​ 31 Mart'ta, ikinci yüzyıla girerken,emperyalizmin bu darbeye katkısı!... (II) / ''3000'e Doğru'' / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '10

 
Kategori
Güncel
 

31 Mart'ta, ikinci yüzyıla girerken,emperyalizmin bu darbeye katkısı!... (II) / ''3000'e Doğru''

31 Mart'ta, ikinci yüzyıla girerken,emperyalizmin bu darbeye katkısı!... (II) / ''3000'e Doğru''
 

Mahmut Şevket Paşa ve Hareket Ordusu İstanbul'a girerken...


Rumi takvime göre 31 Mart 1325 tarihinde vuku bulan, 31 Mart Darbesi' nin bir yüzünde bu gidişattan memnun olmayan Volkan Gazetesi ve İttihad-ı Muhammedi Derneği etrafında toplanmış İngilizci, Derviş Vahdedici kesim vardı... Bu kesimden, medrese erbabının, sürgün ya da mahkumiyet sonrası, işsiz güçsüz kalmış, subay, emekli subay ve küçük memur kesiminin yanısıra, kışladaki küçük subay, astsubay ve erlerin amirlerine ve İttihatçı ilerici subaylara karşı bir ''irticai'' başkaldırıcı durumları söz konusu olsa da, diğer yüzünde de İttihak ve Terakki ve de Sultan II. Abdülhamid' in Almancı ağırlıklı denge politikalarının yanısıra, 1893 Rus harbi sonrasında ilk kez devleti ülkesine egemen hale getirebilmesi için, ''Bölünmez Vatan'' şiarıyla, gerekli alt ve üst yapı çalışmalarına ağırlık vermesinden dolayı fevkalade rahatsız olan ve bu kesimi kışkırtan İngiliz Hariciyesi vardı!...

Ve onların bu tür provakatif çalışmaları, cumhuriyet döneminde de bir şekilde sürecekti!...

31 Mart Vakası başladığında, Sultan II.Abdülhamid'in tasarladığı, bölgesel dengeleri değiştirmeye yönelik bir ''Balkan Paktı '' için, Romanya'da bulunan Paris Sefirimiz Salih Münir Paşa, Balkan devletleriyle bir görüşme süreci içindeydi ki, bu önemli süreç, bu olaydan sonra yarım kalmıştı!...

Bu süreci farklı bir denge içersinde de olsa, cumhuriyet döneminde Atatürk devam ettirmeye çalışacaktı!...

Bu isyanın önemli figürlerinden olan, Volkan Gazetesinin ve İttihad-ı Muhammedi Derneği'nin yöneticisi Derviş Vahdeti, Kıbrıs kökenli bir insan olup, muhalif Volkan Gazetesi'nde, İngilizlerin Kıbrıs'ı küçük bir İsviçre haline dönüştürüldüğü üzerine methiyeler yazıyor ve gene diğer yazılarında da Britanya Hükümetine insanlığın büyük hamisi sıfatıyla, methiyeler döşüyordu!... Ve aynı zihniyet bu günde aynı çizgiyi, bu kez ''Küçük Amerika'' ile başlayan bir serüvenle, bir başka ülke üzerinden sürdürmeye devam ediyordu!...

Bütün müslümanları şeriat bayrağı altında toplama iddiası içinde bulunan ve 31 Mart'ın öne çıkan lideri Derviş Vahdeti'nin bu düşüncesi, çok zarif bir minimalist sınırla çizilmişti!...

Şöyleki; bu sınırın içine, Rusya ve Britanya egemenliği altındaki müslümanlar, maalesef(!) giremiyordu!... Yani yararcı ve sınırlı bir İslam kardeşliği, diğer emperyalist ülkeleri ve onların müslüman halklar üzerindeki çıkarlarını rahatsız etmeyen, Sultan II.Abdülhamid'in evrensel Panislamizmine karşı, dış güdümlü minimalist bir seçenek!..

Lord Stratford nasıl ki, Osmanlı sadrazamı, o; Büyük(!) Mustafa Reşit Paşa' yı uygun görüp, İstanbuldaki siyasi yaşamı boyunca kullanmışsa, Alman sefiri Baron Marschal'da, Konya valiliği döneminden bu yana gözüne girmeye çalışan Ferit Paşa' yı sadrazamlığa getirtip, yıllar boyu kullanmayı uygun görmüştü!...

Baron Marschaldan sonra gelen, İstanbul'daki yeni Alman sefiri Baron Wangenheim şöyle diyordu:

''Orduyu kontrol eden kuvvet, Türkiye'de en büyük kudret olacaktır!... Hiçbir Alman düşmanı hükümet, ordu tarafımızdan kontrol edildikçe, iktidar mevkiinde kalamayacaktır...''

Ve gene Alman hariciyesi, Fransız ve İngiliz emperyalistlerinin Türkiye'ye sızarken, Ermeni ve Rum sermayedar ve iş insanlarına dayandıklarını, çünkü bu kişilerin kendi eğitim verdikleri misyon okullarından çıkışlı olduklarını belirtiyor, Almanlar'ın ise, Müslüman ve Yahudilerle ticari ilişkilerini yürütmek durumunda kaldıklarını söylüyorlardı!...

Ve Ermeni ve de Rum olan bu müteşebbis erbabı ve işbirlikçilerinin de, her şekilde, kendilerinin yaptıkları ticari girişimlere karşı, İngiltere, Fransa lehine engel olduklarını söylüyordu!... Çünkü Ermeni ve Rum kompradorlar, ticari ilişkilerini, başta ağırlıklı İngiltere olmak üzere, Fransa ve Amerika'yla yürütüyorlardı!...

Almanyanın bu rakip, işbirlikçilerden bir an önce kurtulması gerekiyordu!...

Bu durumda Alman emperyalizmi başta Selanik olmak üzere Müslüman ve Musevi sermayedar ve iş insanlarıyla olan ilişkilerini geliştirmeye ve onların Ermeni ve Rumlara karşı daha güçlü olabilecekleri strateji ve taktiklere başvurmayı da kendileri için bir çözüm yolu olarak görmeye başlamışlardı!.... Zaten, Berlin- Bağdat Demiryolu Projesi'nin türlü engellemelere rağmen hayata geçirilmesi, emperyalist devletler arasındaki Şark dengesinin bozulmasına da neden olmuş ve bu coğrafyada kıyasıya siyasi bir savaş da başlamıştı!...

Tanzimat dönemi, Osmanlı asker-sivil bürokrasisi içinde, Almancı-İngilizci ayrımı, sert çelişkiler halinde henüz ortaya, tam ve net olarak çıkmamış olsa da, ayrıntılar dışında, 31 Mart darbe teşebbüsü de bu emperyalistlerarası savaşın, çok önemli bir parçasıdır!...

1.nisan.2010 / Perpa,

 
Toplam blog
: 392
: 4592
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..