- Kategori
- Güncel
33 yıl aradan sonra yeniden 1 Mayıs...

Bir zamanlar ülkede yapılacak yeni darbelere uygun ortam; “ara rejim mimarları” tarafından, özenle hazırlanırdı.
İşin kolayı bulunmuştu. Yapılması gereken; insanlar arasındaki mevcut siyasal, ekonomik ve sosyal farklılıklardan faydalanmaktı.
Bunlar sağlandıktan sonra gerisi gayet kolaydı. Artık sıra, önceden hazırlanmış senaryoları devreye koymaya gelirdi.
İşte o nedenledir ki; o zamanlar evden eve, okuldan okula, evden işe veya iş yerinden sokağa, yalnız başına çıkmak imkânsızdı.
Bunları yapmaya yeltenenler genellikle tenha bir yerde, kör bir kurşunla; dışarı çıkmanın bedelini canlarıyla öderlerdi...
Yaratılan o belirsiz ve huzursuz ortam, içten içe insanları kemirir ve yaşamlarını zehir ederdi. Son bulması ise, çoğu kez yıllar sürerdi.
Nedeni belliydi. Henüz emekleyen bir sivil toplum düzenini yok etmek ve iktidarı ellerine alarak, diledikleri gibi yönetmek...
Bunu yaparken de ülkenin milli menfaatleri ve huzurunu yeniden tesisi gibi önemli gerekçeler ileri sürülmeliydi!
Yoksa inandırıcılığı olmaz ve müdahaleye ihtiyaç duyulmazdı. Bunlar olmayınca da “ara dönemler” doğmazdı.
Toplum olarak, hep birlikte yıllarca bu kaderi paylaştık. Sivil toplum ve “demokratik örgütlenme” sistemimiz her 10 yılda bir, yerle bir edildi...
İşçi hareketleri, öğrenci boykot girişimleri, dayanışma ve hak arama toplantı ve gösterileri sudan bahanelerle yasaklandı...
Özellikle çalışanlardan ve onların dayanışma günlerinden korkulur oldu. Böyle anlarda bir araya toplanmalar, öldürmeler pahasına da olsa engellendi.
Son örneğini 1977 yılında, İstanbul Taksim Meydanı’nda yapılan 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlama etkinliklerinde yaşadık.
Toplu halde Taksim alanında bulunan işçilerin üzerine ateş açıldı. O gün 36 işçi açılan ateşten ve oluşan izdihamdan hayatını yitirdi. Yüzlercesi ise yaralandı.
Birden ülkenin üstüne kara bulutlar çöktü. İnsanlar korkup sindiler ve yeniden kabuklarına çekildiler.Bu korku ve sinme tam 33 yıl sürdü.
Derken 2010 yılına gelindi. Bu yıl “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü” işçilerin yıllarca mücadeleleri sonunda, yeniden Taksim alanında kutlandı.
Korkulduğu gibi; ne taşkınlık oldu, ne de kırıp dökmeler yaşandı. Emekçiler, dayanışma günlerini yılların özlemi ve coşkuyla kutladılar.
Geçmişte kötü zamanlarda yaşanan acı olaylarda ölen işçi ablilerini de unutmadılar. İlkin onlar için Kazancı yokuşunda bir anma töreni düzenlediler.
Törende emeğin, dayanışma gücünün ve bu uğurda ölenlerin anıları önünde yeniden saygıyla eğildiler.
Bu gün gelinen noktadan geriye doğru bakan bizler, 33 yıl önce Taksim’de olanları ancak yeni, yeni anlamaya başlıyoruz.
Gelişmeleri geleceğe dönük yeni umutların varlığına işaret olarak algılıyor ve dayanışma günümüzde, o acı anları bizlere yaşatanları nefretle kınıyoruz...