- Kategori
- Ben Bildiriyorum
29 Nisan'a doğru...

Ortalıkta garip ve herkesin yorumlamakta güçlük çektiği rüzgârlar esmekte.
AB, Şemdinli olayları, Van, Kıbrıs, kapkaç, türban, hükümetle devlet arasındaki gerginlikler, en Kemalist unsurlardan gelen ordu eleştirileri... Acaba bütün bunlar büyük bir değişimin, büyük bir altüst oluşun habercileri mi? Eğer böyle bir değişim olursa ne zaman ve ne yönde olur?
Sevgili okurlarım, herkes gibi ben de bu soruları kendi kendime sorup duruyorum ve ne yazık ki olayların on üç yıl önce öngörmüş olduğum biçimde geliştiğini görüyorum. Türkiye bir ulus birliğinden hızla uzaklaşıyor ve dinciler - milliyetçiler - Kürtler olarak üçe ayrılıyor. Beceriksiz yöneticiler, muhteris siyasetçiler ve iktidar sahipleri Türkiye'yi bu duruma getirdi işte.
Peki bundan sonra neler olabilir derseniz size dönüm noktasının 2007 Nisan ayı olduğunu söyleyebilirim. Eğer o zamana kadar olağan dışı gelişmeler olmazsa, AKP 2007 yılında Çankaya'ya istediği kişiyi oturtacak. Devleti ve Türkiye'yi ele geçirme operasyonunda son aşama da böyle tamamlanacak.
Düşünsenize, Çankaya'da Sezer yerine bir AKP'li oturduğu zaman YÖK de değişecek, Anayasa Mahkemesi de, diğer kurumlar da... Devlet kadrolarına yapılan atamalara hiç itiraz edilmeyecek. Hükümetin Meclis'ten emirle geçirdiği yasalar derhal onaylanacak. Ve Türkiye, AKP'nin istediği düzen ne ise o düzene geçmiş olacak.
Okullarda yeni kuşaklar bu düzene göre yetiştirilecek, radyo televizyon yayınları buna göre ayarlanacak ve tabii İstanbul sermayesiyle eski solcu-yeni liberal yazarlar bütün bu gelişmelere alkış tutacak.
Uluslarüstü irade Türkiye'de laik cumhuriyetin sona ermesini istiyor. Bize biçilen rol Orta Doğu'da, Batı çıkarlarını koruyan bir İslam ülkesi olmak. Bu rolün oynanmaya başlanacağı tarih, Nisan 2007'dir.
Bu köşede sizlere şimdiye kadar "imtiyazlı ortaklık"tan tutun da "üç kutuplu Türkiye"ye kadar aklımın erdiği ve öğrendiğim her gerçeği duyurmak istedim. Hepsi doğru çıktı.
Şimdi, bu yazıdaki öngörülerimde yanılmış olmayı çok istiyorum.
Ama ne yazık ki görünen köy kılavuz istemiyor.
Bugünlerde bu yazıyı hepimiz yüzlerce kez okumuşuzdur. 16 Kasım 2005 tarihli Zülfü Livaneli yazısı. Bu yazının arşivden bulup kimin nasıl çıkardığına kendisi de şaşırdığını yazısında belirtiyor.
Suların oldukça ısındığı bugünlere 2 yıl önce yapılan bu tespit bir raslantı mı; yoksa sonundaki varsayımda yazıda geçenler gibi gerçekleşecek mi bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Ulus olma bilincimizin silinmeye çalıştığı bir dönemdeyiz ne kadar acı. Şehitlerimiz bunun için mi canlarını verdiler?
Bir yanda bir gazete, (vakit) başlığında " A. Necdet Sezer'in görevi bittiğinde deve keseceğiz" deme cürretini, gösterebiliyor. Yani bunu akıllarına getirebilenler var.
Ve Ankara'dan sonra İstanbul'da daha büyük bir katılımla yapılacak olan 29 Nisan 2007 Cumhuriyet mitingi.
Ankara'da bulunamadım, ama Çağlayan'da olacağım. Çünkü bu artık, değişimi destekleyenlerle, buna karşı mücadele edenler yani laikliği korumak isteyenlerin kavgası olmuş durumda.
Ne kadar acı ki ülkeyi bu duruma getirdiler...
Saygılarımla