?


Kadir İncesu: Evet ya! Stepne’nin bir Rus yazar olduğunu zannetmiş kimi okurlar. Kimileri de Rusya’daki stepleri çağrıştırdığı için yazarı yine Rus Yazarı olarak hayal etmişler.


Ezgi : Daha sonra kitaplaştırıp kendi adını vererek çıktığında Rıfat Ilgaz’ın yaşadıkları da tam anlamıyla mizahi değil mi?


Kadir İncesu: Dolmuş Yayınları’nda kitap olarak basılan ilk Hababam Sınıfı’nın kapağında yazarının adı yine Stepne’dir. Senin dediğin mizahi olay 1959’da Tan Basımevi’nden Haluk Yetiş’in bastığı Hababam Sınıfı öykülerinde olur. Rıfat Ilgaz “Stepne” yerine kendi gerçek adını yazar ve…

Ezgi : Burada ironik bir durum yaşanıyor dağıtıcıyla değil mi?

Kadir İncesu: Evet evet! Rıfat Ilgaz’ın Rus yazarı Stepne’ye öykünerek yazdığını düşünen dağıtıcı Faruk “Nerede Stepne, nerede Rıfat Ilgaz?... Bırak dostum sen bu işleri!” demeye başlar.


Ezgi : Sonra da Rıfat Ilgaz’a “Rusçan fena değil. Doğrusu ilk kitabı çok güzel çevirmişsin” diye gönlünü de almaya çalışır. Devamı nasıldı Kadir?


Kadir İncesu : Rıfat Ilgaz hayret eder. “Ben mi çevirmişim? Hangi yazardan? ” diye sorar dağıtıcı Faruk’a. Faruk da şöyle yanıtlar: “Hangi yazardan olacak! Stepne’den... Baktın birincisi iyi gitti, ikinciyi de sen yetiştirdin geriden!”


Ezgi : Çok ilginç bir durum bu. Zaten mizahi olaylara toplumun ön yargılarını ve düşünce sistemini ortaya çıkaran göstergeler diye bakıyorum ben. Saplantıları, ön yargıları hep bu mizah öykülerinin değerlendirilmesinden çıkarsamak olası. Sonra?...


Kadir İncesu : 1972’de Hababam Sınıfı Baskında ve Hababam Sınıfı Uyanıyor, 1975’de Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, en son da 1987’de Hababam Sınıfı İcraatın İçinde yayımlanır.


Ezgi: Bir de daktilosu olmadığı için yaşadığı mizahi bir durum daha vardı değil mi?


Kadir İncesu : Karamürsel’de üçüncü sınıf bir otel odasında Hababam Sınıfı romanını piyese çevirmektedir Rıfat Ilgaz. Daktilosu da yoktur. Köy kâtibi ile dilekçe fiyatı üzerinden (5 lira) anlaşır. Biri okur, diğeri yazar.


Ezgi : Günümüzdeki bilgisayarlarla yazmanın kolaylıklarını düşününce… Sayfa sayfa yazıları düzeltmek, elde ya da daktiloda yazılmış yazıları, ne kadar zordur kim bilir? Peki Kadir, Habam Sınıfı tiyatro oyununa çevrildi Ilgaz tarafından, sonra ilk ne zaman sahneye kondu, oyuncular, yönetmen kimdi?


Kadir İncesu : 1966’da Ulvi Uraz Tiyatro Topluluğu’nca Beyoğlu Küçük Sahne’de ilk kez sahneye konur Hababam Sınıfı. Zeki Alasya, Metin Akpınar, Ercan Yazgan, Ahmet Gülhan ve Suzan Ustan ile birlikte Ali Yalaz, Ulvi Uraz ve Zihni Küçümen oyuncu kadrosunda yer alırlar. Oyun 3 ay boyunca kapalı gişe oynar.

Ezgi : İnek Şaban'ı oynayan sanatçımız ?..

Kadir ncesu : İnek Şaban’ı oynayan Suzan Ustan’dır. O kadar başarılıdır ki rolünde, kimse onun kadın olduğunu anlayamaz.

Ezgi : Çok ilginç. Yani Rıfat Ilgaz’ın her adımında, yaşamının her safhasında mizah var. Bizim yaşamlarımızda ise… Belki de yanlış düşünüyorum. Aslında bugün yaşadıklarımız da kara komedi ama biz oradaki mizahı değerlendiremiyoruz sanırım sadece öfkeleniyoruz. Oysa sıkıntılar mizahla en güzel anlatılır.


Kadir İncesu: Rıfat Ilgaz olayların içindeki mizahı kavrayıp bunu eserlerinde kullanmış. Günümüze kadar taşınmasına neden olmuş.


Ezgi : Bence Habababam Sınıfı’nın günümüz gençlerine kadar uzanmasında filme çekilmesinin önemli payı var değil mi? Ne zaman filme çekildi?

Kadir İncesu : Hababam Sınıfı’nın filme çekilmesi de oldukça maceralı olmuştur. Zamanın sansür kurulu üyelerinden öğretmen kökenli Mualla Hanım, “Ben öğretmene ‘kel’ dedirtmem” diyerek karşı çıktığı için, senaryoya uzun süre izin verilmemiştir.

Ezgi : Buyurun işte yine bir mizah!...


Kadir İncesu : Romandaki Kel Mahmut tipinde ağır basan kişi Rıfat Ilgaz’ın Kastamonu Muallim Mektebi’nden öğretmeni Nihat Dicle’dir. Nihat Dicle, filmi televizyonda izledikten sonra öğrencisi Rıfat Ilgaz’a bir mektup yazar:

“Bu mektubu yazmaktaki birinci sebep, geçen akşam televizyonda çok kıymetli eseriniz olan Hababam Sınıfı filmini seyretmek olmuştur. Daha önce tüm akrabalarım ve blok komşularımız bu filmi seyretmişlerdi.

Bana verdiğiniz Kel Mahmut rolünden dolayı size minnettarlığımı, takdirlerimin, gurur ve iftihar duygularımı iletmektir amacım. Ne yapacağımı bilemiyorum. Yalnız televizyon gibi bir yayın aracında eserinizi tüm memleket bireylerinin iftiharla seyretmesi kâfidir. Sağolunuz, var olunuz. Duygularımı takdirlerinize bırakıyorum.”


Ezgi : Nihat Öğretmenin yüce gönüllülüğüne bakar mısın Kadir? Ne büyük olgunluk! Ne büyük insanmış o öğretmen Nihat Bey! Günümüzde beni şöyle yazdı, beni şöyle çizdi diye hemen yargıya koşup yazarlara sanatçılara milyarlık tazminat davaları açan insanların alacağı büyük dersler var bu öyküde.


Kadir İncesu : Haklısınız. Rıfat Ilgaz’ın mizahı gerçek yaşamın içinden beslenip fışkırır. Rıfat Ilgaz da bir öğretmendi sonuçta. Hem öğretmen gözüyle hem de öğrencilerin gözüyle bakmasını ve görmesini bilen bir öğretmen.


Ezgi : Mehmet Saydur’un “Rıfat Ilgaz’lı Yıllar” adlı kitabında okumuştum. Mehmet Saydur, “Kel Mahmut” karakterine kaynaklık eden Nihat Dicle ile Rıfat Ilgaz’ı Ankara’da buluşturur. O toplantıda çok duygulu anlar yaşanır. Nihat Dicle gurur doludur; çünkü öğrencisi ona herkesin çok sevdiği bir kişiliği layık görmüştür. Okurken gözlerim yaşarmıştı.


Kadir İncesu : Rıfat Ilgaz, HABABAM SINIFI’nın doğuşunu bakın nasıl anlatmış:

“Ben bu eseri İlhan Selçuk’un sahibi olduğu Dolmuş adlı mizah dergisinde küçük hikâyeler şeklinde yazmaya başladım. 1950’li yıllarda... Turhan Selçuk’da resimliyordu. Öyküler çok beğenilince, İlhan devam etmemi söyledi. Aslında bu olaylar Kastamonu Lisesi’nde ve Kastamonu Muallim Mektebi’nde başımdan geçen, çevremde cereyan eden gerçek olaylardı. Ben onları biraz süsledim o kadar... Romanda İnek Şaban, Güdük Necmi, Kalem Şakir, Sidikli Turan, Erkek Sevim vb. tipler gerçek hayatta aynen yaşamıştır. Kel Mahmut öğretmenimizdi. Gerçek adını tabii değiştirdim. İnek Şaban’ ın asıl ismi Ahmet’tir, hayattadır ve Safranbolu’da yaşıyor. Hababam Sınıfı 73 öyküden oluşmuş bir romandır. Yazdıkça gelişmiştir, güzelleşmiştir.

... Güdük Necmi benim. Nihat Dicle hocamız müdür yardımcısıydı ve Kel Mahmut tipinde canlandırdım. Safranbolulu Ahmet de İnek Şaban oldu. 120 kiloluk bir Tulum Fehmi’ miz vardı. Fehmi’ye iki porsiyon yemek çıkardı. Fehmi de Tulum Hayri oldu. Hademe Şerife Hanım, Hafize Ana tipinde canlandı. Fransızcacı Sedat Bey yine aynı rolde.

Badi Ekrem beden hocası Dadaylı Rehmicük’tür.”


Ezgi : Demek Güdük Nemci, Rıfat Ilgaz’dı. Hem akıllı hem de afacan bir tip değil mi? Zaten okumuştum Sarı Yazma adlı otobiyografik romanında. O yıllarda bilinç daha mı erken gelişiyordu acaba? Savaş yılları, yokluk... Çok bilinçli ve başkaları için acı çeken bir çocukmuş Rıfat Ilgaz. Bir de yüreğime dokunan bir olay var. Hemen hemen bütün romanlarında geçer. İki yumurtayı bir sahanda kırılmış olarak bir kere bile yiyemeyişinin acısı... Kadir sence en çok hangi eserini seviyordu Rıfat Ilgaz ?


Kadir İncesu : Pijamalılar’ı çok sevmiş öyle söyledi dostları ve Aydın Bey. Aslında Rıfat Ilgaz, en az Hababam Sınıfı kadar değerli pek çok eser kaleme almıştır.


Ezgi : Neden Pijamalılar? Hastane anılarını anlattığı için mi?

Kadir İncesu : Sadece hastane değil. Yaşamının bir bölümü hapishane ve hastane arasında geçen Ilgaz’ın hayatından önemli bir kesittir Pijamalılar...

Ezgi : Pijamalılar’ı da okumam lazım o zaman. Karartma Geceleri’ni okuyunca ağzım hayretten açık kaldı. Bütün bunlar bizim ülkemizde mi yaşandı diye şaşırmıştım.

Kadir İncesu : Bir dönemin romanıdır Karatma Geceleri. ....

Ezgi : Karadeniz’in Kıyıcığında ve Yıldız Karayel ’de ise Karadeniz insanını tanıdım biliyor musun?


Kadir İncesu : O romanları da Karadeniz insanının acımasız yaşam ve doğa koşullarıyla mücadelesini anlatır.

Ezgi: Hepsi de gerçek olgular. Zaten olgu gerçekleşmiş bir olay ya. Bence Rıfat Ilgaz’ın muhteşem bir gözlem gücü varmış. İyi de bir belleği. Yani bizim çoğumuzda olmayan niteliklerle taçlanmış bir büyük yazar Rıfat Ilgaz. Neden böyle söylediğimi de açıklayayım. Biz dinlemeyi pek bilmeyiz. Hemen konuşmaya başlarız ve hep birlikte. Bu durumda kimsenin söylediği net olarak anlaşılmaz. Anlatılanları dinlemeyiz ki ders çıkaralım.

Kadir İncesu : Unutmamamız gereken bir yanı da duyarlılığı

Ezgi : Evet elbette müthiş bir toplumsal duyarlılığı var. Sanırım bu duyarlılığını kitaplarına yansıttığı için korkuttu yönetimleri. Yerelde yaşananları evrensel kaygılarla dile getirmesi beni çok etkiledi.

Kadir Incesu : Sarı Yazma ise Ilgaz’ın yaşam öyküsünü anlattığı bir yapıtıdır.


Ezgi : Sarı Yazma ’ yı bana bırak. Biliyor musun Sarı Yazma ’yı tam üç kez okudum. Okuyunca, hayatım değişmedi ama dünyaya bakışım netleşti. Neler yaşamış ülkemiz insanı, ne sıkıntılar, ne yokluklar, ne iftiralar, neler neler… Bence günümüzde gençlerin mutlaka okuması gereken temel bir eserdir Sarı Yazma. Yaşananlar saptırılmadan olduğu gibi alınmış. Yani ortam ve o yıllarda yaşananların sergilendiği kıymetli bir eser, bir tanıklık. Belki kahramanın yaşadıkları tam da Rıfat Ilgaz’ın başından geçenler olmasa bile arka fondaki olaylar o devrin karakteristik yaşantıları.


Kadir İncesu : Prof. Dr. Emin Özdemir 'in ''Eğitim fakültelerinde, öğretmen adaylarına ders kitabı olarak okutulması gerek! '' dediği Hababam Sınıfı ise tam elli yıldır gerek romanı, gerek tiyatrosu, gerekse filmleriyle halkımızın gözdesi olmuştur.


Ezgi : Seksenli yıllarda doğanlar özellikle bu Hababam Sınıfı filmlerini izleyerek büyüdüler. Günümüzde hala seviliyor ve filmleri de severek izleniyor. Sence Hababam Sınıfından yeteri kadar faydalanıldı mı? Yani şunu demek istiyorum. Her yazarın eserini yaratırken bir amacı vardır. Bu anlamda Rıfat Ilgaz’ın amacı neydi ve anlaşılabildi mi?


Kadir İncesu : Rıfat Ilgaz, Hababam Sınıfı’nı yazarken eğitim sistemindeki çarpıklıkları gözler önüne sermeyi hedeflemişti. Aradan geçen elli yıla rağmen Hababam Sınıfı hâlâ ilk günkü ilgiyi görüyorsa eğer; bir eğitmen olan Rıfat Ilgaz’ın gözlemlerinin ne kadar isabetli olduğunu da gösteriyor. Yöneticilerin Hababam Sınıfı’na salt mizah gözüyle bakmaları, “ciddiye almamaları” ellerindeki bu büyük kaynaktan faydalanmalarına da engel oluyor.

Ezgi : Çok teşekkürler Kadir İncesu.

 
Toplam blog
: 566
: 1338
Kayıt tarihi
: 11.07.06
 
 

Edebiyatla ilgileniyorum. Ayrıca amatörce belgesel film çalışmaları yapıyorum ve kültürel etkinlikle..