- Kategori
- Basın Yayın / Medya
25 ocak perşembe

Acı bir haberle dolu bugünkü gazete manşetleri yine... Gazeteci, yazar, siyaset ve devlet adamı İsmail Cem' i kaybettik.
İsmail Cem kimdir? 1940 yılında doğan İsmail Cem, Robert Koleji ve Lozan Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsünde Siyaset Sosyolojisi dalında master yaptı. 1963 yılından itibaren çeşitli gazetelerde Yazı İşleri Müdürlüğü, Genel Yayın Müdürlüğü görevlerinde bulundu, günlük yazılar yazdı. Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesi Başkanlığını yürüttü. TRT Genel Müdürlüğünde bulundu. 1987 ve 1991 seçimlerinde İstanbul'dan, 1995ve 1999 seçimlerinde Kayseri'den milletvekili oldu. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Batı Avrupa Birliği Asamblesi üyeliklerine seçildi ve başkanlığını yaptı. 50. Hükümette Kültür Bakanlığı, 55. Hükümette Dışişleri Bakanlığı görevine atandı. Daha sonra, DSP'den ayrılarak Yeni Türkiye Partisi'nin kurucusu ve genel başkanı oldu. YTP'nin kendini feshetmesiyle, İsmail Cem de CHP’ye katıldı.
Koyu bir Galatasaraylı, akvaryum ve bonzai meraklısı olan Cem'in bir diğer tutkusu da fotoğraf çekmekti. Beş fotoğraf sergisi açan Cem'in 15 kadar da kitabı bulunuyor.
Ben İsmail Cem'i TRT Genel Müdürlüğü döneminden hatırlıyorum. Bir buçuk yıl kadar süren görevi sırasında TRT'de büyük değişiklikler ve yenilikler yaşandı. O zamana kadar, orta dalgadan yayın yapan İstanbul radyosu ile uzun dalgadan yayın yapan Ankara radyosu vardı.
İlk kez bütün radyolar ortak yayın yapmaya başladılar ve yayın akışına göre TRT 1, 2, 3 diye bölümlere ayrıldı. Sabah 06.00'da açılıp gece 24'te kapanan radyolar 24 saat kesintisiz yayına başladı. Televizyon yayınları 7 güne çıkarıldı. Üç büyüklerin maçlarının televizyondan yayınlanması sağlandı. TRT Eurovision'un aktif üyesi oldu. Televizyon Dünya Kupası'nı naklen yayınladı. TRT, EBU'nun yönetim kurulu üyeliğine seçildi. Türkiye radyolarında ilk kez canlı kuşak yayınına geçildi. TRT ilk kez Eurovision yarışmasına katıldı ve bu yarışma TRT'den naklen yayınlandı. TRT bugün bile hâlâ belli bir sistemle çalışıyorsa, İsmail Cem'in bunda çok büyük payı vardır.
Akşam gazetesi, haberi "Zarif siyasetçi veda etti" şeklinde verdi. Gerçekten konuşması, tavırları, mütevazı haliyle, her zaman zarif bir çizgisi olan İsmail Cem, ayrıca güler yüzlü haliyle zihinlerde iz bıraktı. Hürriyet'in manşetiyle "O politikanın güler yüzüydü."
Karizmatik bir yapısı ve etkili bir tavrı olmasına rağmen, sessiz ve sakin hali, herkesin ona karşı sempati duymasının en önemli sebeplerinden biriydi. Güneş "Sessiz veda" derken, Bugün gazetesi, "Beyefendinin sessiz vedası" diyerek onun bir yönünü daha ortaya çıkarıyordu. Yeni Şafak, "İstediği gibi sessizce gitti" derken, onun yıllarca öne yazdığı bir şiiriyle bağlantı kuruyordu.
İşte İsmail Cem'in o şiiri:
Çok ileri bir tarihte
Çok yaşlı olarak
Sessizce ayrılmalıyım
Kimseye pek gözükmeden
Ve kimseyi rahatsız etmeden.
Masamın üzerinde
Dünden kalan işler
Tamamlanmamış yazılar
Okunmayı bekleyen kitaplar
Ve anılar ve umutlar.
Filleri kuyruğundan çekerek
Tepeleri aşırtmaktı görevim
Günler bitti filler tükenmedi
Ben elimden geleni yaptım
Gerisini siz tamamlayın.
Boşa geçmedi hayatım
Daha fazlası olabilirdi ama
'Buna da şükür' demeliyim
İşte sevgili dostlar
Ben böyle veda etmeliyim.
Sonuç olarak Vatan'ın dediği gibi "Büyük bir adamı kaybettik." Radikal'in dediği gibi "Hayatımızdan bir yıldız kaydı." Ve Milliyet'in deyimiyle "Ona bir tek ölüm yakışmadı."
Allah rahmet eylesin, başımız sağolsun.
Günün diğer önemli manşeti Maliyedeki Köstebek haberiydi. Maliye bakanlığında bazı memurlar, Cumhurbaşkanı, başbakan, Genelkurmay başkanı, bakanlar, siyasi parti liderleri, önemli bürokrat ve iş adamları ile bazı gazetecilerin mal varlığı bilgilerine girip bu bilgileri dışarıya sızdırdılar.
Bir skandal olarak nitelendirilen ve Ankara'da deprem yaratan olay sonrası soruşturmada, bir nevi çete oluşturan beş görevli açığa alındı.
Hrant Dink cinayetinden geriye kalan bazı tartışmalar da vardı bugünkü gazetelerde. Katile tabancayı temin edip bu işe teşvik eden Yasin Hayal, Emniyet müdürlüğüne götürülürken tehditler savurmaya devam etti ve Orhan Pamuk için biraz akıllı olsun, dedi. Yasin Hayal'in bu aşamada bile tehditler savurmasına müdahale edilmemesi şaşkınlık yarattı.
Öte yandan Emniyet'teki sorgusu sırasında ırkçı söylemlerine devam eden Yasin Hayal'e, polisler Fatih'in fermanını okuttular. Çok şey bildiğini, memleketi tek başına kurtaracağını zanneden Yasin Hayal, bundan haberi olmadığını söylüyordu.
Sadece bu mu? Yasin Hayal'in ve onun gibilerin bilmediği daha o kadar çok şey vardı ki...
Hrant'ın cenazesinde, hepimiz Ermeni’yiz pankartı taşınmasını eleştiren MHP genel başkanı devlet Bahçeli, Kürtçe seçmeli ders olsun diyen TÜSİAD'a da sert çıktı ve siyasetin sadece parti çatısı altında yapılmasını önerdi.
Demokrasiyi henüz içine sindirememiş toplumlarda bu tür çatışmalar olmaktadır. Sivil toplum örgütleri, elbette düşüncelerini açıklayacaklar ve siyasi sonuçlu bazı konularda da görüşlerini aktaracaklar. Biz henüz bunu öğrenemedik. Fikir denen şeyin ne olduğunu da pek anlamış değiliz. Zaten fikir suçu, hatta fikre dayalı cinayetler de bu yüzden işlenmiyor mu?
Bu arada küçük küçük de olsa, Uğur Mumcu'yla Gaffar Okan'ın ölüm yıldönümünde anıldıklarına dair haberler de vardı gazetelerde...
Yarın yeniden buluşmak umuduyla...