- Kategori
- Güncel
2B:Yasallaşmış fiili durum_3

1961 Anayasasının 131. maddesinde 07/04/1970 yılında 1254 sayılı kanunla yapılan anayasa değişikliği, buna paralel olarak da 6831 sayılı orman kanununu değiştiren 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı kanun yürürlüğe girmesi ile ilk defa ülke genelinde evveliyatı orman olup da, bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan yerlerin orman sınırları dışına çıkarma işlemi başlamış ve 1744 sayılı kanun 2. maddesinde de belirtildiği üzere “<ı>bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç on yıl içinde orman kadastro komisyonlarınca yapılır.” ı>ifadesi ile<ı> ı>bu işin 10 yıl içinde ülke genelinde tamamlanması amir hüküm olarak belirtilmiş idi.
Bu on yılda, çeşitli hükümetler gelip geçer iken, ülke genelinde de orman sınırları dışına çıkartma işlemleri de son sürat devam etti.
Bu arada 12.Eylül.1980 de askeri darbesi oldu. Malum olduğu üzere, 1961 anayasası rafa kaldırılarak yeni bir anayasa kabul edildi ki buna kısaca “1982 Anayasası” diyoruz.
1961 Anayasasının 131 maddesinde bulunan, bu Anayasa maddesine paralel olarak da 6831 sayılı orman kanununu değiştiren 1744 sayılı kanunun yürürlüğe girmesi ile “15/10/1961 gününden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerler orman sınırları dışına çıkartılır iken bu defa 1982 anayasasında bu durum geliştirilerek(!), yani 2B nin milat tarihi olan 15/10/1961 tarihi, 31.12.1981 olarak değiştirilmek sureti ile aynen muhafaza edilmiştir.
Önceden orman kadastro komisyonları bir yerin 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartırken ilk şart olarak o yerin 15/10/1961 gününden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olma şartını esas alıyor idi. Dikkatinizi çekerim, çalışmalar 1974 tarihinden sonra başladı. Örneğin 1978 yılında bir köyde çalışırken, bir yer 1975 yılında tarla haline getirildi ise komisyon bu yeri ormanda bırakıyordu. Niye? Çünkü o yerin 15/10/1961 gününden önce nitelik kaybetmesi gerekiyor idi.
1982 anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra ise, orman kadastro komisyonları bir yerin 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartırken ilk şart olarak o yerin 31.12.1981 gününden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olma şartını esas alır oldu.
Bu ne demektir? Örneğin bir komisyon herhangi bir köyde çalışır iken, 15/10/1961 gününden sonraki günlerde bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş bir yere rast geldiğinde elbette burayı yasal şartı taşımadığı için orman sınırları dışına çıkarmadan bırakmış idi. 1982 anayasasının yürürlüğe girmesi ile bu şart tarihi 31.12.1981 olarak değiştirilince bu defa, aynı köye yeniden giderek daha önce çıkarmadığı yeri bu defa orman sınırları dışına çıkartır oldu.
Simdi 1982 anayasasının ilgili maddelerine bakalım:
1982 anayasası Madde 169 - “….Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.”
1982 anayasası Madde 170 – “… 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması;…”
Bu 1982 Anayasasını yapanlar kimler? Söylemeye gerek yok herkes biliyor.
Anayasada bir değişiklik yapılır ise (ki burada artık yepyeni bir Anayasa yapılmıştır) bu değişikliğe uygun olarak ilgili alt yasalar da değiştirilir. Anayasa 169 ve 170 de yapılan bu değişiklik, 6831 sayılı orman kanunu ile ilgili olduğu için, Turgut Özal Başbakanlığındaki 45. hükümet 6831 sayılı orman kanununu değiştiren 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı kanununu çıkarmıştır.
Hani, 1973 yılında kabul edilen 1744 sayılı yasa ile başlayan orman sınırı dışına çıkarma işlemleri on yılda bitirilecekti ya, 1983 yılına gelindiğinde bakılmıştır ki ne bittiği var ne biteceği, 1973+10=1983. Orman sınırları dışına çıkarma işlerinin devam etmesi için zaten bu 10 yıllık süre kısıtlamasının da kaldırılması gerekiyor idi.
23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı kanunda orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili olarak;
Madde 2 - (Değişik madde: 23/09/1983 - 2896 S. K.)
<ı>“Aşağıda belirtilen durum ve şartlara uyan yerler;Devlet eliyle ihya edilerek kısmen veya tamamen orman içi köyler halkının yerleştirilmesi veya bu amaçla değerlendirilmesi maksadıyla, orman sınırları dışına çıkarılır.ı>
<ı>A) Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tesbit edilen yerler.ı>
<ı>B) 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; su ve toprak rejimine zarar vermeyen, orman bütünlüğünü bozmayan, tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (Antepfıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim sahaları, ı>
<ı>Bu yerler dışında, orman sınırlarında hiçbir surette daraltma yapılamaz….”ı>
Görüldüğü gibi, orman sınırları dışına çıkarma işleri kanunun 2. maddesinde (A) ve (B) fıkralarına ayrılmış, milat tarihi de 1982 Anayasasına uygun olarak 31/12/1981 tarihine çekilmiştir.
Orman sınırları dışına çıkarma işlemleri 2896 sayılı kanunun 2. maddesinin (B) fıkrasına dayandığı için, daha önce “2. madde uygulamaları” olarak anılan orman sınırları dışına çıkarma işlemi bu yasanın yürürlüğe girdiği 1983 yılından sonra kısaca “2B” olarak anılmaya başlamıştır.
(A) ve (B) fıkralarının farkı ne ola ki diyecek olursanız? (A) maddesinden beklenti: Dağların arasında, çok verimli ormanlık bölgede bir köy, fakat bu köy oradaki verimli orman için son derece tehlikeli(yangın, açma, kesme, otlatma vs ile). Bu köyü tüm halkı ile buradan taşımak gerekiyor ama nereye ve nasıl? İşte bu soruya cevap kanunun (A) fıkrasında gizli: Önce verimsiz ormanlık bir yer bulunacak, bu yer (A) fıkrasına göre orman sınırları dışına çıkartılacak ve verimli ormanlık bölgedeki köy, tası-tarağı ile toptan bu orman sayılmayan yere taşınacak, köy bu yeni bölgede yeniden kurulacak ve böylece verimli orman kurtarılmış olacak, o köyün verimli orman içindeki eski yeri ve tarlalarına da toptan el konacak ve ağaçlandırılacak idi. Bu güne kadar bu (A) fıkrası hiç işletilmedi. Yani bu şekilde hiçbir köy taşınmadı. Fakat (B) fıkrası son sürat uygulandı.
Bu (B) fıkrasının uygulanması sırasında da küçük(!) sorunlarla karşılaşıldı. Neydi bu küçücük sorun? (B) fıkrasında “<ı>su ve toprak rejimine zarar vermeyen, orman bütünlüğünü bozmayan” ı>ibaresi uygulamada zorluklar(!) yaratıyordu. Öyle ya, orman komisyonu bir yeri su ve toprak rejimine zararlı veya orman bütünlüğünü bozar nitelikte gördü mü orayı orman sınırları dışına çıkarmıyordu. Örneğin çok fazla meyilli yerler ile koskoca verimli orman içinde nitelik kaybetmiş ufak-tefek alanlar. Halkımız tarafından yapılan bu serzeniş(!), çağ açıp kapayan Özal tarafından değerlendirildi ve yine Turgut Özal Başbakanlığındaki 45. hükümet 6831 sayılı orman kanununu değiştiren 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı kanununu çıkarmıştır. Bu kanun;
Madde 2 - (Değişik madde: 05/06/1986 - 3302/1 md.)
“Orman sayılan yerlerden:
A) Öncelikle orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi maksadıyla, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler ile halen orman rejimi içinde bulunan funda ve makilerle örtülü yerlerden tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler,
B) 31/12/1981 tarihinden önce bilim va fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları,
orman sınırları dışına çıkartılır…”
Şeklini alarak ve bir önceki kanundaki “<ı>su ve toprak rejimine zarar vermeyen, orman bütünlüğünü bozmayan” ı>şeklindeki zararlı(!) ifade çıkartılmak sureti ile yasa son halini aldı.<ı> ı>
İşte 6831 sayılı kanunun 2. maddesine 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunla verilen son şekline göre yurt genelinde 2B ile orman sınırları dışına çıkarma işlemleri yapılmaktadır. 1986 yılından bu güne nice hükümetler geldi geçti. Ama uygulama kesintisiz devam etti ve halen devam ediyor.
Günümüze kadar orman sınırları dışına çıkartılan toplam 2B miktarı tahminen 473 bin hektardır. Olanca çıplaklığı ile izah etmeye çalıştığım gibi, 1973 yılında başlatılan ve günümüzde de devam eden orman sınırları dışına çıkarma işleminde gelmiş geçmiş tüm siyasi iradelerin, daha açıkçası geminin dümenini zaman zaman elinde tutmuş olanların hepsinin katkısı vardır. Şu anda dümende olanlarca da bu orman sınırları dışına çıkarma işlemi devam ettirilmektedir. İşlem tamamlandığında toplam 2B miktarının 600 bin hektar olacağı tahmin edilmektedir.
Buraya kadar 2B nin yasal desteğinin nasıl ve kimler tarafından oluşturulduğunu inceledik. Bundan sonraki e-güncemizde araziye inelim, ormanlara gidelim ve 2B nin bizatihi kendisi nasıl oluşuyor onu inceleyelim.