- Kategori
- Siyaset
28 Şubat'ın bir de öncesi var!!!
Bir de benden dinleyin!
Bire bir yaşanmış… Belki de hayatın akışının değişmesine neden olan olaylar…
Hep kötü bir hadise ile karşılaşınca; kendimize telkin yaparız ya! ‘’Her şey de bir hayır vardır.’’
Bu hayrı, hay'r olarak da algılayabiliriz, HAYIRRR olarak da!
Yıl 1995, Denizli’de yaşıyoruz. Ben emekli olmuşum, oğlum 4 yaşında, kızım ortaokul son sınıfta okumakta ki ertesi yıl Anadolu Tekstil lisesini kazandı. Eşim ise kamu kurumunda üst bürokrat olarak görev yapıyor.
Genel seçimler var ve ben o zaman Doğru Yol Partisinde, Denizli İl Başkanlığı bünyesinde; Kadın kollarında görev almıştım. Kadınlar, sivil toplum örgütlerinde, sosyal sorumluluk projelerinde, siyasette görev almalıdır diye söylenen beylik söylemler vardır ya! Bu arada gönüllü olarak çalıştığım sivil toplum örgütlerinden bahsetmeyeceğim.
Biz ekip olarak tüm Denizli’de; kent içerisinde, ilçelerinde ve en ücra köylerine varıncaya değin, yoğun bir propaganda çalışması içindeyiz. Tabii bu arada dört yaşındaki çocuğumda yanımda. Sokak sokak, ev ev dolaşıp, seçim çalışması yapmaktayız. Ve… Bu denli yoğun ve özverili çalışmanın neticesini de aldık. Denizli ilinin 5 milletvekili kontenjanının tamamını bizim parti kazandı.
Derken, hükümet kurma çalışmaları başladı. Tek başına iktidar olma şansına sahip olamamıştı parti. Turlar, görüşmeler ve sonunda Refah-Yol hükümeti kuruldu. Belki de bugün siyaseti bırakmamın temel nedeni idi yaşadıklarım ve aileme yaşattıklarım! Siyaset, esen rüzgâra göre yön değiştirmek, ya da dere yatağını arzuya göre değiştirmek değildir benim anlayışıma göre!
Ülkeme, Türkiye Cumhuriyeti'ne, Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve inkilaplarına bağlı bir birey olarak...
Denizli’de, partimizin Genel başkan yardımcılarının, Merkez Yürütme Kurulu üyelerinin ve o tarihte seçilmiş bulunan milletvekillerinin de katılımı ile geniş kapsamlı bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Ve… Orada bulunan tüm partililere ’’Bu bir misyondu! Bu misyonu gerçekleştirmemiz gerekli idi!’’ şeklinde açıklama yapıldı. Söz aldım!.. ‘’Madem bir misyondu! Bizler aylardır bu misyonu sağlamak için mi çalıştık, çoluk çocuk’’ diye sordum. Yanımdaki arkadaşlarım, eteğimden çekiştirerek, zorla yerime oturtturdular. ‘’Siyasette her doğru dile getirilmez! Sus…’’ Dediler…
Genel Başkan yardımcısı, uzunca bir süre bu hükümetin neden kurulması gerektiğini anlatmaya çalıştı, bizlere! Ben ise ‘’siyaset yapıyor isem, her şeyin doğru olmasını ve hatta çalıştığımız partinin isminin de doğru olduğunu’’ ifade etmiştim söylene söylene…
Belki marjinaldi fikirlerim! Belki de benim doğrularım bana aitti! Siyasetin hangi kademesinde çalışırsa çalışsın insan; siyaset, insan ilişkilerinde bir okuldur ve benim hayatımda önemli bir yol dönemeci idi, çalışma yaşamımdan sonra. Siyaset, iktidar sahibi olabilmek adına, doğrulardan ödün vermek olmamalıydı!!! Kanımca…
Bir zaman sonra, artık lisede okumakta olan kızımdan ki o dönemde daha 14 yaşında idi, bir telefon çağrısı aldım. Ağlayarak, babasının tayin olduğuna dair tayin evrakını ona imzalattıklarını söylüyordu. Babası görev başında olmasına rağmen, tayin evrakını eve getirip, üstelik reşit olmayan bir çocuğa imzalatmışlardı.
İtirazlar, verilen mücadeleler boşa çıktı ve Denizli ilinden ayrıldık.
Kızımın okuduğu okuldan ayrılması, evi başka bir ile taşımak zorunda kalmamız, bütün yaşantımız alt üst oldu. Ve… Partinin yüklenmiş olduğu misyon bizi vurdu. Biz gibi birçok kişiyi de! Eşimin tayin edilmesindeki gerekçe ise sadece ve sadece ‘’Alkol kullanması’’ idi. O döneme kadar başarılı çalışmalar yapması hatta çalıştığı kurumun vergi rekortmeni olmasına katkı sağlamış olması hiç önemli değildi!
Bütün mesele; İktidar ortağı olan ama iktidar gücü olmayan bir partinin mensubu olarak çalışmış olmam ve kin duyguları ile övünen insanlarca cezalandırılmamdı. Ve… Benim siyaset yapmam yüzünden tüm ailemin bu ceremeyi çekmesi…
Sadece fazla detaya girmeden, yüzeysel olarak bahsettim olaylardan, yorum okuyanlara ait…
Bu yaşananlar gibi daha yaşanan ne hikâyeler var!!!
Belki bilindik!!! Belki de bilinmedik!!!
Son günlerde 28 Şubat ile ilgili birçok kişi konuştu ve konuşmaya devam ediyor. Tabii ki konu yargıda…
‘’Hukuk bir gün herkese lazım olacak!!’’
Madalyon ikiyüzlüdür! Hep bir yüzünü değil!!! Diğer bir yüzünü de görebilmeliyiz!!!
Ayşen Arslangiray Kura
18 Nisan 2012