34.haftaya yansımalar / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '06

 
Kategori
Futbol
 

34.haftaya yansımalar

Ligde 5. haftayı geride bıraktık. İlk beş hafta sonunda ligimizde oynanan futbol ve takımların performanslarına perspektif bir bakış attığımızda, 34. haftada ligimizdeki muhtemel yansımalarını az çok tahmin edebiliyoruz. Bu noktada objektif olarak ilk söylenilmesi gereken, ilk beş haftada şampiyonluğa oynayan takımlardan, lige bu yıl "merhaba" diyen takımlara kadar hemen hemen tüm takımların sahada ortaya konan futbol adına istikrarsız neticeleri... Sonuçlar ve puan durumu çoğu zaman ilk haftalarda insanı yanıltabilir, bu haftalarda analistlerin elindeki geleceğe yönelik en önemli done kuşkusuz oyanan futboldur. Şimdi ilk beş haftayı bu bakış açısıyla izleyen gözlerden, 34. haftaya olası yansımaları madalyonun diğer yüzüne aksettirmeye çalışalım :

Fenerbahçe : Görünen durumda şampiyonluğun en büyük adayı. Hatta Zico'ya rağmen! Daha önce de bu köşeden belirttiğimiz gibi, elindeki en iyi 11'i sahaya sürmekten başka bir aktivitede bulunmadığı kuşkusuna kapıldığımız Zico, Fenerbahçe'nin mevcut oyuncu kadrosu ve potansiyelinin kendisini götürdüğü yere kadar Fenerbahçe'nin başında kalacak. Skor tabelası itibariyle istikrarsız ligimizin belki de en istikrarlı takımı olan Fenerbahçe, performans eğrisi 3 puanlık barajın neresinde kalırsa kalsın, bünyesinde barındırdığı "3 puan" alışkanlığı ile klasmanın üst sıralarını uzun süre işgal edecekmiş gibi görünüyor. Fenerbahçe adına ilk haftalardan kendisini hissettiren başka bir problem ise, "takım savunması" olgusu. Top rakipteyken bir türlü oturtulamayan yerleşim ve press anlayışı, Avrupa Kupası maçlarında ve ligimizdeki "sert" rakipler karşısında Fenerbahçe'yi oldukça zorlayacak. 100.yılında taraftarlarına "şampiyonluk" hediye etmek isteyen Sarı Kanaryalar bu payenin en kuvvetli adayı olsa da bu oynadıkları ezici futboldan değil, ligimizin kalitesi ve istikrarsızlığından kaynaklanıyor.

Galatasaray : Sarı-Kırmızılı ekibin bu yılki en büyük problemi yönetim kaynaklı olacağa benziyor. Yönetimden kastımız hem "kenar yönetim" hem "klüp yönetimi". Mleda Boleslav karşısında 5 gollü galibiyeti getiren çift ön liberolu taktik, Galatasaray'ın vazgeçilmezi olmaya devam ederse, geçen seneki kamuoyu desteğini de arkasında bulamayacak bir Galatasaray'ın ligde üst sıralara tırmanması zor görünüyor. Hadi "modern futbolda tüm takımlar çift ön liberolu oynuyor" derseniz anlarım da, Galatasaray da Denizlispor karşısına tek forvetle çıkmamalı. Geçen yıl pek çoklarımızın imrenerek baktığı ve amatör bir ruhla verilen "onur ve gurur" mücadelesinin bu yıl tekrarlanmayacağını varsayarsak, -ki Galatasaraylı futbolcular profesyonelliği de bir gün bir yerde mutlaka hatırlayacaklar- Sarı-Kırmızılıların şampiyonluk potasından giderek uzaklaşabilecekleri kehanetimizden de kimse rahatsız olmasın. Geçtiğimiz sezon şampiyonluk kutlamalarından sonra Gerets ve yönetim arasında esmeye başlayan "poyraz" lodosa döner de aradaki buzları eritirse birlik ve beraberlik adına Galatasaray'da en önemli adım atılmış olur.

Beşiktaş : Puan durumuna aldırış etmeksizin Beşiktaş'ın kadrosuna tek tek bakarsanız rahatlıkla "Los Galacticos" diyebilirsiniz ama asla "takım" diyemezsiniz. İşte Beşiktaş'ın çözümü zaman alacak devasa problemi. Sezon başında "bu takımın zaman ihtiyacı var" şeklinde beyanatlar veren yöneticiler, Ricardinho'nun gelişinden sonra şampiyonluk umutları pompaladığı taraftarına neyi nasıl açıklayacak merak edilesi bir konu. Üstelik bu duruma tuz-biber eken mösyö Tigana'nın akıl almaz kadro seçimi ve taktikleri gösteriyor ki, ligimizin şifresini çözmek için kendisine onca zaman yetmemiş. Kaç bit bir şifrelemeyse bu, Lucescu'nun gelir gelmez çözdüğünü Jean Tigana ne yapsa göremiyor. Christoph Daum’dan alışık olduğumuz hani o malum çizgi, “Delilik ile dahilik arasında” olduğu iddia edilen, sanırım İnönü’den geçmiyor. Eğer geçseydi dün akşam muhakkak Beşiktaş yedek kulübesi civarında görürdük. Ya biz yanlış biliyoruz “iki noktadan tek bir doğru geçer” diye, ya sayın Tigana eğriye doğru demeyi iş edinmiş kendine. Bir ihtimal fazlaca beyin fırtınası yapmış olacak ki maçtan önce, fırtınadan silinen o malum çizgiyi kömürle tazelemek gerekiyor. Yoksa bu fantezileri nasıl açıklayabiliriz ki? İlla Ricardinho ile Delagado yu birlikte oynatacaksanız, yazarsınız tahtaya 4-3-2-1 diye, futbolcular oradan alması gerekeni alır zaten.

Trabzonspor : Sezon başında yaptığı Lazaroni hatasından çabuk dönen Trabzonspor'un önündeki en büyük engel, her teknik direktörün başına bela olup sıkıntıya sokabilecek bir kadro yapısına sahip olması. Aynı tip forvetlerin bolluğuna karşı, "striker" vasıflı bir oyuncusu olmayan Trabzonspor şu anki görünümüyle 4-2-3-1 den başka bir tarz oynayamaz gibi görünüyor. Beşiktaş'ın verdiği gibi savunmasında derin boşluklar veren takımlara karşı zorlanmadan galip gelebilecek Trabzonspor'un, kapanan takımlara karşı özellikle deplasman maçlarında zorlanacağı gün gibi aşikar. Kadrodaki çarpık yapılaşmayı düzeltebilmek adına Ziya Doğan'ın Ocak'taki transfer döneminde yapacağı hamleler olacaktır. Ancak geçmişte transfer sebebiyle yönetimle ters düşen Ziya Hoca'ya karşı Nuri Albayrak yönetiminin nasıl bir tavır takınacağı da Trabzonspor'un geleceğini belirleyecek etkenlerden biri. Herşeye rağmen Ziya Hoca yönetiminde Gökdeniz, Szymkowiak ve Yattara gibi oyuncuların performanslarını yükselteceklerini bugünden söyleyebiliriz. Muhtemeldir ki, elindeki kadroya baktığında Ziya Hoca saçlarının evvelce döküldüğüne seviniyordur bile.

Diğerleri : Ligimizin ilk beş haftasının bizlere gösterdiği kadarıyla, geçmişte Gaziantepspor ve Gençlerbirliği'nin başarabildiği "lig sonuna kadar şampiyonluk mücadelesinin içinde olma" hususunda yıllar sonra yeniden elverişli bir zemin doğuyor. Özellikle Ersun Yenal yönetimindeki Vestel Manisaspor ve Ertuğrul Sağlam yönetimindeki Kayserispor için bu yıl fırsatlar yılı olacak. Lig sonuna kadar aynı motivasyon düzeyini ve isteği korumayı başarabilen bir Kayserispor'un yada Vestel Manisaspor'un ligi şampiyonlukla bitirmesi kimseyi şoka uğratmamalı. 4 büyüklerin istikrarsız futbolları ve bir türlü halledemediği problemler, bu ekiplere ummadıkları kapıları açabilir. Bu iki ekipten başka alkışa değer bir transfer politikası izleyerek oldukça başarılı bir takım kuran Sakaryaspor ile, yıllar sonra döndüğü ligde kalıcı olmayı kafasına koymuş Bursaspor'un ligin "sert" takımları olacağı şimdiden görünen gerçekler. Bu arada diğerlerinden bahsetmişken, Turkcell Super Liginde ikinci Teknik Direktör değişikliğini çok büyük bir ihtimalle Kayseri Erciyesspor yaşayacak. Bakalım yanılacak mıyım?

 
Toplam blog
: 235
: 717
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..