Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '07

 
Kategori
Siyaset
 

25 yaşında milletvekili

25 yaşında milletvekili
 

Milletvekili seçim yaşını 25 yaşına indirileceği konusu, beni biraz kaygılandırıyor. 25 yaşında daha hayata atılmamış, okuldan yeni mezun olmuş veya askerliğini yeni bitirmiş, hayatla kavgasına yeni başlamış bir insan, ülkemizin dış siyaseti ve iç siyaseti konusunda ne kadar düzgün karar verebilir diye kendime soruyorum. Yoksa sadece kendisine anlatılanla ve verilen bilgiyle, duygusallık ön planda olmak şartıyla sadece mecliste yapılan oylamalarda evet veya hayır mı diyecektir?

Evet gençlerimize güvenmeliyiz. Onlar yarının büyükleri ama, konu ülkenin yönetiminde doğrudan etki ve rol alması bekleniyorsa orada durup ve aklı selimle bir düşünmek gerekir diyorum. Tecrübe ve bilgi birikimi, siyasi bilimler bu kadar hafife alınmamalı, hele hele bu zamanda...

Efendim Osmanlı'da Fatih Sultan Mehmed tahta geçtiğinde daha çocuk yaştaydı, İstanbul'u fethetti neden şimdi gençlere güvenmiyorsun diyecek olanlara, peşin cevabımı hemen vereyim. Yuh...

O zamanla bu zaman arasında 600 yıl geçmiş ve artık Türkiye eski Osmanlı değildir. Kurtlarla dans ediyoruz. Bana göre milletvekili seçim yaşı en az 35 olmalıdır, 30 yaş bile erkendir diye düşünüyorum.

Gençlerden oluşan bir meclis, görünürde ne kadar demokratik ve çağdaş görünürse görünsün, Türkiye için demokrasiden o kadar uzak olacaktır. Çünkü 25 yaşında bir insan kim ne derse desin birilerinin gazına çabuk gelir ve suistimale açık bir platform oluşturur.

Gelelim Cumhurbaşkanlığı seçimini halkın yapmasına, bana göre bir ipte iki cambaz oynamaz. Cumhurbaşkanlığına halkın oyuyla gelen kişi, şimdiki konumundan çok daha güçlü olacaktır, zaten bunu herkes diyor. Yürütmeye daha fazla karışacaktır ve bu da iki direksiyonlu arabaya benzer. İleride başka bir konuda farklı düşünceler ortaya çıktığında herkes ayrı telden çalmaya başlayabilir. Cumhurbaşkanı, beni buraya millet seçti siz kim oluyorsunuz diye meydan okuyabilir, parlemento aynı şeyi söyler derken birisi bir tarafa çeker, birisi başka yöne çeker ve kaosun kucağında buluruz kendimizi.

% 10 barajını kalkmasını istiyoruz. Ama bu sefer de PKK, TBMM'ye girip utanmadan meclis kürsüsünden millete hitap edebilir.

Ne yapmalı?Önce sakin olmalı , gurur ve onur meselesi yapmadan toplumun tüm kurumlarıyla istişare etmeli ve aklı selimle , acele etmeden , yangından mal kaçırır gibi karar verilmemeli.İnanıyorum ki , aklı selimle , demokratik bir platformda bütün sorunlar çözülebilir ve tez , antitez , sentez mantığıyla en optimal kararlar alınabilir.

 
Toplam blog
: 116
: 735
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1994 Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. İktisat bölümü mezunuyum. Aynı üniversitede Genel İktisat Polit..