​ 50 yıl sonradır ki, "ilk kez" içki içebildim. / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '11

 
Kategori
Anılar
 

50 yıl sonradır ki, "ilk kez" içki içebildim.

50 yıl sonradır ki, "ilk kez" içki içebildim.
 

Kiralık eski evimizi ziyaret ettim. Aynen duruyor. Bir derin nostalji yaşadım. İlk defa bu evde, içki içtim. Demek ki daha önceleri içmemişim.


 

 

 

Sonradan  bu gidişimde öğrendim. “Asma Mahallesi” Bartın’ın en kalbur üstü simaların oturduğu  semtmiş. Çocukluk ve gençlik yılarımın geçtiği bu kentte, anılarım, diz boyu. Yaz yaz bitmiyor. Zaten bitmesini de istemem.

 

Bu semtteki kiralık evimizi de gördüm.  Aynen duruyor. Ufak değişiklikleri var sadece. Elektrik Mühendisleri Odasının mekanı olmuş buralar. Evin alt bölümü de “Şehr-i Alem”  gece klubü yapmışlar. Bartınlıların eğlendikleri  tek adres burası olmuş.

 

Anam bizleri, bu eve, ayakkabılarla almazdı. Kapının dışında çıkarttırırdı. Bu gidişimde girdim içeri. Eski alışkanlık, ayakkabıları çıkarasım geldi. Sevinçliydim. Eski kiralık evimizde, 50 yıl sonra ancak içki içebilecektim. Ve bu da  "ilk" defa olacaktı.

 

 Bütün anılar, toparlanıp alnıma  çarpıverdi. “ Şurası, civcivlere su verdiğim yer. Şurası, anamın ocak başında  bazlama yaptığı yer. Şu oda, ilk içkimi içtiğim yer. Şu pencere, sevdiğimi gözetlediğim, göz kırptığım yer. Anılar anılar. Beni benden alan, yad ellerde içimi alt üst eden anılar.

 

İşletmecilerden Gürdal Karakıran ve Barış Özkan’dan söz aldım. Üst kattaki, caddeye bakan odamızın bana göre özelliği var. Ki orada sünnet olmuştum. Yatak odamdı benim. Her sabah, bin bir hülyalarla uyandığım  odaydı orası. Bir dahakine, beni burada misafir edecekler. Ve ben Bartın’a, aynı evin , aynı odasından, aynı Güneşe karşı gerinip,  Bartın’a “Günaydın” diyecektim sabah sabah. Ve de yarım asır sonra. Ne büyük bir saadet. Ve bir daha doğacaktım o sabah.

 

Odama girip baktım. Aynen öyle duruyor.Işıkları söndürüp de, gemici fenerini yakarak pencerede oturan, romantik şiirler yazmağa çalışan ben’i aradım.. Anamın bağrışları, bu günkü gibi gözlerimin önüne geldi. “ Gözün çıkmasın he mi!  O fenerle  “n’apıyorsun bakayım, evi yakacaksın” diyerek alt kattan  seslenişlerini  hatırladım bir an.

 

Hey gidi günler hey. Ama, evimizin ocak başını aradım. Kapatılmış, sıvanmış orası. İzi bile yok. Önüne  masalar konmuş, sedirler yerleştirilmiş. Pek çok müşteri doldurmuş  burasını. Eğleniyorlar. Anam görseydi bunları, hepsini sopayla dışarı kovalardı.

 

Bu gittiğimde boş durmadım tabi. Ayakkabılarını çıkarmadan bir sürü insan, gelip gelip bizim ocak başı önünde, yanlamasına yatmışlar, şarkı söylüyorlar. Dayanamadım, aldım elime mikrofonu seslendim oradaki herkese. Ortalıkta çıt yok. Dedim ki: “Oh, oh, iyi be. Evi istila etmişsiniz. Bir güzel de kaykılmışsınız öyle.Hem de ayakkabılarınızla. Oh, oh. Yan gel Osman yan gel ! “

 

Hepsi gülüştüler. Hiç kızmadılar. Zira  yönetici Barış bey, onlara beni göstererek, ” ev sahibim yıllar sonra geldi, tanıştık “ demiş.

 

Hey gidi günler hey.  Bu aynı mekanda ben de tiyatroculuk oynamıştım. Evin halı minderli misafir sandalyelerini,  salona dizip, yatak çarşafını perde yapmıştım. Bilet de kesmiştik. Evin çalar saatini de kurup,  zırlayınca, perde açılıyordu.

 

İkinci perdenin ortasında, üst katta bir kıymet koptu ki, Aman Allım. Anam haber almış ki, deme gitsin. N’aparız şimdi? Daha temsilin ortalarındayız.. Anam, elinde bir sopa ile, güm diye girdi sahneye. O kadar kişi içinde beni arıyor. Başıma geleceğini bildiğim için, sokağa fırlamışım. Bir de baktım ki, seyirciler, benden önce fırlamış. Neyse ki, kaldırımlarda buluştuk.

 

 Seyirciler, oyunun bir sahnesi sandılar, kıllarını kıpırdatmadılardı. Annemin o bas bas bağıran sesi, sokaklara kadar taşmış, ha bire söyleniyor. “Gözünüz çıkmasın he mi.!” Diyerekten.

 

Sesi, hiç kesilmedi. “Aman Ya Rabbim . Çarşaflar da delik deşik. Ayakkabılarla her yere de basmışsınız. Daha yeni sildim süpürdüm! Sizlerin ne işi var burada. Siz bizim oğlana bakmayın. Az kontaktır kafadan!” Haydaaaa! İkinci tiyatro sahnesi açıldı. Razı olsa da ne güzel oynardı anam. Hiç rol yap falan demeğe de kalmadan hem..

 

Ya bu günkü durumlar? Anam görmeliydi anam. Valla herkesi kovalardı. Bu evin, bir gün gelip de, eğlence mekanı olacağını, kırk yıl düşünsem bilemezdim. Şimdi memleketin eğlence kalbi, burada atıyor. Zerzevatları  yetiştirdiğimiz  bahçesi de olmuş ayrı bir yazlık mekan. Popüler yer olup çıkmış. Her türlü eğlence var bu mekanda.

   

     

  

 

 

 

 

  

 

 

   

 

 

 

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..